Nuri ELİBOL -ANKARA

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD'den mühimmat yardımı alan PYD'nin bu silahları PKK'ya vermesi durumunda gerekirse PYD'yi vuracaklarını söyledi. Gazetelerin Ankara temsilcilerini ağırlayan Davutoğlu, PKK'nın Suriye'deki kolu PYD aracılığıyla ABD'den Stinger füzesi istediği iddialarını değerlendirdi. Türkiye'nin buna göz yummasının mümkün olmadığını belirten Davutoğlu şunları kaydetti: “PYD ve PKK'yı ayırt etmek 5-6 ay öncesinde belki bir anlam taşıyabilirdi ama bu ayrımın artık bir anlamı kalmamıştır. ABD nezdinde gerekli diplomatik girişimler yapılacak, bunu hiçbir şekilde kabul etmediğimiz kendilerine bildirilecek. Amerika, Musul'da Irak ordusuna en sofistike silahları verdi, değil mi?. Irak ordusu çekildi, bu silahlar DEAŞ'a kaldı. Şu anda PYD'ye verilen yardımın PKK'ya gitmeyeceği konusunda hiç kimse bize inandırıcı bir gerekçe söyleyemez. Irak'ta kullanıldığı, Türkiye'de kullanıldığını tespit edersek, PKK'ya yaptığımız müdahaleyi yapar, bulunduğu yerde silahları yok ederiz. Yaklaşımımız 23 Temmuz gecesi DEAŞ ve PKK mevzilerine yaptığımız operasyonlarda kendini göstermiştir.”
* PKK'nın ateşkes çağrısına ne diyeceksiniz?
 Silahlar külliyen gömülmeden hiç kimseyle hiçbir şey görüşülmeyecek.
* Ankara'daki saldırının zamanlaması neyi anlatıyor?
 Saldırıyı planlayanlar bir taşla birkaç kuş birden vurmak istediler. Tam da BM'de Türkiye'nin mülteci politikası övülürken, tam da Sayın Cumhurbaşkanımız AB ülkelerini ziyaret edip, AB ülkelerinde Türkiye hakkında iyi bir sempati, atmosfer oluşmuşken bu saldırın olması dikkat çekici. Ayrıca hem Ankara'da yapılması hem de hassas kesimleri hedef alması manidar. Diğer yandan da seçimin meşruiyetine gölge düşürmek, seçimi etkilemek istiyorlar.
YAPILAN KAN ANONSU BİR PROVOKASYONDU
 Olayın ardından, çocuklarım bana gelip 'kan ihtiyacı varmış biz de gidip kan verelim' dediklerinde sağlık bakanını aradım. Sağlık bakanı 'asla böyle bir ihtiyacımız yok' dedi. Kan anonsu bir provokasyondu. Burada bir algı yönetimi ile provokasyon yapıp insanların hastanelere koşmasını sağladılar.
Polisin olaydan sonraki tepkileri yumuşak karşılaması da takdire şayan. Olaylara müdahale etmeye çalışan 10'u aşkın polisimiz linç edilmeye çalışıldı. Ama polis akıllı hareket edip halkla karşı karşıya gelmedi.
Bir gazetede yer alan “daha agresif önleyici tedbirler neden düşünülmedi” sorusuna verdiğim cevap yanlış aktarılmış. Benim söylemek istediğim şey şu; Elimizde yeterli delil ve emare olmadan bir şey yapamazsınız. Bizim zorluğumuz hukuk içinde demokrasi içinde kalarak terörle mücadele etmek.
* Patlamanın ardından Demirtaş'la görüşme talep etmemeniz eleştirildi...
Aslında mecliste grubu olan 4 partinin genel başkanını da davet etmeyi planlamıştım. Ama olaydan hemen sonra Demirtaş'ın 'bu saldırıyı devlet yaptı' şeklindeki provokatif açıklamaları, beni ve Sayın Cumhurbaşkanını suçlayıcı açıklamalarından sonra onlarla görüşmenin pek bir anlamı olmayacağını anladım. Sayın Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'nu davet ettim. Sayın Bahçeli 'hayır' dedi. Onun davranış biçimini halkımızı bırakıyorum. Kılıçdaroğlu ile pozitif bir görüşme yaptık. Fakat Kılıçdaroğlu'nun görüşmeden sonra kamuoyuna yaptığı açıklama olumlu olmamıştır. Olaydan sonra bu mitingi düzenleyen tüm STK başkanlarını aradım. TMMOB hariç hepsi bana döndü ve kendileriyle görüştüm. Bugün (dün) sabah alana gidip karanfil bıraktım. Şu anda birinci aşamayı geçirdik. Çok şükür toplumumuz ve mağdur aileleri kaosa fırsat vermedi. Şimdi ikinci aşamaya geçeceğiz. İkinci aşama önümüzdeki 17-18 günde ülkeyi suhuletle seçime götürmek. Kimse sandığa gölge düşürecek açıklamalar yapmasın. Her zaman söylüyorum seçim aşı gibidir bünyeyi güçlendirir.
* Muhalefetin eleştirilerine ne diyorsunuz?
 Bugün bizi eleştiren MHP, CHP ve HDP, eğer kurduğumuz son hükümete üye verselerdi, ellerini taşın altına koysalardı biz bugün daha güçlü hareket ederdik. Bu siyasi sorumsuzluktur. Kılıçdaroğlu'na şunu söyledim; 'Bu saldırıdan sonra yaptığım ilk açıklamada sağımda MHP'li bir Başbakan Yardımcısı, solumda CHP'li bir Başbakan Yardımcısı olsaydı teröre daha güçlü bir mesaj vermiş olurduk'. Beyefendiler kenara çekilip terörle mücadelenin tüm yükünü AK Parti'nin sırtına bıraktılar.
* Miting programınızda bir değişiklik olacak mı?
Acımız varken, hüznümüz varken şölen tarzında mitingler yapmamız doğru olamaz ama bir yandan da terörün oyununu bozmak için gündemi ve hayatı normale döndürmemiz gerekir. HDP'nin 'hayatı durdurun' çağrısı teröre hizmettir. Cumaya kadar miting yapmayacağız cumadan sonra birkaç mitingimizi terörü kınama mitingi olarak yapacağız daha sonra da normal mitinglere döneceğiz.
* Yaşanan bu acı tecrübe sonrası güvenlik konseptinde bir değişiklik olacak mı?
 Olayın ardından ilk sorduğum soru 'Bu toplanma yeri miting alanları içiresinde mi değil mi?' sorusu oldu. Güvenlik bürokrasisi, toplanma yerinin miting alanının dışında olduğunu söyledi. Toplanma alanında 8 bin kişi toplanmış. Burada yerleşik bomba araması yapılmış ama miting alanı dışında olduğu için insan araması yapılmamış. Bu uygulamanın doğru olmadığını söyledim ve değiştirilmesini istedim. Çünkü sizin bütün rutin güvenlik usullerini teröristler de biliyor. Bu olaydan hemen sonra 'Güvenlik konusunda tüm rutin uygulamaları gözden geçirin, bu işleri rutinden çıkarın' talimatı verdim. Yeni bir güvenlik konsepti üzerinde çalışılacak.
Olayın olduğu gün hem güvenlik hem de istihbarat zafiyeti olup olmadığına ilişkin idari soruşturma başlattım. Avrupa'da güvenlik tedbirleri daha sert ama eylemciler de daha bilinçli. Oradaki tedbirleri Türkiye'de uygulasak yanlış anlaşılırız. Gösterici bunun şuurunda olsa sorun çıkmaz. Oysa gösterici polisi kendisine engel olarak görüyor. Bundan sonra aramaların sabit dedektörle değil köpek detektörlerle yapılması gerekir. Bunu yaptığınızda göstericiler 'köpekleri üzerimize saldılar' dememeliler. Polisi kendi güvenliklerini sağlayan bir unsun olarak görmeliler.
* Bu saldırının hedefi ne idi sizce?
 17-25 Aralık girişimi, gezi olayları, Kobani olayları, Suruç ve Diyarbakır patlaması ve nihayet bu katliamı planlayanlar ekonomik ve siyasi kazanımlarımızı heba etmeye ve Türkiye'yi içine kapatmaya çalışıyor. 7 Haziran öncesindeki olaylar ve eylemlerin hedefi HDP'ye baraj aşırmaktı. Bu eylemin de siyasi hedefi 1 Kasım seçimlerinde AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını engellemektir. 
İki ayrı örgüt söz konusu
* Şu ana kadar yapılan incelemelerde somut bir veriye ulaşıldı mı?
Eylemcilerle ilgili iki iz üzerinden yürüyoruz. Birisinin DNA verileri somut. Hemen hemen net diğeriyle ilgili bulgular toplanıyor ama sanki o başka bir örgüte ait. Şu ana kadarki veriler iki ayrı terör örgütünü işaret ediyor. Soruşturmanın selameti için daha fazla detay vermek istemiyorum. Bu olay meçhul kalmayacak. İdari soruşturma bittiğinde ihmali olan çıkarsa derhal görevden alırız. Mesela Şırnak'taki olayda rapor dün (önceki gün) geldi, soruşturma bitti, hemen 2 polisi görevden aldık. 
* Ölü sayısı konusunda farklı rakamlar telaffuz ediliyor...
Devletin resmî makamları dururken bir siyasi partiye inanmak anlamsız. Bizim 97 ölü, 26 ağır yaralımız var. Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmede, bir örgütten şüphelendiklerini buna ilişkin bir takım duyumları olduğunu söyledi. Ben de emniyet istihbarat daire başkanını ve ilgili bürokratları çağırıp sordum. 'Böyle bir emare yok' dediler. Yine de bunun incelenmesini istedim. Rusya'nın Suriye müdahalesinden sonra bu saldırının olmasını incelememiz ve ilave güvenlik tedbirleri almamız gerekir. 

PKK, PYD üzerinden 
ABD'den Stinger istedi
Kampları TSK'nın hava saldırılarıyla yerle bir edilen ve 2 bin militanını kaybeden PKK yeniden ayağa kalkmak için yeni stratejiler yürütüyor. PKK'nın, Suriye'nin kuzeyinde yer alan kolu PYD'yi kullanarak ABD'den Stinger füzesi almaya çalıştığı öğrenildi. Stinger alçak irtifadaki uçak ve helikopterlere karşı kullanılan, bir kişi tarafından taşınabilen, omuzdan havaya ateşlenen hava savunma füze sistemi olarak biliniyor. PYD'nin bu talebine ABD'nin nasıl bir karşılık vereceği henüz bilinmiyor. PYD'nin “DAEŞ'in elinde uçak olmasa da Esad rejiminin de baskısı altındayız. Kendimizi korumamız için bu silaha ihtiyacımız var” dediği belirtiliyor. ABD'nin, PYD'ye omuzdan havaya atılan ve savaş uçaklarına karşı etkili olan Stinger füzesi vermesi halinde bu silahlar PKK'ya transfer edilecek. F-16'ların terörle mücadele çerçevesinde yaptığı operasyonlarda Türk savaş uçaklarına karşı kullanılacak.








ÖLENLERİ ANDI

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu Ankara'daki terör saldırısında 97 kişinin hayatını kaybettiği TCDD Ankara Garı önüne karanfil bıraktı ve dua etti. Davutoğlu'na Başbakan Yardımcıları Cevdet Yılmaz ve Yalçın Akdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik eşlik etti. Hayatını kaybedenler için dua eden Davutoğlu, vatandaşlarla bir süre sohbet ettikten sonra bölgeden ayrıldı.




  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
314308 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/314308.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading