Bundan bir ay önce Fransa gibi kalbinden vuruldu Türkiye...
10 Ekim Cumartesi günü Ankara Tren Garı önünde iki IŞİD militanı, mitinge gelenlerin arasına dalıp kendini patlattı. 102 kişi öldü, 440 kişi yaralandı. Ortalık kan gölüne döndü. Halk her zaman olduğu gibi ikiye bölündü. Faili hemen “teşhis eden” HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Mafyalaşmış, katilleşmiş ve bunu seri katil gibi uygulayan bir devlet anlayışı ile karşı karşıyayız” diyerek katliamı devletin yaptığını söyledi. Aynı Demirtaş, Paris'taki saldırının ardından ise itidalli bir kınama mesajı yayımladı; IŞİD'e karşı daha fazla dayanışma içinde olunması gerektiğini vurguladı. Anamuhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu hükümeti sorumlu tutup, iki bakanın kellesini istedi.
Adli Tıp Kurumu önünde “ölenlerin paravan listeleri” hazırlanıp polis suçlandı. Sosyal medyadan #katildevlet #katilitanıyoruz hastagı ile cumhurbaşkanı ve hükümet istifaya çağırıldı. İnternet sitelerinden polisin yaralılara müdahale etmek isteyen kalabalığa gaz bombası attığı ve havaya ateş açtığı yalanlarıyla provokasyona davetiye çıkarıldı. Patlama anını gösteren video birden yayıldı. Parçanmış cesetler, kanlı yaralılar çarşaf çarşaf yayınlandı. Bu yüzden geçici yayın yasağı getiren RTÜK ve Cumhuriyet savcılığı, sert sözlerle eleştirildi. Özensiz yayınlar sebebiyle teröristler kaçtı. Birçok ilde, “katili tanıyoruz” diyerek devlet aleyhine gösteri düzenlendi. Sendikalar grev çağrısı yaptı. Patlama bölgesini ziyaret eden bakanlara pet şişe atıldı. Bütün bunlar olup biterken ABD'den Rusya'ya, Almanya'dan Çek Cumhuriyeti'ne kadar birçok ülkeden Türkiye'ye destek mesajları geliyordu.
KİMSE KATİL HOLLANDE DEMEDİ
Aradan bir ay geçti, törer bu sefer Paris'i vurdu. Ve Fransa tek yürek oldu. Cumhurbaşkanı François Hollande'ın “acımasızca karşılık” vereceğiz sözünü kimse eleştirmedi. Ülke sosyal medyadan #PrayforParis (Paris için dua et) hastaglarla tek yürek oldu. Polis, yaralıların üzerini kapatıp görüntü alınmasını engelledi. Kimse “Katil Hollande” demedi, devleti suçlamadı. Fransız Emniyetine, “Şüpheli bulduğunuz kişinin üstünü ve evini mahkeme kararı olmaksızın arayın” talimatı verildi. Kimse “özgürlükler kısıtlanıyor” diye isyan etmedi. Hükümet, polis ve medya tekvücut oldu. Kimse, Türkiye'de HDP'nin yaptığı gibi kendi ölüm listesini tutmadı. Herkes resmi ağızlardan gelecek açıklamayı bekledi. Cumhurbaşkanı Hollande, ana muhalefetteki Cumhuriyetçiler Partisi lideri Nicolas Sarkozy ile telefonda görüştü. Sarkozy, hükümete tam destek verdiğini açıkladı. 

Fransız basını tek ses

Fransız gazeteleri manşetlerini “Paris savaşta”, “Paris'te katliam”, “Dehşet” gibi ifadelerle verdi. Hükümeti daima eleştiren sağcı Le Figaro bile “Paris'in ortasında savaş” manşetini attı. Gazetelerde kan ve dehşet görüntüleri verilmedi. Ankara saldırısının ardından Türkiye'deki bazı gazeteler de devleti suçlayan manşetler attı.