Türk hava sahasına giren Rus uçağının düşürülmesinin ardından kara propagandaya başlayan Rusya, dün yalanlarla dolu bir hamle yaptı.

Rusya Savunma Bakanlığındaki basın toplantısında, DAEŞ’in  petrol gelirlerine ilişkin kanıt sunma yerine büyük bir fiyaskoya imza atıldı. Savunma Bakan Yardımcısı Anatoly Antonov, basit uydu görüntüleriyle Türkiye aleyhinde komik tezviratlar sıraladı.

Çok sayıda gazetecinin çağrıldığı toplantıda Antonov, “Suriye’den yasadışı şekilde satılan petrolün ana güzergahı Türkiye” dedi ancak ispat edemedi. Uydudan alınan çeşitli tır görüntülerini paylaşan Rus yetkili, bunların  DAEŞ ile Türkiye arasındaki sözde petrol ticaretine kanıt olduğunu savundu. Bölgede rutin faaliyet yürüten ticari tır görüntülerinin, “DAEŞ ile petrol ticaretine kanıt” olarak sunulması diplomatik skandal olarak kayıtlara geçti.

KANIT YOK

Petrol ticaretinde kullanılan üç ana rota tespit ettiklerini belirten Rusya Genelkurmay yetkilisi Sergey Rudskoy ise bunlardan birinin Deyr ez Zor’dan Batman’a, ikincisinin Telafer’den Cizre’ye, üçüncüsünün de Rakka’nın güneyindeki bir petrol yatağından Osmaniye’ye gittiğini öne sürdü. Ancak söz konusu güzergahlar birinde Esad rejimi, diğer iki güzergahta ise PYD hakim.Tankerlerinin Türkiye’ye girdiğini öne sürdüğü Nusaybin sınır kapısının da uzun süre kapalı kaldığı ortaya çıktı. Basit uydu görüntüleri ve komik mantık hatalarıyla dolu toplantı, Rusya’nın elinde tek bir belge olmadığını ispatladı. Rus yetkilerin devlet ciddiyetine taban tabana ters çirkin ifadeler kullanması da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ailesini de hedef alan Rus yetkililerin çirkin uluslararası politikası bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu.

Rus gemileri Boğaz’dan geçemez

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başakanı Prof. Dr. Orhan Hikmet Azizoğlu, Türkiye’nin Boğaz’larla ilgili stratejik, küresel haklarının devam ettiğini, Rus savaş gemilerinin boğazı kullanmasının kısıtlanabileceğini söyledi. Azizoğlu, “Barış zamanında belirli kurallara uyulması şartıyla boğazlardan ticaret ve savaş gemilerinin geçişini özgür bırakan Montrö Sözleşmesi’ne göre Türkiye, savaşan iki ülke ise savaş gemilerinin boğazlardan geçişi konusunda dilediği gibi davranabilir. Rus savaş gemilerinin boğazı kullanma hakkı asla olamaz” dedi. Bu arada Rusya’nın resmi haber sitesi Sputnik News, Türkiye’nin boğazlardan Rus gemilerinin geçişini yavaşlattığını öne sürdü. Site Rus gemilerinin saatlerce bekletildiğini yazdı.

ABD: SAÇMA SAPAN VE KESİNLİKLE UYDURMA

ABD yönetimi, Türkiye’nin DAEŞ’ten petrol aldığına ilişkin iddiaları kuvvetli bir dille reddetti.  ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Julia Mason, “Türk hükümetinin petrol kaçırmak için DAEŞ’le işbirliği yaptığı iddiasını reddediyoruz. Böyle bir suçlamayı destekleyen hiçbir kanıt görmedik” ifadesini kullandı. ABD öncülüğündeki koalisyonun DAEŞ’e karşı yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Steve Warren da  “Türkiye’nin bir şekilde DAEŞ ile çalıştığı görüşünü kesinlikle reddediyoruz. Bu saçma sapan ve gerçekten gülünç” dedi. Türkiye’nin DAEŞ’e karşı verilen mücadelede önemli bir partner olageldiğinin altını çizen  Warren, “Türkiye uçaklarımıza ev sahipliği yapıyor, DAEŞ’i hedef alan hava saldırıları düzenliyor. Türk hükümetinin DAEŞ’le bir şekilde çalıştığına dair düşünce saçma ve kesinlikle uydurma” diye konuştu. Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest ise, “DAEŞ petrolünün alıcısının Esad olduğunu gösterir çok sayıda kanıt var” dedi. Bu arada TÜPRAŞ, yasa dışı ham petrolün Batman’da bir rafineye ulaştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu duyurdu.

DAEŞ PETROLÜNÜ RUSYA PAZARLIYOR

DAEŞ’le ticaret yapan Rus işadamı Kirsan Ilyumzhinov’un, Putin ve Esad’la yakın ilişkileri bulunuyor.

Esad rejimi için, kendisiyle mücadele ettiğini iddia ettiği DAEŞ, enerjide en önemli ticaret ortağı ve temin kaynağı haline geldi. Suriye’de 2011’den bu yana yaşanan çatışmalar, Esad rejimini kendine yeten bir petrol üreticisi ve ihracatçısı konumundan ederek, enerji ihtiyacının büyük bölümünü DAEŞ petrolü ile karşılayan bir konuma getirdi.  Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş, Mart 2011 ‘deki yaklaşık 385 bin varil günlük petrol üretiminin 14 bin varile kadar gerilemesine yol açtı. Durma noktasına gelen petrol üretimi, yaklaşık 250 bin varili bulan ihtiyacını karşılamaya yetmezken, uluslararası yaptırımlarla eli kolu bağlanan Esad rejiminin petrol için DAEŞ’e yöneldi.  DAEŞ kontrolündeki sahalardan rejim kontrolündeki bölgelere tankerlerle ve boru hatları ile iletimin kolay olması, DAEŞ’in de finansal ihtiyaçları için Esad rejimini sadık bir müşteri konumunda görmesi karşılıklı ticaretin artmasındaki en önemli nedenler arasında bulunuyor. DAEŞ kontrolünde olan sahaların arasında Humus civarlarında bulunan Şaar, Cahar ve Tanak doğalgaz sahaları da var. DAEŞ’in Rakka’daki diğer bölgelerden elde ettiği petrol üretimi, tankerlere yüklenerek aracı şahıs ve kurumların yardımıyla doğrudan Esad rejimine ulaştırılıyor.

KAYNAK: STAR