BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Arda’yı alın!..

Uluç Market
Öcal Uluç
Facebook

Galatasaray, “Barcelona’da oynamış” eski kaptanını ortada bırakmamalı; aslında “bugünkü duruma da düşürmemeliydi!..”
Arda’nın “Galatasaray’a karşı en ufak bir hareketi” olmamıştır; ama “kazandırdıkları” say say bitmez!..
O, “top toplayıcılıktan” ve Galatasaray altyapısından yetişmiştir; Galatasaray’ın şampiyonluk toplarına, kazandığı kupalara futbolcu olarak da, kaptan olarak da imzalarını atmıştır. Sonra, İspanya’nın en büyük üç takımından ikisinin formasını giymiştir ve de “bugün” çok açıktır ki; “Futbolu Galatasaray’da bırakmak istemektedir” ve “bu da onun hakkıdır!..”
“Sarı-kırmızılı formanın ona verilmesi”, bugünlerden yarınlara “Galatasaray formasını giyecek genç futbolculara da şu güveni verecektir; “Galatasaray, ‘nankör’ değildir; kendine hizmet edeni ortada bırakmaz!.”.
Bakınız, Başkan Mustafa Cengiz de, Teknik Direktör Fatih Terim “doğru ve haklı” bir söz söylemişlerdir; “Geleceğe yatırım yapmak!..
Ocak transferinde uygulamaları da “bu yolun açıldığını” gösteriyor; ama Arda “bu sınıfa girmez”; O, “Evet, geçmiştir” ama “Galatasaray’a güvenin” mesajını, sadece futbolculara değil, “gönlünde Galatasaray yatan” genç bütün sporculara taşıyacak olan “örnek” bir gelecektir!.. 
Ve de yıllardır, Selçuk’un “İtalyan hocasıyla saha kenarında kavga” ettiği günlerden beri “gerçek bir kaptana sahip olamayan” Galatasaray’ı “gerçek” bir kaptana kavuşturacaktır!..
Yaşadığı “Galatasaray’dan uzakta acı günler” onu kendine getirmiştir; “Fatih Hoca’dan dilediği özür” ile “Bana güvenin” demiştir!.. Fatih Hoca’nın “dilinde değilse bile gönlünde” Arda yatmaktadır!..
Arda’ya güvenilmelidir!..

Fenerbahçe medyası zor durumda!..
Ali Koç, “15 gün içinde” art arda “kendisini koruyan iki kalkanı” harcayıverdi ve “Kral çıplak” olarak ortada kaldı!..
Önce Ersun Yanal’ı isyan ettirecek sözlerle harcadı, sonra da “gözde ve de sözde” Comolli’ye “Güle güle” dedi.
Ve de F.Bahçe medyası, “oklarının Ali Koç’a çevrilmemesini sağlayan” bu iki kalkan gidince “Eyvah, karşımızda artık Ali Koç var, ne yapacağız?” sorusuyla baş başa kaldı. Bakalım, Comolli’nin yerine, “zor durumda kalan Fenerbahçe medyasını Ali Koç hedefinden kurtaracak” kim gelecek; merakla bekleniyor!..

Şut olmadan gol olur mu?..
Şutu unutan bir takım var, karşımızda; “Nasıl olur” demeyin; dahası, “Şutu unutan takımın iddiası” da var; “Şampiyon da olacağız, kupayı da alacağız!..”
Kim bu takım; Galatasaray!..
Taaa, 1950’lerden beri Galatasaray’ı sahalarda ve son yıllarda da televizyonlarda seyrederek, yazarak, yorumlayarak geldim; bugünlere kadar “böylesine şut acizliğine düşmüş” bir sarı-kırmızılı takım görmedim. 
Galatasaray TV’nin “nostalji kuşaklarında” eski günlerin Galatasaray’ının “zafer maçları” gösteriliyor; goller / kurtarışlar / Prekazilerden, Hagilerden Drogbalara, Sneijderlere, Simoviçlerden, Taffarellerden Musleralara kadar…
O kuşaklarda bir de “Ceza alanının dışından atılan goller” serisi var; müthiş kere müthiş ne goller atılmış… 
Bence Fatih Hoca, TV’den o görüntüyü Florya’ya getirtmeli ve Galatasaray’ın “öncelikle orta saha adamlarına”, sonra da forvetlerine her gün izletmeli!..
Hatta, Prekazi de, Hagi de durmadan Türkiye’ye gidip geliyorlar; Onları 10-15 gün Florya’da misafir edip futbolcularına “Nasıl şut atılır, ceza alanının dışından nasıl gol atılır” dersleri verdirtmeli!..
Pas… Pas… Pas… Rakip kalecinin burnunun dibine kadar geliniyor; kaleye vuracak adamı ara da bul!..
“Falcao da mı?” diye sormayın; ona doğru dürüst ne pas veren var, ne de “orta” yapan, “orta pas” gönderen!..
Kanatlarda onca adama şans veriliyor; ileri uç ve bekler olarak, “orta pas” zaten hak getire de, “ortalar” tam bir felaket; ta korner bayrağının yanından taca çıkanlar bile var; bol bol!..
Geçen yıllarda sağda bir Mariano vardı, ortaları ve orta pasları “gitmesi gereken” yerlere gönderen; o da Şener’e özendi galiba, “karavana orta ustası” oldu çıktı; Şener zaten “orta pas / orta yapmaya” bile korkuyor, artık! 
Eee, şimdi Galatasaray’ın orta saha ve kenar adamlarına soralım; “Nasıl gol atacak Falcao?..”
Ve de “daha önemli” bir soru; Galatasaray, “ligin en az gol ve en az şut atan takımı olmaktan” nasıl kurtulacak?..
Fatih Hoca’m “ocak” hedefi koymuş ve “sabır ve bekleme tavsiyesi” yaparak gelmişti, bu günlere…
Rizespor maçında “beklerin arkalarına kaçırılan rakip forvetlere ve de stoper Marcao’nun “İlle de kart göreceğim” sakarlıklarına rağmen” takım olarak epey derlenmiş, toparlanmış” bir Galatasaray seyrettim; ama gene “gol pası / gol / orta kısırlığı” devam ediyor!..
Geçen yıl, “Diagne’yi suçluyorduk”; bu sezon görüldü ki, Falcao gibi bir “uluslararası golcü” tam da “Diagne durumuna düşürüldü”; beraber maçı seyrettiğim arkadaşlarım bana sordular; “Ne olacak bu işin sonu?..”
Ben de “soruyu” noktasını, virgülünü değiştirmeden Fatih Hoca’ya aktarıyorum; bakalım Galatasaray takımı, hem de kendi sahasında Denizlispor maçında “sorunun cevabını” verecek mi?..

Şaka!..
Sanki “kış aylarında takımı Erzurum’da maç oynayan” ilk hoca var, karşımızda!..
Peki, Başakşehir dâhil, çalıştırdığı takımların hiçbiri “kış aylarında Doğu Anadolu kentlerine maç oynamadı” mı?..
Yok yok, Abdullah Avcı’nın “Takımının, Erzurum’da soğukta maç oynamasından şikâyet etmesi için” sebep ne ola ki?
Eee, “bu defa ve ilk defa ‘büyük’ bir takımın başında Erzurum’a gitmesi; yetmez mi?!.

Bile bile lades; aldanan ise taraftar!..
Eeee, artık kahkahalarla gülmeye başladım, “ağlanacak” hâlimize!..
Transfer ayı öncesinde “Dünyayı sarsacak” transfer haberlerinden… Transfer ayı gelince, “yarı profesyonel / yarı amatör” birkaç yüz bin avroluk “adı sanı duyulmamış” transfer haberlerine kadar düştük…
Ama gene de “anlı ve de şanlı, büyük büyük büsbüyük” kulüplerimizin “onları bile alamadığı” günleri yaşamaya başladık!.. Ki, “kasa durumları, borç durumları, harcama limiti” durumları ortadaydı ve “Dünyayı sarsacak palavraları” sayfaların manşetlerine, TV’lerin ekranlarına getirenler” de, bu durumları biliyorlardı!.. 
Böylesine bir “palavra ve aldatma” yarışını yapanlar, yaptıranlar hâlâ spor sayfalarında, o da yetmiyor TV ekranlarında “pişkin pişkin” ahkâm kesmeye devam ediyorlar. Ben de “Bu durumu ‘yüzleri belki kızarır’ diye kaç defadır yazıyor”; dahası kahkahalarla gülüyorum!..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611797 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/611797.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT