BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İyi ki varsın Erdoğan

Süleyman Özışık
Facebook
Bir önceki yazıda, "Türkiye'yi bu süreçte kimin yönetmesini isterdiniz?" diye sordum.
Çıldırdılar!
Oysa kafatasının içinde bıngıldak kadar beyin taşıyan herkesin rahatlıkla anlayabileceği ve cevaplayabileceği türden bir soru sormuştum.
"Şu süreçte hangi dünya liderinin korona ile mücadelesinden memnun kaldınız. Keşke bizi de bu adam veya bu kadın yönetseydi diyeceğiniz bir dünya liderinin adını verin" dedim basitçe...
Cevap vermek yerine küfürler, hakaretler...
Niyesini biliyorsunuz.
Bugüne kadar "Adamlar insana değer veriyor be kardeşim" dedikleri ülkelerin nasıl sefil hâle düştüklerini gördüler de ondan...
"Koskoca" dedikleri Amerika, "Maske yok, şal ile yüzünüzü kapatın" işte diyor. Macron, "Elinizdeki maskeleri hastanelere teslim edin" diye yalvarıyor. İtalya’sı, İngiltere’si, İspanya’sı hastaları hastaneye götürme gereği bile duymuyor, "Bırakın evlerinde ölsünler" diyor. Huzurevlerindeki yaşlıların üzerine kapılar kilitlendi, hepsi çırpınarak ölüyor. 
Bütün dünya liderleri "Biz bittik, battık" diye ağlaşırken bir tek adam, "Biz bu süreçten güçlenerek çıkacağız" diye haykırıyor. Bir tek adam, "Başka milletlerin sırtından geçinen sözüm ona büyük devletlerin çağı sona eriyor. Türkiye'nin çağı yakında başlayacak" diye haykırıyor.
O adam, Recep Tayyip Erdoğan!
Başka liderler, "Elinizdeki maskeleri bize verin" diye yalvarırken o, "Bize adresinizi verin, size maske göndereceğiz" diyor, maskelerin parayla satışını yasaklıyor. Yetmiyor, dünyanın büyük ülkelerine maske yardımı, tıbbi malzeme yardımı yapıyor. 
Hastane sıkıntısı, yoğun bakım sıkıntısı, solunum cihazı sıkıntısı yaşatmıyor hastalarına...
Test ücretsiz, tedavi ücretsiz. 
Hastasının canını kendi canından aziz bilen sağlık çalışanları, iyileştirdikleri hastaları koridorlarda alkışlayarak, ağlayarak uğurluyor!
Avrupa'da yaşlılar evinde çaresizlik içinde beklerken, o, zabıtayı ve polisi yaşlıların emrine veriyor. "Ne isteğiniz varsa söyleyin, polisimiz, zabıtamız size getirecek. Yeter ki evinizden çıkıp kendinizi riske atmayın" diyor. 
Kısa çalışma ödeneği, işsizlik maaşı, büyük, orta ve küçük ölçekli şirketlerin ayakta kalabilmesi için destek üstüne destek paketi açıklıyor. Bir hafta içinde, sadece bir hafta içinde 2 milyon 100 bin eve karşılıksız gıda ve para yardımı sağlıyor.
İşten çıkarmaların önüne geçmek için "kısa çalışma ödeneği"ni başlatıyor. İşten çıkarılanlar için "işsizlik maaşı"nı devreye sokuyor. Küçük ölçekli şirketlere teminatsız kredi vermeleri için devlet bankalarını harekete geçiriyor. 
Yetmiyor.
Bir el hareketiyle milletini ayağa kaldırıyor, garip gurebaya dağıtılması için sadece 10 günde 2 milyar 100 milyon lira toplanmasına vesile oluyor. Belediyeler kapı kapı dolaşıp yardım kolileri dağıtıyor.
Yahu... 
Açın dünün gazetelerine bakın. Amerika "Bize tıbbi malzeme konusunda yardım eder misiniz?" diye haber göndermiş. İsrail gazeteleri, "Korona tedbirleri konusunda Erdoğan'ın izini takip etmeliyiz" diye yazıyor. 
Rüyada görsek inanmazdık birader!
Avrupa "Erdoğan" diyor ama bizim dilleri lal olası bir kesim insanımız bunu demiyor, diyemiyor. 
Hani kimse övgü beklemiyor ama en azından "Adam işini iyi yapıyor beyler" denmesini bekliyor insan.
Ama yok, yine demeyecekler eminim.
Bunu yapmak yerine, bu gerçekleri hatırlatan bana ve benim gibilere küfür ve hakaret edecekler.
Bunlara verilecek en büyük ceza ne biliyor musunuz?
#İyikivarsınErdoğan demek…
Bulduğunuz her yere bunu yazın…
Yazın ki iyice çıldırsınlar!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613083 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/613083.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT