BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "O dönem kimi istedilerse batırdılar"

"O dönem kimi istedilerse batırdılar"

Nimet Baş: 28 Şubat sürecine kadar 3 kuşak yalıda oturanlar bugün ev kirasını ödeyemiyor



ÖZEL RÖPORTAJ Adil KÜÇÜK YAZI DİZİSİ -2- MAĞDURLARIN AVUKATI ESKİ BAKAN NİMET BAŞ ANLATIYOR: Üç kuşak yalıda oturanlar şimdi kirasını ödeyemiyor “ÇIKAR grupları sacayağını oluşturduktan sonra harekete geçti” diyen Baş: “Gelişen Anadolu sermayesini, laik devleti yıkmakla suçladılar.” BAŞ, “Kimi istedilerse batırdılar. Krediyi geri çağırmak batırmak için yeterliydi. Üç kuşak zengin bir aile şimdi gecekonduda yaşıyor” dedi Eski Bakan Nimet Baş (Çubukçu) ile boğaz kenarında çok güzel bir havada buluşuyoruz. 28 Şubat döneminde hem MÜSİAD’ın hem de yerle bir edilen iş adamlarının avukatlığını yaptı. Kısaca o dönemde yaşananları çok iyi biliyor. O anlattıkça dünyanın en güzel manzarası önce bir siluete dönüşüyor. Sonra kayboluyor gözden, ya da ben göremiyorum. “Bu darbe Anadolu sermayesine yapıldı” diyor. Peşinden de ekliyor: “Laik devleti yıkmak için bu sermayenin geliştiğini öne sürdüler.” Anlamaya çalışıyorum. Anadolu halkı ekonomik olarak güçlenecek, sonra da laik düzeni yıkacak. İnanılır gibi değil. Bir bakıma Anadolu darbesi olacakmış. Önce bu sürecin nasıl başladığını anlatıyor: “Darbe zihniyetinin oluşturduğu bir anlayış var. Sürekli olarak siyasal sistemin üzerinde baskı kurar. İktidara yön verir, bunu başaramazsa darbe yapar. Darbe bu arada kendi hukukunu oluşturur. Kendilerine göre meşru göstermek için zemin hazırlanır. 1990’lı yılların başında merhum Turgut Özal sayesinde ülke batıya entegre olmaya başlar. Gelişmiş ülkelerde darbe de olmaz. Bu gelişimin önüne geçmek gerekir. Çünkü gücünüz kaybolmaya başlamıştır. Bu arada üst gruplar da devlete eklemlenmeye başlar. Basın da şekillenir ve devletin çıkarlarını koruyormuş gibi davranmaya başlar. Burada herkes payını alır.” Ekonomideki savaşta büyük grupların nasıl güçlendiği, Anadolu sermayesinin ise nasıl batırıldığı konusunu ise şu sözlerle anlatıyor Nimet Baş: “Anadolu’da insanlar birikimlerini bir araya getirip büyük şirketler kurmaya başladılar. Konya, Karaman gibi illerde 50-100 ortaklı şirketler kuruldu. Finanstan otomotive kadar her alanda büyümeye başladılar. Anadolu sermayesinin büyük işlere girmesi büyükleri rahatsız etti. Anadolu, çıkar gruplarının tamamının ortak düşmanı oldu. Batırmak istedikleri şirketlerin kredilerini geri çağırttılar. Kimi istedilerse batırdılar. Binlerce kişiyi işsiz bıraktılar. Üç kuşaktır yalıda oturan bir ailenin şirketini batırdılar. Şimdi bu aile bir gecekonduda oturuyor ve kirasını bile ödeyemiyor. Benim avukat olarak deşifre etmem doğru olmaz. Bunların ortaya çıkıp haklarını araması gerektiğine inanıyorum. Çıksınlar ve konuşsunlar. Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandı bu insanlar. Yargıçlarla konuşurken ‘Haklısınız ama ceza vermek zorundayız’ diyorlardı bize.” Darbeci, yargı, basın, büyük sermaye ve bürokrasi kol kola girmiş Anadolu’nun üzerine yürümüş. Bir avuç insan da bu haksızlıklar karşısında susmamış, direnmiş. Nimet Baş da bunlardan birisi. Devam ediyor: “Ortada somut bir suç olmadığı için savunma yapmak da zor oluyordu. Yel değirmenleriyle savaşıyorduk. İşkence gören müvekkillerim oldu. Sonradan da bunlar hiç yaşanmamış gibi davranıldı.” DEVLET KURUMLARI ZENGİNE ÇALIŞIYORDU Pozisyonu Merkez aldırıyordu Çarkın içinde kamu kurumlarının da olduğunu söyleyen Baş, “Önce haber verip sonra devalüasyon yaptılar” dedi. Devlet kurumlarındaki kantinlerde uygulanan ambargolara da değinen Baş şöyle anlatıyor o günleri: “Sanki insanlar bisküvi alırken sermayesine mi bakıyordu? Batırmak için yasakladılar. Devalüasyon kararı alınmadan bir gün önce Merkez Bankası büyük gruplara pozisyon aldırdı. Bugün ekonomiye bakın. Demokratik kazanımlara bakın. Bir gecede rant sağlayan, haksız kazançla zengin olanlar dışında herkes bugün gelinen noktadan memnun.” Ömer Bolat’ın “Geri gelirler” kaygısını Nimet Baş da paylaşıyor. Neredeyse cümleler bile birbirinin aynısı. Son sözleri önemi bir uyarı oldu: “Bu kazanımların en büyüğü AB ile yürütülen müzakerelerdir. Çok yol alındı. Ancak tekrar eski düzene dönebilecek bir anayasa var. Hâlâ 12 Eylül anayasası ile idare ediliyoruz. Kazanımları koruyacak bir anayasaya Türkiye’nin şiddetle ihtiyacı var.” Yarınki gazetemizde darbenin gerçek mağdurlarıyla tanışacaksınız. 28 Şubat sürecinde nasıl batırıldıklarını ve zor günleri nasıl atlattıklarını anlatacaklar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT