Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Avrupa'nın bugün tarihinin en büyük kitlesel göç dalgalarından biriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Dünyada 230 milyon kişinin göçmen durumunda olduğunu, bunların 70 milyonun mülteci statüsünde bulunduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Küreselleşmenin hayatın her alanını etkilediği böyle bir ortamda, adalet ve merhameti de küreselleştirmek zorundayız. Aksi halde dünyanın hiç bir bölgesinde, ne adaletten ne özgürlükten ne de güvenlikten söz edebiliriz." dedi.

Davutoğlu, Suriyelilere yönelik açık kapı politikasına ilişkin, "Bizim, mazlumlara, masumlara kapımız açıktır, ülkemiz açıktır ama en önemlisi yüreğimiz ardına kadar açıktır ve açık kalacaktır. Önümüzdeki dönemde de bu insani tutumu sürdüreceğiz." şeklinde konuştu.

"Buraya takdir edilmek için gelmedim"
Davutoğlu, buna karşın aldıkları uluslararası katkının toplamda yarım milyar doları bile bulmadığını, Türkiye'nin dostlarının külfet paylaşımında gereken sorumluluğu üstlenmediğini, bu konuda bölge ülkelerinin yalnız bırakıldığını dile getirdi.

"Suriyeli kardeşlerimiz için yaptıklarımız ve yapacaklarımızdan takdir edilmek için bahsetmedim. Buraya da takdir edilmek için gelmedim" ifadesini kullanan Davutoğlu, sadece sorunun ciddiyeti, boyutları ve külfet paylaşımına dikkati çekmek için bunları uluslararası kamuoyuyla paylaştığını söyledi.

Davutoğlu, DAEŞ ile etkili mücadele için Suriye'de ihtilafın bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, "İhtilafı sona erdirmek için Suriyelilerin kendilerini tam anlamıyla özgürce ifade edebileceği yeni bir anayasa, adil ve hür seçimleri sağlayacak gerçek bir siyasi geçiş olmalıdır. Bunun Esad rejimi Şam'da oturmaya devam ettiği müddetçe mümkün olmayacağı da çok açıktır." diye konuştu.


"Terörün İslam ile yan yana zikredilmesini şiddetle kınıyoruz" 
Terörü herhangi bir din veya etnik grupla ilişkilendirmenin yanlış olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Bu tam aksine teröristlerin amaçlarına hizmet etmektedir. Özellikle de terörün İslam ile yan yana zikredilmesini şiddetle kınıyoruz." ifadelerini kullandı.

"PKK'yı meşrulaştırma çabaları DEAŞ'ı meşrulaştırma çabalarından farklı değildir"
Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Kızılay'da, Ankara'nın göbeğinde otobüs beklemekte olan ve akşam barış içinde ailesine kavuşmak isteyen gençleri, çocukları, torunlarına kavuşmak isteyen yaşlıları canlı bomba ihtiva eden bir arabayla kendisini patlatarak katledenleri, DEAŞ'ın teröründen ayırt edip, onları insancıl bir örgüt gibi gösterme çabalarına karşı insanlık adına buradan haykırıyorum, terör terördür ve kim yaparsa yapsın, hepimiz omuz omuza durmadıkça terörle başa çıkamayız."

"Bu saldırıları yapanlar belliyken ve o belgeler bütün dünyaya ifşa edilmişken, PKK ya da PYD'yi meşrulaştırma çabaları DEAŞ'ı meşrulaştırma çabalarından farklı değildir." diyen Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"PKK veya YPG, PYD için Avrupa'nın ortasında  para toplama kampanyaları ve propaganda toplantıları düzenlenirken ve bunlar silahla takviye edilirken, terörle mücadele konusundaki dayanışma mesajlarının anlamı kalmamaktadır. DEAŞ'ın Avrupa'daki faaliyetleri bizi ne kadar endişelendiriyorsa PKK'nın Avrupa'daki faaliyetleri de bizi ve sizleri o kadar endişelendirmelidir."

"Terörü haklı göstermek hiçbir suretle kabul edilemez"
Terörle mücadelede istisnalar, derecelendirmeler ve nitelendirmelere yer olmadığını söyleyen Başbakan Davutoğlu, "Bir terör örgütünün başka bir terör örgütüne karşı mücadele veriyor olması o terör örgütünü meşru kılmaz. Terörü haklı göstermek hiçbir suretle kabul edilemez. Böyle bir anlayış, Avrupa'nın ve AB'nin üzerine inşa edildiği insan hakları, demokrasi ve hukuk üstünlüğü ilkelerine de aykırıdır. Bu çerçevede Avrupa Konseyi bünyesinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadeleye yönelik bir platform kurulması fikrinin de tüm paydaşlarla birlikte özenle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, şu açıklamalarda bulundu:

"Kim yaparsa yapsın, ister DEAŞ, ister PKK, ister DHKP-C, kim yaparsa yapsın, eğer sokaklara mayın döşerse, eğer damlara keskin nişancılar yerleştirirse, eğer bomba yüklü arabalarla vatandaşlarımın üzerine saldırırsa onu durdurmak benim asli görevimdir ve bu mücadele siz isteseniz de istemeseniz de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar devam edecektir."

"Demokratik değerlere aykırı tek madde anayasamızda bulunmayacak"
Başkan Davutoğlu, yeni anayasa çalışmalarını da değerlendirerek, "Anayasanın ruhunda Avrupa Konseyi'nin temel ilkeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi temel unsur olacak. Bunu size bir garanti olarak, teminat olarak söylüyorum. Dünyanın evrensel demokratik değerlerine aykırı tek bir madde anayasamızda bulunmayacak." dedi.

"Anlaşmada aksayan bir yön yok"
Davutoğlu, Türkiye ile AB arasında imzalanan mutabakata ilişkin herhangi bir aksama olmadığını belirterek, "Anlaşmada aksayan bir yön yoktur. Varsa da muhataplarımız bellidir. Aksine biz aksayan yönlerden bahsedebiliriz Türkiye olarak, özellikle 3 milyar avronun Suriyelilerin hizmetinde kullanılması bağlamında ki, sadece Suriyeliler için ayrılmıştır. Ama biz bunları dahi gündeme getirmiyoruz. Çünkü önemli olan burada insani konudur. Tekrar bebeklerin cesetlerinin ne Türk kıyılarına ne de Ege adalarına vurmasını istemiyoruz." dedi.

"Gerilla değil, 'alçak bir terör örgütü' derdi" 
Başbakan Davutoğlu, Ertuğrul Kürkcü'nün, "PKK gerillası ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin girdiği müdahaleler nedeniyle 300 kişi hayatını kaybetti, sivillerin hakları ve özgürlükleri güvenlik operasyonlarında ihlal edildi. Suriye savaşından kaçan mülteciler için Türkiye hala güvenli bir ülke mi? Suriye'deki bu çatışmayı nasıl sona erdireceksiniz?" şeklindeki sorusunu İngilizce sormasını eleştirdi. Davutoğlu, "TBMM'yi temsilen Avrupa Konseyi'nde bulunan bir milletvekili olarak sayın Ertuğrul Kürkcü'nün her şeyden önce oy aldığı Türk ve Kürt vatandaşlarına saygı gereği, en azından burada, bu özel günde çalışma dilini Türkçe olarak ilan eden Avrupa Konseyi'nde, Türk Başbakanına Türkçe hitap etmesini tercih ederdim. Eminim ki kendisine oy verenler de bundan daha memnun olurlardı." diye konuştu.

Kamu düzeninin olmadığı yerde demokrasinin yaşayamayacağının altını çizen Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi Sayın Kürkcü, Cizre'de, Silopi'de yaşıyor olsaydı, hani 'gerilla' diyerek kendince meşruiyet kazandırmaya çalıştığı PKK'lı teröristlerin kazdıkları çukurların yanlarından geçerek, mayın döşedikleri yolların arasından geçerek okula gitmek zorunda kalan bir çocuğu olsaydı ya da bir yakını, bir günde 10 terörist roketin atıldığı Cizre Hastanesinde tedavi görüyor olsaydı ya da Kızılay'da otobüs bekleyen sıradan insanların üzerine yürüyen o canlı bombanın katlettiği kişilerden birinin akrabası olsaydı herhalde PKK'ya gerilla diye bir tabir değil, 'alçak bir terör örgütü' derdi."