NURİ ELİBOL- CAKARTA/ANKARA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son operasyonları 90'lara geri dönmek olarak değerlendirenlere, "Belki de 90'lar öncesine bir tür özlem duyuyorlar. Ama Türkiye artık o dönemleri çoktan geride bıraktı" cevabını verdi.
Erdoğan, Pakistan dönüşü temaslarını takip eden gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı. 
-YAŞ toplantısında, TSK içindeki paralel yapı mensupları hakkında bir çalışma yapılacak mı?
Şu anda konuşmam doğru olmaz. Ama 'paralel yapıya' yönelik hassasiyet aynı şekilde, şüphesiz orada (TSK) da var.
-Türkiye'nin PYD konusundaki tavrına karşın ABD'nin PYD ile neredeyse stratejik müttefiklik ilişkisi kurduğu konuşuluyor. Bu durum Türkiye'nin PKK ile mücadelesine ve güvenlik anlayışına nasıl yansır?
 Bu konu, Kobani'de DAEŞ'le çatışmaların yaşandığı süreçte, Obama'yla yaptığımız bir telefon görüşmesinde gündeme gelmişti. Obama, "Kobani 2 güne kalmaz düşebilir" demişti. Ben de kendisine, 200 bine yakın Kobanilinin zaten bizim ülkemizde olduğunu hatırlatarak, orada sadece 3 bin civarında savaşçı bulunduğu söylemiştim. Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) ve Peşmergelerin desteğiyle Kobani'nin düşmesinin pekâlâ engellenebileceğini belirtmiştim. Oraya silah indireceğiniz silahlar sadece PYD'ye değil DAEŞ'e de gidebilir demiştim. PYD'nin adeta PKK'nın farklı bir yapılanması olduğunu anlatmıştım. Ama bunu pek anlamak istemediler, o gece malum oraya silah da indirdiler. Ama süreç bizi haklı çıkardı. Müteakip süreçte de, Türkiye'deki Kobanililerin yaklaşık 120 bini geriye döndü. Burada kalanların sayısı da şu anda zannediyorum 70-80 bin civarında. Bizim özellikle Kuzey Suriye'de herhangi bir terör oluşumuna, terör yapılanmasına sıcak bakmamız mümkün değildir. Bu konudaki kararlılığımız Amerika tarafından da biliniyor. ABD de, söz konusu bölgede Türkiye'ye karşı oluşturulabilecek bir tehdide sıcak bakmayacaktır. Müttefiklerimizin böyle bir yanlışın içerisine düşeceklerini sanmıyorum.
- "Kobani düştü düşecek" sözünüzü, bazı kesimler sanki buna seviniyormuşsunuz gibi algıladı...
 O ifadelerimi çarpıtanların kimler olduğu belli. Kobani'nin düşmesinin Türkiye'ye, kazandıracağı bir şey de olamaz. Nitekim Kobani'nin düşmesini istemediğimiz için ÖSO'nun ve Peşmergelerin Kobani'nin imdadına koşmalarına imkân sağladık. 
- Suriye'de DAEŞ'e karşı oluşturulacak koalisyon güçlerinde Suud ve Katar ne şekilde yer alacak? Ayrıca Suriye konusunda Putin'in tavrında değişiklik söz konusu mu?
 ABD'yle yaptığımız görüşmelerde koalisyonda koalisyon güçleri arasında Suudi Arabistan ve Katar'ın, Avrupa'dan Fransa ve İngiltere'nin de yer almasını konuşuyoruz. Putin'in Suriye konusundaki tavrı ise eskiye oranla çok daha olumlu. Esed'den vazgeçebileceğine doğrusu inanıyorum.


YÖNETİMDE BEŞTEPE'NİN ROLÜ VAR
Cakarta dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, son gelişmeler için "Milletin oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak seyirci kalamayız. Anayasa'da verilen rol neyse, o rolü üstlenmek durumundayım" dedi.  


- Son operasyonları, "Türkiye bölgesel bir savaşa çekiliyor" şeklinde yorumlayanlar var... İncirlik'in de açılmasından sonra, yeni bir kırmızı çizgimiz var mı?
 Polislerimize ve askerlerimize yönelik saldırılar, müsamaha gösterilebilir şeyler değil. Bu yapılanlara karşı, hükümet, devlet elbette gerekli adımları atmak durumundaydı. Nitekim bu adımlar atılmıştır ve atılmaya da devam edilecektir. Bu iddiayı ortaya atanlar, yapılmakta olan operasyonları engellemek istiyorlar. Biz sadece hedefi belirleriz ve işin takibini yaparız. TSK da bu hedefleri gerçekleştirir.
Irak, Kandil'i vurmamızı kendileri için doğru bulmadıklarını söylüyorlar. Öncelikle Irak olarak siz, kendi topraklarınızda, Türkiye'ye tehdit oluşturan terör unsurlarının barınmasına izin vermemelisiniz. Türkiye kendi tedbirini kendisi alacaktır, gereğini de yapacaktır. Kaldı ki biz Irak yönetimine, teröre karşı mücadelede kendilerine gerekli yardımı vermeye hazır olduğumuzu her zaman söyledik. Öte yandan Suriye'de PYD'nin Suriye ordusuna katılabileceğine, Esed rejiminin de bu yöndeki eğilimlerine ilişkin haberler ilginç. Bunları koalisyon güçleri ile konuşup ona göre de yol haritamıza işlerlik kazandıracağız.
- DAEŞ, PKK ve PYD, ayna anda Türkiye'ye karşı kullanılıyor diyebilir miyiz?
 Aralarında bir takım çıkar ilişkileri olduğunu göz önüne almak gerekir diye düşünüyorum. Mesela Tel Abyad'da yaşananlar... DAEŞ önce işgal ediyor. Tel Abyad boşaldıktan sonra PYD ile DAEŞ arasında mücadele başlıyor. Bu defa da oraya PYD giriyor... Yapılması gereken boşaltılan bu tür şehirlere Araplar, Türkmenler de dahil olmak üzere oraların asli sakinlerin de tekrar dönebilmelerini sağlamaktır. Bu nasıl mümkün olacak? Oraların güvenliği sağlandıktan sonra olacak. 
- Son operasyonları "Tekrar 90'lara dönmek" biçiminde yorumlayanlar var..
 O tür ifadeleri kullananların zihinsel yapısı, aslında 90'ların çok daha gerisinde. Ama Türkiye artık o dönemleri çoktan geride bıraktı. Biliyorsunuz, 2013'te bize o zaman silahları bırakma sözü vermişlerdi. Ama sözlerini tutmadılar. Sözlerini tutmadıkları gibi, terör saldırılarına tekrar başladılar. Son olaylar, kimin hangi hayaller peşinde olduğunu gösteriyor. Devlet bu saldırılara tabii ki seyirci kalmaz, kalamaz.
- HDP'yle ilgili kapatma davası tartışmalarına ve bu hususta ortaya atılan çeşitli iddialara ne diyorsunuz?
Siyasi partilerin kapatılmasına her zaman karşı oldum. Gerçek kişi ile tüzel kişiyi ayırmamız lâzım. Gerçek kişi bir suç işliyorsa, bedelini ödemeli. İster siyasette, ister siyaset dışında… Tüzel kişiyi cezalandırmanın hiçbir anlamı olmaz. Bir parti kapatılır, diğeri açılır. Nitekim zaten birçoğu yedeklemeyi bile yapmış durumda. Yedek partileri bile var. Ki bu konuyla ilgili şu anda, dokunulmazlıkları kaldıralım vs. biçiminde meydan okumalar var. Bu Parlamento'nun vereceği bir karardır. Sadece, yasama organının vereceği kararlar üzerinde belli bir sınırla tasarruf yetkim vardır. O yetkimi kullanırım o kadar.
ERDOĞAN: YÖNETİMDE BEŞTEPE'NİN DE ROLÜ VAR
Cumhurbaşkanı olarak saldırılar karşısında daha fazla sabredemezdik, seyirci kalamazdık. Türkiye'nin yönetiminde tabii ki Beştepe'nin de rolü var. Anayasa'da verilen rol neyse, o rolü her zaman üstlenmek durumundayım. Geçen yıl, 10 Ağustos'ta milletin oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var. Anayasa'da belirlenen esaslar çerçevesinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz, gerekeni yapacağız. DAİŞ ve PKK da dahil olmak üzere terör odaklarına karşı düzenlediğimiz operasyonlara ilişkin müttefiklerimizi de bilgilendirdik. Bütün dünya attığımız adımlara saygı duyduğunu söyledi.