BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kanlı niyetler!

Süleyman Özışık
Facebook
AK Parti ve AK Parti'ye oy veren seçmen, seçimde yenilgiye uğradığı gün, dertlerin en küçüğü seçim kaybetmek olacak!
Çünkü...
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı döneminde bu ülkeye 70 yıl kan kusturan, bizden öncekileri ölümlere, ölümlere olmasa bile zulümlere mahkûm eden vesayet sistemini bitirmek için canını ortaya koydu.
Eğer o vesayet sistemi yeniden hortlarsa, kendilerine bu kâbusu yaşatan lidere de ona oy veren seçmene de gün yüzü göstermezler emin olabilirsiniz.
Bunu geçirdikleri öfke nöbetleri sırasında kendileri de hezeyanlar içinde söylüyor zaten.
Hafızayı tazelemek için hatırlatmak gerekirse...
Sanatçı görünümlü Metin Akpınar ekranda Erdoğan'ı ima ederek "Belki lideri ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki de başka liderlerin yaşadığı kötü sonları yaşayabilirler" tehditleri savurdu mu?
Savurdu...
Gazeteci görünümlü Mine Kırıkkanat yine ekran karşısında, "Bir hesap günü gelecek. Şimdi mağdur biziz. Biz de sizi mağdur edeceğiz elbette. Elbette bugün gelecek" diyerek hayalindeki işkence tarzını açık açık beyan etti mi?
Etti...
Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, "AB liderleri bana Cumhurbaşkanı olmam hâlinde Erdoğan'ı yargılayıp yargılayamayacağımı soruyor" diye itirafta bulundu mu?
Bulundu...
İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, ortada seçim yokken, "Bu iktidarın sonu geliyor. Öyle ya da böyle gidecekler" diyerek iktidarı sandık dışı yöntemlerle devirmeyi hedeflediklerini söyledi mi?
Söyledi...
Kılıçdaroğlu'nun has adamı Tuncay Özkan televizyon ekranında, "Bu siyasal İslamcı AKP’nin sonu geldi. Amerika ülkeyi işgal edecek ve onlar ile birlikte Türkiye’yi artık biz yöneteceğiz” dedi mi?
Dedi...
Genel Başkan Yardımcısı Özgür Özel, yine canlı yayında "Saray rejiminin sonu geliyor. Ey bürokratlar, Erdoğan'ın talimatlarını uygulamayın. Aksi takdirde biz iktidara geldiğimizde sizden hesap soracağız" dedi mi?
Dedi...
CHP'li Dursun Çiçek, bazı hâkim ve savcıların kendisine, "Siz bunları iktidardan düşürün, gerisini bize bırakın. Hepsini hapishanelere dolduracağız" dediğini bir başka canlı yayında söyledi mi?
Söyledi...
Bitmedi daha, durun...
Asıl bomba tehditler şimdi başlıyor.
Darbe imalı bildiriye imza atan PKK sevici CHP'li Türker Ertürk, katıldığı bir canlı yayında, "Eğer bu iktidarı düşüremezsek, Türk halkını da cezalandırabilecek uluslararası girişimler olacak" diyerek ABD ile birlikte millete ceza keseceklerini açık açık ilan etti mi?
Etti...
CHP'li bir başka PKK sevici Aykut Erdoğdu darbe imalı bildiri yayınlayan amirallere teşekkür ettikten sonra, "Ben o mahkemede bunların yargılandığını göreceğim. Bütün bu yargılamaları da TRT ekranlarından canlı yayında vereceğiz" dedi mi?
Dedi...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Avrupa'ya yalvarıp, "Gelin bizimle birlikte Türkiye'ye müdahale edin de bu iktidarı devirelim" dediğini hepimiz duyduk mu?
Duyduk...
Şiştiniz, biliyorum.
Kâbuslardan fırlamış bu habis tiplerin açıklamalarını şimdilik burada keseyim.
Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum.
Sanatçısından gazetecisine, siyasetçisinden bürokratına, amiralinden generaline ve dahi oy verenine varıncaya kadar pek çoğu aynı intikam ateşiyle yanıp tutuşuyor. Hepsi aynı intikam naralarını atıyor.
Sadece onlar değil…
PKK’nın yayın organları bu açıklamalara destek veriyor. FETÖ iblisinin haşhaşileri bu açıklamalara canıgönülden destek veriyor.
Zaman ilerledikçe hemen hepsi giderek şiddetlenen bir aciliyet duygusuyla hareket ediyor. Onlar konuştukça nice zamandır beklediğimiz sessiz tehlike, sesli tehditlere dönüşüyor ve yüzümüze direkt olarak söyleniyor.
Hepsi toplanıp tek bir saldırı hâline dönüşmek için hazırlık yapıyor sanki…
Belli ki bu ülkeye ve bu ülkenin insanına karşı besledikleri niyetler epey kanlı. Belli ki saplantı hâline getirdikleri bir hedefleri ve hayalleri var. Belli ki ülkeyi öyle ya da böyle ele geçirdikten sonra AK Parti'ye ve Erdoğan'a destek verenlere kanlı bir manzara izletmek istiyorlar.
Onurlu bir ülkenin; bu aciz, bu sefil tipleri böylesi konumlara yükseltmesi ve onlara "Bir gün sizi iktidar yapabiliriz" diye umut vermesi ne acı...
İçinizi rahatlatmak için bu tiplerle ve onların açıklamalarıyla dalga geçip, "Bunlar bir kadeh rakı içtikten sonra kendini hayalî bir kediyle tartışırken buluyor" diyebilirdim.
Ancak durum şakayı kaldırmıyor. Çünkü tarihin bize hatırlattığı bir şey varsa o da şudur:
Değişim büyükse, tehditler ve düşmanlar gecikmez!
Türkiye bu değişimin getirdiği iç ve dış düşmanların tehdidi altında. Kimseyi bu tehditlere karşı savaşa falan çağırdığım yok yanlış anlaşılmasın. Çağırmaya gerek yok zira, savaş zaten herkesin kapısının önüne kadar gelecek. 
Sadece bu savaşı başlamadan bitirmek için uyanık olmayı ve bir arada kalmayı öneriyorum. 
Çünkü bu dönemde dağılırsak, yaklaşan tehlike hiçbirimizin içinden çıkamayacağı bir şeye dönüşecek.
"Şey"in ne olduğunu hâlâ anlamadıysanız 104 amiralin kaleme aldığı bildirideki “Aksi takdirde” cümlesini tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyorum.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618361 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/618361.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT