BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

CHURCHILL NE YAPMIŞTI? Çanakkale Harbi’ndeki ‘gizli el’

Geniş Açı - Fikir ve tartışma
Facebook
MEHMET HASAN BULUT
mehmethasanbulut@gmail.com
Araştırmacı Yazar

 
 
Lord Alfred Douglas “Gelibolu seferi mükemmeldi ve Türkler İstanbul'u koruyan kaleleri teslim etmeye mecbur kalmışlardı. Fakat 'Gizli El'in her ofiste ajanları vardı ve sadece 13 top mermisi kalan Türkler tam da beyaz bayrak çekmişken İngiliz güçlerine geri çekilmeleri için 'esrarengiz' bir emir verildi" demişti.
 
Birinci Cihan Harbi'nin en meşhur savaşlarından biri olan Çanakkale Harbi, yakın tarihimizdeki en hazin savaşlardan biridir. Binlerce gencimizin can verdiği, âdeta yetişmiş bir neslin ortadan kaldırıldığı bu savaş, günümüzde bir zafer olarak kutlanmaktadır. “Çanakkale geçilmez!” diye Türkiye tarihine yazılan Çanakkale Boğazı, bu savaştan üç sene sonra geçildi. Neticelerinin tesiri günümüzde dahi devam eden Çanakkale Harekâtına bir de, bu savaşın başaktörlerinden olan Winston Churchill’in gözünden bakmakta fayda var. Nitekim tarihî hadiselere farklı cihetlerden bakmak, çoğu zaman insanın ufkunu açmaktadır.
 
LORD ROTHSCHILD VE BANKER CASSEL
 
İngiliz devlet adamı Lord Randolph Churchill, mektepte çok da parlak bir çocuk olmayan on sekiz yaşındaki oğlu Winston’ın elinden tutup, yakın dostu Lord Nathan Meyer Rothschild ile tanıştırdı. Rothschild ailesi, Venedik’in aristokrat aileleri sayesinde dünyanın en zengin ailelerinden biri olmaya muvaffak olmuş Yahudi banker bir aileydi. Bu ailenin İngiltere’deki koluna mensup olan Lord Rothschild, kendisine emanet edilen genç Churchill’in himayesini, adamı Sir Ernest Cassel’e havale etti. Banker Cassel, Randolph’un ölümünden sonra Churchill’e âdeta babalık yaptı ve Winston bu işlerden pek anlamadığından olsa gerek, tüm servetini onun adına idare etti. Dünya yakın tarihini şekillendiren bu ailelerin network’leri yani irtibatları olduğundan, ileride İngiltere’nin başvekili olacak ve tarihe geçecek genç Winston’ın yükselişi de böylece başlamış oldu.
İtalya başta olmak üzere Avrupalı güçlerin desteğini alan Balkan çeteleri, 1909’da İstanbul’u işgal etti ve Sultan Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Böylece Osmanlı İmparatorluğu fiilen tarihe karışmış ve yerine, Genç Türkler olarak bilinen İttihat Terakki Komitesi’nin liderliğinde, ‘Yeni Dünya’nın bir parçası olan Yeni Türkiye kurulmuş oldu. Churchill’in hâmisi Banker Cassel, Turkish Petroleum Company'i, yani Türk Petrol Şirketi’ni kurarak İttihatçılardan Yeni Türkiye topraklarındaki tüm petrol imtiyazını aldı. Diğer yandan da, kendisi gibi Yahudi olan arkadaşı Jacob Schiff ile beraber, Rusya’da Çarlığı devirmek için ihtilal hazırlıkları yapmaya başladı. Kahramanımız Churchill de 1911’de İngiltere’nin Bahriye Nazırı oluverdi.
Churchill donanmanın başına geçince ilk iş olarak sadece petrolle çalışan Queen Elizabeth sınıfı yeni gemiler inşa ettirdi. Bununla da kalmadı; İngiltere Hükûmetinin, 1909’da kurulan Anglo-Persian Oil Company (İngiliz-İran Petrol Şirketi, bugünkü BP) şirketindeki hisselerin %51'ini almasını sağladı.
 
GELİBOLU HAREKÂTI
 
Derken 1914’te, beklenen Cihan Harbi başladı. İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya müttefikti. Yeni Türkiye ise Almanya safında harbe girdi. İngiltere Harbiye Nazırı Lord Kitchener, Kafkasya'da sıkışan müttefik Rusları rahatlatmak istiyordu. Churchill'den Türklerin dikkatini batıya; Gelibolu'ya çekmesini istedi. Bunun üzerine Churchill, donanmanın dretnotlardan sonra modası geçen, kömürle çalışan eski gemilerini alarak Gelibolu'ya saldırdı. Operasyona katılan tek yeni gemi, HMS Queen Elizabeth idi; o da test için getirilmişti. Operasyonda kara desteği yoktu. Çünkü İngiltere’nin asıl hedefi İstanbul değil, İstanbul’a giden yolu kapatan Çanakkale’nin kaleleri idi.
İngiliz gemileri Çanakkale önlerine gelince Queen Elizabeth hiçbir riske girmeden uzaktan kaleleri dövmeye başladı. İngilizlerin İstanbul’a yürüdüğünü düşünen ve başkentlerini tehlike içinde gören İttihat Terakki içindeki Enver muhalifleri, yani Anglofil kanat, İngilizlerle gizli görüşmeler yapmaya başladı. Onlara, İstanbul’daki hükûmeti devirip münferit sulh imzalamayı teklif ettiler. Fakat nafile! İngilizler, henüz savaştan istediklerini elde edememişlerdi. Bu teklifi reddettiler. Anglofil İttihatçılar, tekliflerini 1917’de de tekrarlayacak fakat yine aynı cevabı alacaklardı.
Çanakkale’nin kaleleri bir bir susuyordu. Gariptir motorların bozukluğu, pilotların tecrübesizliği gibi komik bahanelerle, saldırıda uçaklar kullanılmıyordu. Üstelik Churchill’in zaman zaman talebine rağmen donanmaya kara desteği de verilmiyordu. Donanmanın başındaki Amiral Carden, 18 Mart’ta İstanbul üzerine yürümeye karar verdi fakat saldırıdan iki gün evvel adı hasta listesine yazdırılarak vazifeden alındı. Yerine yardımcısı John de Robeck geçirildi.
Carden’ın vazifesinde hiç kayıp vermeyen donanmada Robeck’in başa geçmesiyle işler değişiverdi. 18 Mart saat 13.45 itibarıyla kaleler artık ateşe karşılık veremiyordu. İstanbul’a giden yol açılmıştı. Fakat Robeck garip bir karar aldı ve mayınların temizlenmesini beklemeden gemileri ileri sürdü. Hâliyle gemiler mayınlara çarptı ve Inflexible, Irresistible ve Ocean gemileri sulara gömülüverdi. Böylece İngiltere’nin deniz harekâtı sona erdi ve gemiler ikinci bir saldırıda bulunmayarak geri çekildiler.
 
İSTANBUL İÇİN GELMEDİLER
 
İstanbul'daki Amerika Birleşik Devletleri Sefiri Morgenthau, Müttefik donanmasının niye çekildiğini anlayamamıştı. Hâlbuki İttihatçıların mühimmatı bitmek üzereydi ve Türk halkı İttihat Terakki’den ve Almanlardan nefret ettiği için hükûmet sallantıdaydı. Morgenthau bu mevzuyu, Genç Türklere duyduğu sempati ile bilinen Alman von der Goltz Paşa ile konuştu. Paşa, İngilizlerin İstanbul'u almak gibi bir niyeti olmadığını, Ruslara söz verdikleri için, şehri alırlarsa İstanbul’u Ruslara teslim etmek mecburiyetinde kalacaklarını söyleyerek sefiri aydınlattı.
Goltz Paşa haklıydı. Rusya'yı İstanbul'dan ve Boğazlardan uzak tutmak, İngiltere'nin daimi politikasıydı. Rusya bunu bildiği ve İngiltere’nin verdiği sözden şüphelendiği için 18 Mart’tan iki hafta evvel Londra ve Paris'e telgraf çekmiş ve Çar'ın İstanbul ile Boğazları istediğini İngiltere ve Fransa’ya tekrar bildirmişti. Churchill ise şiddetle buna karşı çıkmış ve hükûmetine Gelibolu sonrası menfaatlere odaklanmayı tavsiye etmişti: "İngiliz tarihi bu savaşla bitmeyecek."
 
GENÇ MÜNEVVERLER CEPHEDE
 
İngiltere, deniz harekâtının ardından kara harekâtını başlattı. Sultan Abdülhamid’in yetiştirdiği binlerce münevver genç, Alman subayların idaresinde, İttihatçılar tarafından cepheye sürüldü. Canlarını dişlerine takarak Boğaz’ı müdafaa eden bu gençlerin bedenleri Çanakkale topraklarına cansız düştükten sonra kara harekâtı da sona erdi. Üstelik yaklaşık dokuz ay süren bu harekât sırasında mayınlar temizlenmedi ve gemiler Boğaz’ı geçmek için herhangi bir teşebbüste bulunmadı.
Çanakkale Savaşı, İngiltere cihetinden bir muvaffakiyetsizlik gibi görünse de, Gelibolu'da batan ya da hasar gören Irresistible, Majestic, Ocean, Triumph, Inflexible, Goliath gemilerinin hepsi, şehit düşen Müslüman gençler gibi, artık ihtiyaç duyulmayan eski sınıfa aitlerdi. Churchill ve hâmileri, bir taşla binlerce kuş vurmuştu.
Sırasıyla 1905 ve 1908 ihtilallerinden sonra meşruti idareye geçen Rusya ve Türkiye’ye son şeklini vermek için Cihan Harbini başlatanlar, Rusya’da yeni ve nihai bir ihtilale adım adım yaklaşıyorlardı. Çar ve taraftarları zor vaziyetteydi. Harbiye Nazırı Lord Kitchener, Çarlığı devirmeye çalışan komünistlerle savaşmaları için müttefik Rus ordusunu yeniden organize etmek ve güçlendirmek için yola çıktı. Fakat gemisi, 5 Haziran 1916'da bir patlamayla sulara gömülüverdi. Zavallı Kitchener’ın cesedi bile bulunamadı. Suç da bir Alman mayınına atıldı.
1918’de Cihan Harbi sona erdi. Harbin maksatlarına ulaşılmıştı. Rusya’da desteksiz kalan Çarlık devrilmiş ve Bolşevikler iktidara taşınmıştı. Yahudilere bir devlet sözü veren İngiltere, Gelibolu'da yorulan Türkiye'yi Suriye cephesinde rahatça yenerek Kudüs’ü ve Arap petrollerini ele geçirmiş, Türkiye’nin elinde sadece Anadolu topraklarını bırakmıştı. Üstelik Çanakkale’deki kaleleri ortadan kaldıran Müttefikler, üç sene sonra ellerini kollarını sallayarak Boğaz’dan geçmiş ve Sultan Vahideddin’in oturduğu İstanbul’u işgal etmişlerdi.
Çanakkale operasyonundan sonra harbiye nazırlığından istifa eden Churchill, Cihan Harbinden sonra Koloniler Nazırı yapıldı. Bu vazifede iken Parlamentoda, Bolşevik ihtilalini yapan Rus Yahudilerini Filistin’e doldurduğu için tenkit edilince, Cihan Harbini Amerikan ve Rus Yahudileri sayesinde kazandıklarını izah etti ve milletvekillerine Siyonizm’i desteklediğini anlattı. Kudüs’te bir devlet, Yahudilerin hakkıydı artık!..
Anadolu’daki Yunan işgalinde Ankara’ya karşı Yunanları desteklediği için Lloyd George hükûmeti 1922’de düşünce Churchill de açıkta kaldı. Hristiyan İngiliz halkı Yahudi menfaatlerine hizmet eden Churchill’den nefret ediyordu. Bu yüzden iki yıl boyunca seçilemedi. Elbette o da boş durmadı ve vaktini hükûmetle Yahudi petrol şirketleri arasında aracılık yaparak geçirdi.
Bu arada Lord Alfred Douglas adında bir İngiliz asilzadesi, Churchill’in Yahudilere çalıştığını ve İngiltere’yi dolandırarak onları zengin ettiğini iddia etti. Bu iddia üzerine Douglas ve Churchill mahkemelik oldular. Dava sadece sekiz dakika sürdü ve neticede Douglas tahkikat yapılmadan hapse atıldı. Geriye mahkûm Douglas’ın Çanakkale ile alakalı şu enteresan cümleleri kaldı:
“Gelibolu seferi mükemmeldi ve Türkler İstanbul'u koruyan kaleleri teslim etmeye mecbur kalmışlardı. Fakat 'Gizli El'in her ofiste ajanları vardı ve sadece 13 top mermisi kalan Türkler tam da beyaz bayrak çekmişken İngiliz güçlerine geri çekilmeleri için 'esrarengiz' bir emir verildi..."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608976 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/608976.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT