BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Nefis, ahmak ve câhil hizmetçidir!

YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Vehbi Tülek
Facebook
İnsanın da, Allahın da düşmanı olan nefsi zayıflatarak azmasını önlemek lâzımdır.
 
Nasr bin İbrahim Makdisî hazretleri Şafiî fıkıh âlimidir. 407 (m. 1016)’da Filistin’de Nablus'ta doğdu. Kudüs, Diyarbekir ve Meyyâfârikin'e (Silvan) giderek ilim tahsil etti. Şam’a yerleşti ve burada talebe yetiştirdi. 490 (m. 1096)’da vefat etti. Buyurdu ki:
Bir ibâdeti, bir işi yapmak için, dört mezhepten birini taklit etmeye niyet etmek, o mezhebe uyarak yapmak lâzımdır. Dört mezhebin her birinde, bir işin yapılması için, bir kolay yol, bir de güç yol vardır. Birinci yola (Ruhsat), ikincisine (Azîmet) yolu denir. Kuvvetli, hâli elverişli olanın, azîmet ile amel etmesi efdaldir. Güç olan işi yapmak, nefse daha ağır gelir. Nefsi daha çok ezer, zayıflatır. İbâdetler, nefsi zayıflatmak için, kırmak için emrolundu. Çünkü nefis, insanın da, Allahın da düşmanıdır. Onu zayıflatarak azmasını önlemek lâzımdır. Fakat, büsbütün öldürülmez. Çünkü, bedenin hizmetçisidir. Ahmak ve câhil hizmetçidir.
Zayıf, hasta, sıkışık hâlde olan kimsenin, ibâdetlerinde, işlerinde azîmet yolunu terk etmesi, ruhsat yolu ile yapması lâzımdır. Kendi mezhebinin ruhsat yolu ile yapması da güç olursa, diğer üç mezhepten birini taklit ederek yapması câiz olur. Her Müslümanın, dört mezhepte olanların hepsini sevmesi, hepsine hayır duâ etmesi, mezhepte taassup etmemesi vâcibdir. Dört mezhebi (telfîk) etmesi, söz birliği ile câiz değildir. Telfîk, bir işi, bir ibâdeti yaparken, dört mezhebin ruhsatlarını, kolaylıklarını seçip toplamak demektir. Yapılan bu iş, dört mezhebin hiçbirinde sahih olmamaktadır. Bir mezhebin ruhsatlarını toplayarak amel etmek, câizdir...
Hadis-i şerifte, (Âlimler arasında kıymet bulmak için ve câhiller ile mücâdele için ve her yerde meşhur olmak için din bilgisi öğrenen ilim adamı, Cennetin kokusunu bile duymayacaktır) buyuruldu. Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, mal toplamak ve bir mevki elde etmek ve hayvânî arzularına kavuşmak için ilim öğrenen ve ilmi ile amel etmeyen kimse, İslâm âlimi değildir. Diğer bir hadis-i şerifte, (Dünyalık ele geçirmek için, ilim öğrenen, dünyada mal ve mevki elde eder. Âhiretteki kazancı ancak Cehennem ateşi olur.) Böyle ilmin faydası yoktur. Böyle ilimden kaçmak lâzımdır. Nitekim hadis-i şerifte, (Yâ Rabbî! Beni faydasız ilimden koru!) buyuruldu. Bir Müslümanın öğrenmesi lâzım olan bilgilere (İslâm ilimleri) denir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617779 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek/617779.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT