Polisin öğleden sonra yerleştirdiği 100 metre uzunluğundaki duvarın üzerinde "polis geçici seyyar barikatı" yazısı dikkat çekti. İsrail polisinden ise duvarın neden yerleştirildiğine ve uzatılıp uzatılmayacağına dair bir açıklama yapılmadı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emanuel Nahson ise konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail, Kudüslülere maksimum güvenlik sunmak için tedbirler alıyor. (Bu duvarın) Siyasi bir anlamı yoktur. Bu sadece bizim güvenlik önlemlerimizin bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.
İsrail basınında çıkan haberlerde, duvarın amacının "Cebel el-Mukebbir bölgesinde yaşayan Filistinlilerin, Yahudi yerleşimcilerin ikamet ettiği bölgeye doğru molotofkokteyli atmasını engellemek" olduğu öne sürüldü.
"Kontrol noktası" çilesi sürüyor
Öte yandan Doğu Kudüs'te Filistinlilerin yaşadığı birçok mahallede yolları beton bloklarla kapatan İsrail polisi, araçları tek tek durdurup arama ve kimlik kontrolü yapıyor.
Filistinlilerin yaşadığı Cebel el-Mukebbir, Ras el-Amud ve Sur Bahir gibi mahallelerde çarşamba gününden itibaren yolları beton bloklarla kapatmaya başlayan polis, araçları tek tek durdurup arama ve kimlik kontrolü yapıyor. Yeni oluşturulan kontrol noktalarının bazılarında trafiğin sadece tek yönde akmasına izin veriliyor.
Şehrin hemen hemen her sokağında gruplar halinde bekleyen polis, yayalara da kimlik kontrolü yapıyor.
Kudüs'ün eski şehir olarak bilinen sur içi bölgesinde de devriye gezen çok sayıda İsrail polisi şehrin giriş kapılarını tutmuş vaziyette.
300 asker takviyesi
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise daha önce kararlaştırıldığı üzere 300 İsrail askerinin pazar gününden itibaren Kudüs sokaklarında polisle birlikte görev yapmaya başlayacağı kaydedilmişti.
İsrail güvenlik kabinesi, "polise yol kapatma ve kuşatma yetkisi verilmesi, öldürülen Filistinlilerin cenazelerini ailelerine geri verilmemesi" gibi olağanüstü bir dizi karar aldığını açıklamıştı. Şehirlerde polisle askerin görev alması da bu kararlar arasında.
Bu yeni kararlara göre, İsrail polisinin, güvenlik gerekçesiyle istediği zaman Kudüs'te yolları kapatabileceği ve istediği alanları kuşatma altına alabileceği bildirilmişti. İsrailli sivil veya güvenlik görevlilerine karşı saldırı düzenleyenlerin "evlerinin yıkılması, yıkılan bu evlerin yerine hiçbir şekilde inşaat yapılmasına izin verilmemesi ve saldırı düzenlediği iddia edilen kişilerin tüm mal varlıklarına el konulması" da alınan kararlar arasında.
Ayrıca bu kişilerin Kudüs'te ikamet etmelerine imkan tanıyan "Kudüs kimliklerinin" iptal edilerek kentte yaşama haklarının ellerinden alınacağı belirtilmişti.
Devabişe bebeğin yakılması ile başlamıştı
Yahudi yerleşimciler, geçen Ağustos ayı başlarında Nablus'ta Devabişe ailesinin evini kundaklamış, olay sebebiyle anne, baba ve 18 aylık bebekleri yanarak hayatını kaybederken yalnızca 4 yaşındaki diğer çocukları sağ kurtulmuştu. Ay başından bu yana İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 43'e yükselirken, olaylarda 7 de İsrailli öldü.
Söz konusu olayla başlayan gerginlik, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarla tırmanmış, Batı Şeria ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen gösterilerle ciddi boyutlara ulaşmıştı.