Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Öz, Almanya'nın en azından şu an için Avrupa Birliği'nde bir çözülmeye müsaade etmeyeceğini, AB ve IMF'nin bazı tavizler vererek Yunanistan'daki krize çözüm sağlayacağını belirtti.
Öz, AA'ya yaptığı açıklamada Yunanistan'da yaşanan ekonomik krizi değerlendirdi.
Artık hiç bir krizin, sadece yaşanılan ülkeyi etkilemediğini söyleyen Öz, "Artık hiçbir kriz yalnız başına ekonomik krize giren ülkenin krizi değildir. FED başkanının hapşırmasının dünyadaki faiz ve döviz kurlarını harekete geçirmesi gibi Asya krizi, Rusya krizi, 2008 ABD parasal krizi ve 2015 Yunanistan ekonomik krizi de küresel etkilidir" dedi.
Yunanistan'da yaşanan krizin, 2012'deki krizden farkları olduğunu ifade eden Öz, tespitlerini şöyle sıraladı:
"2012'de Yunanistan'ın özel sektör borçları nedeniyle kriz vardı. Şimdi ise AB'ye, IMF'ye ve ülkelere borçları nedeniyle çok daha büyük bir kriz var. Yunan Ekonomisi şu anki tanımlamayla batmıştır. Toplam borç stokunun GSYİH'ya oranının yüzde 200'e dayandığı Yunanistan batık ülkedir (Maastricht Kriterleri'ne göre toplam borç stoku/GSYİH oranı yüzde 60'ı aşmamalıdır).
Kendisine tanınan sürede IMF'ye olan borcunu ödememesi de bunun pekiştirilmesi olmuştur. Bu aynı zamanda bir nevi moratoryum olarak da nitelendirilebilir. En azından şimdilik... Hiç ödemeyeceğim demesi daha sert bir kaosa yol açacaktır."
-"Yunanistan'a soğukkanlı bir mafya gibi davranılıyor"
Prof. Dr. Öz, borcunu ödeyebilmesi için Yunanistan'a sunulan önerilerin tutmayacağının altını çizen Öz, şöyle devam etti:
"Toplamda 313 milyar avro borcu bulunan Yunanistan'ın kreditörlerle yaptığı toplantılarda borçlarını ödeyeceği ve bir plana bağlayacağı hususundaki tavırları avroda yükselmelere neden olurken, borçlarını ödemeyeceği ve AB Avro bölgesinden çıkacağı tahminleri de avroda düşmelere neden olmaktadır. Peki krizdeki Yunanistan'a, üyesi olduğu AB nasıl davranmakta ve ne önermektedir?
Soğukkanlı acımasız bir mafya tarzında davrandığını söylemek belki abartılı ama yanlış olmayan bir benzetmedir. Troyka olarak tanımlanan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu Yunanistan'a sert şekilde kemer sıkmasını, daha fazla özelleştirme yapmasını, serbest piyasayı, çalışan ve emeklilerin satın alma gücünü azaltacak önlemler almasını sürekli olarak önermektedir. Fakat biz bu önerileri geçmişte IMF ile olan ilişkilerimizden biliyoruz. Hemen hemen hiçbir zaman tutmamıştır. Kemer sıkan ekonomi daha da durgunluğa girmektedir. Borçların GSYİH'ya oranı azalmamakta hatta artmaktadır.
Fakat başta AB ve diğer Yunanistan alacaklılarının yunan halkını ve ülkesini değil sadece alacaklarını düşündüklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Aynen Adam Smith'in yıllar önce dediği gibi 'herkes alacağının mafyasıdır'. AB, IMF ve diğer alacaklılar Yunanistan'ı gerekirse öldürme teşebbüsünde bulunurken aslında ekonomisi Yunanistan yolunda olan İtalya, İspanya gibi ülkelere de gözdağı vermektedirler."
-Referandumun etkisi ne olur?
Yunanistan'da Uluslararası Para Fonu ve Avro Bölgesi'nin yeni kemer sıkma önlemlerinin oylanacağı referandum birçok etki ve sonuca gebe olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz, "evet' diyecekler 'hayırcılara' göre biraz daha fazla görünüyor, en azından anketler öyle gösteriyor. Muhalefet ve onu destekleyen seçmenler 'evet' derken, iktidar ve onu destekleyen sol gruplar ile gençler 'hayır' cevabından yana. Hatta mevcut iktidar, istemediği sonuçlarla karşılaşılması halinde sergileyeceği muhtemel tavrı göstermek adına AB'ye aba altından sopa göstererek üzerimize daha fazla gelirseniz 'herkese Schengen vizesi veririz' diyecek kadar pervasızlaştı" diye konuştu.
-Peki evet çıkarsa ne olur, hayır çıkarsa ne olur?
Sandıktan çıkması muhtemel oy senaryolarını değerlendiren Öz, şu tespitlere yer verdi:
"Referandumdan 'evet' çıkması müzakerelerin tekrar başlayacağı, borçların plana bağlanacağı, avroda muhtemel yükselmelerin yaşanacağı, Avrupa Birliği'nin siyasal ve ekonomik birlikteliğinin devamlılığı, hem AB'nin hem çevre ülkelerin uğraması negatif dışsallıkların erteleneceği gibi manalara gelebilir. 'Evet' kararı erken seçimi de beraberinde getirebilir. Uzlaşmaz tavırlar takınan Maliye Bakanı Varoufakis'in ve yakın çalışma arkadaşlarının AB ve IMF ile müzakerelerdeki koordinatörlük görevinin sonlandırılması da daha uzlaşmacı bir tavır takınılacağının işareti olarak yorumlanabilecek olmakla birlikte, referandumdan "evet" çıkma ihtimalini ve yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden ayrılmayacağı ihtimalini de güçlendirmektedir.
Kanaatimizce çok zor olmakla birlikte, referandumdan 'hayır' çıkması halinde ise mevcut sol iktidar bunu AB'ye karşı koz olarak kullanmak isteyecektir. AB, IMF ve borçlu olduğu ülkelerden tavizler koparmaya çalışacaktır. İktidardaki yerini sağlamlaştırdığını, çünkü politikalarının doğru olduğunu düşünecektir. "
-"AB çözümlenmeye müsaade etmez"
Yunanistan'ın borçlarında temerrüde düşmesi, kemer sıkmanın karşısında durması ve Avro bölgesinden ayrılma kararı alması gibi ihtimallerin Avrupa Birliği içinde de sarsıntılara yol açabileceğini işaret eden Prof. Dr. Öz, "Ekonomisi Yunanistan ekonomisi yolunda olan İspanya, İtalya, Portekiz ve bazı AB ülkeleri açısından da benzer durumlar yaşanabilir. Fakat ne sonuç çıkarsa çıksın başta AB ve IMF'in eskiden olduğu gibi (İrlanda oylaması) kararı kabullenmesi ve ona göre politika geliştirmesi elzemdir. Tüm göstergelere bakılırsa başta Almanya'nın, en azından şu an için AB içinde bir çözülmeye müsaade etmeyeceği, AB ve IMF'nin bazı tavizler Yunanistan'ın da bazı tavizler vererek bu krizin çözüme kavuşturulacağıdır" diye konuştu.