BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bir muhalif ile nasıl tartışılır?

Süleyman Özışık
Facebook


Dünya üzerinde yaşayan her insan türü ile irtibata geçebilir, konuşabilir ve hatta onu belli noktalarda ikna edebilirsin. 
Ama Türkiye'de yaşayan bir muhalif için geçerli değil bu söylediklerim. Genel itibari ile bir muhalifin bir meseleyi tartışma şekli böyledir. Kendi mahallesinde köpürtülen bir yalanı anında kopyalayıp sosyal medya sayfasına yapıştırır. 
Sonra o yalan üzerinden saldırdıkça saldırır.
Misal;
Atatürk tüccarlığı ile nam salan yazar, "Şehir hastanelerinde hasta garantisi var" diye bir yalan köpürttü mü? Muhalif tayfa anında kopyalıyor bu yalanı, sosyal medyada gördüğün her yazarın yazısının altına yapıştırıp duruyor. 
"Hadi buna da cevap ver" diye bıkmadan usanmadan yazıyor. Belki ikna ederim düşüncesiyle "Yahu kardeşim bu büyük bir yalan" dediğin an büyük macera başlıyor.
Sohbetin seyri şöyle devam ediyor:
Sen hükûmet yalakası olduğun için yalan diyeceksin tabii ki. Yoksa maaşını nereden alacaksın?
- Yahu güzel kardeşim ortada maaş falan yok, ama sen bir yalana inanıyorsun. Bakanlık açıklama yaptı olmadığını söyledi. Kaldı ki ihale şartnameleri kurumların internet sayfasında var girip oraya baksana ona buna inanacağına...
Tabii, tabii, Suriyelilere bedava sağlık hizmeti verildiği, üstüne maaş verildiği de yalan.
-O da yalan kardeşim. Suriyelilere bedava sağlık hizmeti verilmiyor. Maaş da verilmiyor. Onlara Avrupa Birliği ve dünya bankasından gelen fonlarla yardım ediliyor. 
Tabii canım, köprülerde geçiş garantisi verildiği de yalan di mi? Yazsana bunu yüreğin yetiyorsa. Ama yazamazsın maman kesilir.
- O konuda haklısın, köprülerde geçiş ücreti var ve bunu ben de defalarca eleştirdim. Bunun olmaması gerektiğini söyledim.
Türkiye'yi böldünüz be! Atatürk'ün kurduğu Türkiye'yi böldünüz. BOP eş başkanınız görevini çok iyi yapıyor.
-Güzel kardeşim, Türkiye'nin bölündüğü falan yok. Türkiye'yi bölmeye çalışanlarla verilen mücadeleyi görmüyor musun? PKK ve FETÖ'ye aman verilmiyor bunu gerçekten görmüyor musun? 
Siz mücadele ediyorsunuz öyle mi? Düne kadar FETÖ ile birlikte hareket eden kimdi? Megri Megri diyen kimdi onu da söylesene…
-Bak canım kardeşim. FETÖ bir terör örgütü değilken hükûmetin bu yapı ile içli dışlı olduğu doğru. Ancak bunların hain olduğu ortaya çıktıktan sonra bunlara karşı en büyük mücadeleyi veren de hükûmet. Türkiye’de silahlar sussun diye PKK terörü bitsin diye bir mücadele verildi. Barışın gelmesi için her yol denendi ama olmayınca hükûmet binlerce teröristi toprağın altına gömdü. Bana söyler misin bu iki yapının ihanet içinde olduğunu görmesine rağmen senin oy verdiğin partin niye bunlarla içli dışlı olmaya başladı?
Kiminle içli dışlı olmuş benim partim. Külliyen yalan. Siz havuz medyası böylesiniz işte, sahibinizin sesisiniz. İspat et içli dışlı olduğumuzu?
- Yahu FETÖ kurumları kapatılırken sizinkiler o kurumların önünde nöbet tutmuyor muydu? PKK ile mücadele edilirken sizinkiler PKK'nın siyasi ayağı olan HDP ile seçim ittifakı yapmadı mı?
Ne demek HDP ile ittifak? HDP'liler terörist mi kardeşim? Meşru olan her parti ile ittifak yapılamaz mı?
-Yahu HDP'lilerin tamamına terörist demiyor kimse. Ama PKK'ya eleman ve silah taşırken yakalanan HDP'liler terörist değil mi birader?
Kapatın o zaman partiyi kardeşim. Niye açık tutuyorsunuz partiyi? 
-Parti kapatmak yerine teröre destek verenlerin yakalanıp yargılanması daha uygun bir yöntem değil mi?
Bırakın bu numaraları. İnsanlar aç kardeşim aç. Belediyeler bu insanlara yardım yapmak istedi, siz hesaplarına bloke koydurdunuz.
-Belediyeler yardım yapmak istedi diye hesaplara bloke konmadı kardeşim. Kanunların dışına çıkıldı, izinsiz yardım hesapları açıldı. Yine kanunların dışına çıkılarak usulsüz bağış yapıldı ve devlet, "Bu işi yapacaksanız kanunlara göre yapın" diye uyardı. Uyarı dikkate alınmayınca hesaplara kanunlar gereği bloke konuldu.
Ya ne yapacaklardı? İnsanlara maske bile veremiyor senin savunduğun hükûmet. Amerika, Kanada gibi ülkeler her vatandaşına maaş bağladı şu korona günlerinde.
-Dünya üzerinde vatandaşlarına ücretsiz maske dağıtan tek ülke senin ülken bunun farkında mısın? Amerika maaş dağıttı diyorsun ama orada korona testi sigortalı olandan 9 bin, sigortasız olandan 34 bin dolar para alıyorlar. İnsanlar yatacak hastane bulamıyor evlerinde ölüyor. Kanada'da da yaşlıların tedavi edilmediği ortaya çıktı. Huzurevlerinde çaresizce ölenleri görmüyor musun bu ülkelerde?
Ya tabii böyle oldu di mi? Önlem almadınız, umreden gelenler virüsü yaydı şimdi başa çıkamıyoruz.
-Umreden 20 bin kişi; ama Avrupa'dan da aynı tarihlerde 3 buçuk milyon insan geldi. Onları niye söylemiyorsun?
Sen bırak bunları da Fahrettin Altun'un üzerine geçirdiği devlet arazisinden bahset. 
-O haberin baştan sona yalan olduğunu bölgedeki sanatçılar söyledi izlemedin mi? 
Türkiye'de medya mı bıraktınız. Herkese yasak koydunuz. Herkesi hapse atıyorsunuz. Gazetecilerin hapiste ne işi var bana onu anlat sen.
-Türkiye'de gazetecilik faaliyetinden ötürü hapse giren bir kişi gösterebilir misin? Gazetecilik suç işleme özgürlüğü verir mi insana? Ya peki şu an Tuncay Özkan'ın bakan olduğunu düşün. Sence medyanın durumu ne olur söyler misin? "Biz iktidara geldiğimiz günün ertesi iktidarı destekleyen medyanın tamamına el koyacağız" diyen milletvekilinizi unuttun mu? 
Bence de el konulmalı. Hepsi yandaş, hepsi iktidarın eliyle besleniyor. Havuz medyasısınız siz. İktidar gidince sizin döneminiz de bitecek.
-Canım kardeşim. Şu anda belediyeleriniz Sözcü gazetesini, Cumhuriyet gazetesini bedava alıp dağıtıyor. Ayrıca elde ettiğiniz iki üç belediye üzerinden bu gazetelere dünyanın parasını aktarıyorsunuz bu yalan mı?
Tayyip Erdoğan ülkeyi yönetirken Karun gibi zengin oldu. Yurt dışında paraları var bu da mı yalan.
-Bak bunu bin defa dile getirdiniz. Ama her seferinde çuvalladınız. Lideriniz bunu dile getirdi, ispata davet edildi ve ispat edemeyince tazminata mahkûm edildi onlarca kez.
Damat Berat ülkeyi batırdı be. 
-Kim yönetsin anam babam? Hesap uzmanınız Kemal Kılıçdaroğlu mu yoksa döktüğü asfaltın miktarını bilmeyen prototip başkanız mı?
Ormanları katlettiniz, orman alanlarını bile peşkeş çektiniz.
-O ormanlarda sizinkilerin dönüm dönüm arazi kapattığı ortaya çıktı. Okumadın mı gerçekten?
Salda Gölü’nden ne istediniz be, o güzelim alanı tarumar ettiniz.
-İşletmeci firma oraya girdi ama hükûmet dünyanın cezasını keserek faaliyetlerini durdurdu. Okumadın mı?
           ***
Böyle devam edip gidiyor tartışma...
Dikkat ederseniz hastanelerden girdik, Salda Gölü'nden çıktık. Adamlar sabun gibi, elde durmuyor. Bir soruya cevap verdiğin an, yalanı çöktüğü an diğer yalana geçiyor. Ona cevap vereyim derken, bir diğerine zıplıyor. 
Ben uzatmadım ama sanmayın ki konu burada kapanıyor. Devam ettiğinizde mesele Can Dündar'a, Selahattin Demirtaş'a falan derken Menderes'e oradan Osmanlıya oradan da orucun ertelenmesine, camilerin kapatılmasına kadar gidiyor. 
İmam-ı Gazali, “Cahillerle tartışmaya girmeyin, zira ben hiç yenemedim!" demiş ya hani...
Ne kadar da doğru söylemiş!

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613260 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/613260.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT