BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ecevit Erdoğan’dan iyiydi demek!..

Süleyman Özışık
Facebook
 
 
Varlığıyla onur duyduğumuz Atatürk tüccarı yazarımız Yılmaz Özdil el altından çevirdiği villa vurgunu ortaya çıktıktan sonra ne yazacağını şaşırmış durumda.
Bir gün Mısır'dan patates ithal ettiğimizi yazıyor, başka gün dalkavukluğun tarifini yapıyor. Bir gün memleketi İzmir'de yaşanan Çav Bella kepazeliğine kılıf bulmaya çalışıyor sonraki gün havlu yazıları yazıyor.
Ayarı bozulmuş, bunu çok net bir şekilde belli ediyor.
Dün de o ayar bozukluğu ile oturmuş bilgisayar başına, bir Ecevit methiyesi yazmış ki anlatamam.
Bakın size vıcık vıcık yazıdan birkaç satır aktarayım:
"Ecevit, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'den sonra toprak kazandıran tek liderdi. Bu dönemde ise, vatan toprağı terk edildi."
İçimden "Yalancının" diyesim geldi okurken...
İsmet İnönü vatana toprak kazandıran adamdı öyle mi? Peki 12 Ada'nın alınmasını "İngilizlerle aramız bozulur" diyerek reddedip Yunanistan'a veren kimdi?
Ciciş kardeşler miydi?
Ecevit Kıbrıs Barış Harekâtı'nı yaparak vatana toprak kazandırdı öyle mi? Bunu tek başına mı yaptı? İktidar ortağı Merhum Erbakan ne yapıyordu o sırada? 
Google'a "Kıbrıs çıkarması" yazın ve merhum Rauf Denktaş ile merhum Erbakan'ın bu konudaki açıklamalarına bir göz atın.
Rauf Denktaş, bir kalabalığa hitap ederken ne diyor biliyor musunuz?
"22 yıl önce Kıbrıs'ı zulümden kurtarma kararı veren Necmettin Erbakan, Başbakan olduktan sonra ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs'a yapmıştır" diyerek Erbakan'ı ayakta alkışlatıyor.
Erbakan ise bazılarının işine gelmeyen şu açıklamayı kameralar karşısında yapıyor:
"Ecevit ısrarla 'İngiltere garantörlüğünde hareket edelim' diyerek Londra'ya gitmek istedi. Biz de yanına Oğuzhan Asiltürk arkadaşımızı vererek İngiltere'ye yolcu ettik. Ecevit yola çıkar çıkmaz dönemin Genelkurmay Başkanı 'Durum çok acil, İngiltere'den gelecek kararı bekleyemeyiz' dedi. Ben de 'Ben Başbakan Vekili olarak söylüyorum. Hazırlanın ve yürüyün" talimatı verdim. Askerlerimiz gemilere binerken Ecevit döndü. Ben de 'Biz harekât emrini verdik' dedim ve Halk Partili arkadaşların da imzasını alarak operasyonu başlattık..."
Demek ki doğrusu neymiş?
Ecevit İngilizleri ikna etmeye çalışırken, operasyonun emrini bizzat Necmettin Erbakan vermiş ve Ecevit de Başbakan olarak bu karara uymak zorunda kalmış!
Devam edelim Özdil'in yağlamalarına:
"Ecevit ABD ambargosunu filan tınlamamıştı, Kıbrıs'a çıkarken ABD ordusuyla vuruşmayı göze almıştı.”
Evet evet, öyle oldu ya!
Neyse ki daha sonra üç kuruş para için dönemin Amerikan Başkanı Bill Clinton'ın önünde nasıl el pençe divan durduğunu da hatırlıyoruz.
Öyle fatih biriydi yani!
Devam edelim:
Bu dönemde ise “ananı da al git, kelle, vampir, insan müsveddesi, ölü sevici, siyasi sapık, boyunları tasmalı, sürüngen, ayyaş” filan havalarda uçuşuyor
"Ecevit tüm zamanların en kibar başbakanıydı, herhangi bir yurttaşa hitap ederken 'sayın'sız cümle kurmazdı, en sert rekabet yürüttüğü siyasi rakipleriyle bile nezaket sınırlarını aşmazdı."
Bak, yine "Yalancının" diyesim geldi. Tüm zamanların en kibar başbakanıydı ama milletin iradesiyle Meclis'e giren başörtülü milletvekilini "Bu kadına haddini bildirin" diyerek linç ettiriyordu. İmam Hatip Liseleri'ni çok kibarca kapattırıyordu. Başörtülülere çok kibarca zulmediyordu!
Di mi?
Bir başka yağlamayla devam edelim:
"Ömrü boyunca üç oda bir salon mütevazı evde oturdu. Bu dönemde ise, bin küsur odalı saray yaptırılıyor, devleti yönetenler Dolmabahçe Sarayı'na, Yıldız Sarayı'na, Huber Köşkü'ne, Vahdettin Köşkü'ne sığmıyor, Okluk Koyu'na Ahlat'a saraylar yaptırılıyor."
Bak, bu kez "Yalancının" demeyeceğim. Direkt "Bu, haysiyetsizce bir karalama kampanyasıdır" diyeceğim.
Zira, bin küsur odalı saray denilen yer Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’dir. Milletin malıdır. Saraylar da milletin malıdır. Her Cumhurbaşkanı, her Başbakan bu saraylarda istediği zaman görev icra edebilir, ofis olarak kullanabilir. Erdoğan da bu hakkı kullanıyor. Bu kullanım hakkı, sarayları Erdoğan'ın babasının malı yapmıyor.
"Yapıyor" diyen de namussuzun önde gidenidir!
Erdoğan en azından birileri gibi milletin malına çöküp, kendisine Bodrum'da yürüyen villa yaptırmadı! Yetimin hakkı olan 135 metrekarelik devlet arazisini kendi villasına kaçak yollarla eklemedi. Biraz onurlu olan önce bunun hesabını verir.
Tamam?
Devam edelim:
"Ecevit, terörle mücadele etmişti. Bu dönemde, terörle müzakere edildi. Abdullah Öcalan'ı yakalayıp, hapse tıkmıştı.”
Müsaadenizle bu noktada yine "Yalancının" diyeceğim.
Abdullah Öcalan yakalanmadı. Ecevit'e şefaat eden Fetullah Gülen'le takas edilerek Amerika tarafından Türkiye'ye teslim edildi. Ecevit yıllar sonra bile, "Bize Öcalan'ı niye verdiler ben hâlâ anlamadım" diyordu. Bu detayı bile bile atlayan da haysiyetsizdir.
Ayrıca...
Abdullah Öcalan'ın idam edilmesini kim engelledi? Kim kanun, yasa çıkardı? Bunu yazmayan da ayrıca biraz daha haysiyetsizdir. 
Sözün özü...
AK Parti'ye çakmak için Ecevit güzellemesi yapmak kolay.
Yüreğin yetiyorsa Ecevit dönemindeki ekonominin durumunu da yazsana. Türkiye'nin nasıl iflas ettiğini de yazsana.
Ülkenin memur maaşlarını ödeyemez hâle geldiğini, deprem için toplanan paraların memurlara maaş olarak dağıtıldığını, Ecevit'in ülkeyi Lüksemburg gibi bir ülkecikten 750 bin dolar borç alacak duruma düşürdüğünü de yazsana?
Ecevit döneminde kaç bankanın hortumlandığını, milletin 360 milyar lirasının nasıl iç edildiğini de yazsana? Doların bir gecede nereden nereye fırladığını, intiharların nasıl arttığını, esnafın başbakanlık önünde nasıl yazar kasa fırlattığını da yazsana...
Ecevit çok iyi bir adam mıydı?
Tartışılır!
Ama tüm zamanların en berbat Başbakanı olarak tarihe geçti. Öyle bir Başbakanlık yaptı ki yurt dışından getirdiği Ekonomi Bakanı Kemal Derviş'e bir hafta boyunca ulaşamıyordu. "Arıyorum ama telefonu kapalı ya da bana dönmüyor" diyordu, unuttunuz mu?
Öyle bir yönetim gösterdi ki en sonunda siz adamı delirttiniz ve partisini darmadağın ettiniz
Unuttunuz mu?
İsmail Cem'e tıpkı bugün Ekrem İmamoğlu'na "tapındığınız" gibi "tapındınız" ve Ecevit'in partisini ortadan ikiye hıyar gibi böldünüz, unuttunuz mu?
Kendisini alay konusu yapan, kendisini aşağılayan da sizdiniz unuttunuz mu?
Sen unuttuysan yan komşun Emin Çölaşan'a sor.
"Ülkemizi yatalak, yarı akıllı bir adam yönetiyor. Öğrendiğime göre yatağında altına kaçırıyor" diyen kendisiydi.
Bize çemkireceğine git ona Ecevit'i anlat!
Ama bize geçmişin kirli günlerini pirüpakmış gibi anlatma. Çünkü bu millet o günleri asla unutmadı ve asla unutmayacak.
Tıpkı senin yarısı kaçak villanı unutmayacağı gibi...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613749 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/613749.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT