BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Mesaj”lar ve tuhaflık!..

“Mesaj”lar ve tuhaflık!..

15 ve 20 Kasım günlerinde İstanbul’da meydana gelen terör saldırılarının doğrudan ve esas olarak Türkiye’yi hedef aldığı noktasında giderek daha geniş bir fikir birliği oluşuyor.



15 ve 20 Kasım günlerinde İstanbul’da meydana gelen terör saldırılarının doğrudan ve esas olarak Türkiye’yi hedef aldığı noktasında giderek daha geniş bir fikir birliği oluşuyor. Bizi acıya boğan bu felaketlerin mahiyetinin doğru şekilde algılanmaya başlanması müsbet bir gelişmedir. Daha da müsbet bir gelişme, bu iğrenç saldırıların öyle sanıldığı gibi, El Kaide isimli terör örgütü, yahut onun şubeleri tarafından tek başına kotarılan olaylar olamayacağı, arkasında devlet veya devletlerin gizli servislerinin desteği olmadan bu kabil saldırıların gerçekleştirilemeyeceği hususunda, ilk günlere nazaran daha çok kalem sahibinin fikir yürütmeye başlamasıdır. Bunları son derece önemli addetmeliyiz. Çünkü doğru yerden başlayabilirsek, varacağımız sonuç da isabetli olacaktır... Ancak bunların yanında hâlâ tam anlaşılamayan veya anlatılamayan tuhaflıklar da devam ediyor! Birincisi şu; Terör darbesine maruz kalan Türkiye olduğu halde, görüntüde birinci derecede mağdur olan sanki başkalarıymış gibi bir tablo var. Sinagog saldırılarında İsrail, son saldırılarda da İngiltere temel hedefmiş gibi lanse edildi ve söz konusu ülkeler de bunu iyi kullandılar. Hatta İsrail Başbakanı Şaron, fırsattan istifade ile, bütün Yahudileri ülkesine davet ederek, “Yahudi gibi yaşabileceğiniz tek yer burasıdır” iddiasında bulundu. Bilenler biliyor, İsrail’den dış ülkelere son zamanlarda hatırı sayılır göç yaşanıyor! İngiliz Başbakanı Blair ise, bu saldırının ardından Irak’a girmekle ne kadar haklı olduklarını ispatlamaya çalıştı. İkinci tuhaf durum ise içerde... Bazı kalemşorlar ısrarla, hükümetin “islami terör”ü kınamakta çekingen davrandığını, “İslamcıların terörist olamayacağına dair safsatalar”la vakit kaybedildiğini veya kendi kendimizi kandırdığımızı yazıp çiziyorlar. Hükümet nerede çekingen davrandı bilmiyoruz ama, ifade etmek gerekir ki, şu ana kadar Başbakan ve diğer bakanların verdiği tepkiler son derece kararlı ve (Türkiye’yi hizaya getirmeye) kalkışanlara karşı net bir tavrın ifadesi. Ama her nedense bunlara göre, yeterli değil ve sanki İslamiyette terör yoktur, olamaz diyenler de teröristleri kolluyormuş gibi sakat bir görüş serdediyorlar. Sakat görüş çünkü, bunlar İslamiyeti bilmiyorlar. Zira Kur’an-ı kerimde mealen, açıkça buyuruluyor ki, haksız yere bir kişiyi öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir! Yine buyuruluyor ki, fitne çıkarmak adam öldürmekten daha büyük günahtır... Ve eğer bu sakat düşünce sahipleri üşenmeyip, gerçek İslam devletlerinin tarihine bakabilirlerse, “cihad”, yani islamiyeti yaymak ve korumak için yapılan bütün savaşların mutlaka fetva ile, yani en yüksek dini otoritenin, “Bu savaşı yapmak Allahın rızasına uygundur” şeklinde hukuki icazeti verdikten sonra başlatılabildiğini görürler. Görürler ve belki anlayabilirler ki, İslamiyette anarşi ve teröre asla cevaz, yani hukuki ruhsat yoktur. “Kılıçla Cihat” yani, savaş yolu ile dine hizmet vazifesini de ancak İslam devleti yapabilir, kişiler ve örgütler değil! İslamda kurulu düzene karşı eylem yapmanın fitne çıkarmak olduğunu, bunun da yukarıda belirtildiği gibi büyük günah kabul edildiğini, dolayısıyla hakiki bir müslümanın böyle büyük günahları işleyemeyeceğini de algılayabilirler... Mevlana’nın, Farsça çok güzel bir beyti vardır: “İslam be zatı hud nedared aybi/ Her ayb ki hast, der Müslümani-i mast.” Yani İslamın bizatihi kendisinde hiçbir ayıp ve kusur yoktur. Eğer bir ayıp ve kusur varsa o bizim müslümanlığımızdadır, (İslamiyeti hakkıyla yaşamamamızdadır). O halde kendisini müslüman kabul eden, “İslamcı”lık adına hareket ettiğini ilan eden veya cihat yaptığını zannedenlerin yanlış olan, İslamiyette yeri bulunmayan hareketlerini yüce dinimize mal etmek, en azından cahilliktir. Eğer bile bile yapılıyorsa o zaman da adını siz koyun. Şu kutsal Ramazan ayında haksız yere insan öldürmenin ne olduğunu Diyanet görevlileri bir güzel anlatabilirse, belki cahillerin cehli biraz olsun ortadan kalkar...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT