Başbakan Ahmet Davutoğlu, beraberindeki eşi Sare Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, İçişleri BakanıEfkan Ala, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile birlikte Diyarbakır'a geldi.
Başbakan Davutoğlu, 8. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda, dün Bağlar ilçesinde bombalı araçla yapılan terör saldırısında şehit düşen polislerin cenaze törenine katıldı. Sur İlçesi'ndeki tarihi Ulucamii'nde Cuma namazı kıldıktan sonra halka seslenen Davutoğlu "Bizi bölemeyecekler. Biz bu alçakların saldırılarından korkar mıyız? Diyarbakır'ı bırakır mıyız?" dedi.

Zılgıtlarla karşılandı
Cuma namazını kılacağı Ulucamii'ne giriş yapan Davutoğlu'nu vatandaşlar zılgıtlarla karşıladı. Gençlerle tokalaşan Başbakan Davutoğlu için cami girişinde açılan pankartlar ise dikkat çekti.
"Hoş geldin serok Ahmet "
Başbakanın gelişi nedeniyle tarihi Ulucami'nin etrafında bulunan tarihi yapılar ile binaların üzerinde de tam teçhizatlı keskin nişancılar yerleştirildi. Davutoğlu'nu Ulucami'nin önünde ise bazı partililer 'Hoş geldin serok Ahmet, surlar gibi dimdik ayaktayız' pankartı ve 'Dünya beşten Sur hendekten büyüktür' dövizi ile karşıladı.

Tarihi handa tarihi projeyi açıkladı
Davutoğlu Hasan Paşa Hanı'nda terör örgtünün harebeye çevirdiği Sur'un yeniden inşa projesini açıkladı. Terör örgütün projeyle ilgili yaptığı tezviratların dikkate alınmaması gerektiğini belirten Başbakan Davutoğlu, Koruma Amaçlı İmar Planı esas alınacağını söyledi. Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
Dün akşam saat 17.00 civarında 7 canımız hainler tarafından korkak bir tuzakla şehit edildiler. Bu acıyı eminim en çok Diyarbakırlılar hissetti. Çünkü onlar kendilerine muhabbetle geleni kucaklarlar. Bundan mahrum olanlar ülkenin her yanından gelen yedi kardeşimizi şehit ettiler 30'a yakın kardeşimiz hastanede. Sabah onları memleketlerine uğurladık. Onlar buraya farklı memleketlerden gelmiş olabilirler ama eminim ebediyen Diyarbakırlıların hafızalarında olacaklar.

"Halkımızla yan yana geldik "
Kadim bir Diyarbakır insanlığın en derin mirasını barındırır bağrında insanlığın hülasası olduğu kadar bidenden de bir şeyler barındırır. Hepsi burçları dolansanız onları hissedersiniz. Minarelere bakarsanız kimi Selçuklu, kimi Artuklu kimi Osmanlı. Herkes Ulucami'ye bir iz bırakmak istemiştir. Bir mesaj bir mektup bırakmışlar. Gelenler bu eserleri korusunlar ki her gelen Diyarbakır'da kendini bulsun. Bu Hasan Paşa Hanı, Rumeli'den gelip Diyarbakır'a iz bırakmış. Sizinle paylaşacağımız her şey medeniyetimize saygımızın eseridir. Biz bu perspektifle 2013'te Diyarbakır'da yaptığım konuşmada Diyarbakır'a Doğu'nun Paris'i diyorlar Paris ne ki dedim.
Devletimizin şefkat elini de kudret elini de birlikte kullandık kullanmaya devam edeceğiz. Hep beraber kamu düzeni derken hepimizin düzeninden bahsediyoruz. Terörle mücadelede hiçbir tereddüt etmedik. Diyarbakır, Mardin, Van, Bitlis'in bütün sokakları huzur bulana kadar durmayacağız terörle mücadeleye devam edeceğiz. Kudreti eli yanında şefkat eliyle halkımızın yanında olacağız. Terörle mücadele devam ederken Mardin'de Birlik Huzur Demokrasi Planıyla hareket geçtik. Ankara'da eylem planları hazırladık. Bundan sonra her cuma bir ilde olacağımı söyledim. Hamdolsun gücümüz yettikçe bunu yaptık. .Silopi büyük acılar terörün getirdiği ıstıraplar yaşayan Silopi'de halkımızla yan yana geldik. Kurban Bayramında Ulucami'de mübarek bir zat elimi tutup dua etti. Allah şahit olsun tarih şahit olsun hiçbir zaman hiçbir vatandaşımızı bunların eline bırakmayacağız. Hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye 90'ların Türkiye'si değil.
"Yangın yerinde Allah'ın izniyle gül yetiştireceğiz "
Bir bütün gölgeler için düşündüğümüz bir de ayrı ayrı düşündüğümüz projeler var. Hayatı normalleştirmek ve en iyiyi şartları vatandaşlarımıza sağlamak. Şimdi bakın Sur'u barikatlarla yoları kapatarak yaşanmaz hale getirenler EYP'lerle vatandaşlarımızın canlarına kastedenler karşılarında siyasi bir irade göründe burada barınamadılar. Ama bu sefer başka planların içine girdiler. Bir takım tezviratlar ile vatandaşlarımızın kafasını bulandırmaya çalıştılar.
Silopi'nin ihtiyacı Sur'dan farklı. Cizre'nin ihtiyacı Silopi'den farklı. Her birisi için ayrı ayrı çalışıyoruz. Amacımız çok açıktır. İnsanı, mekanı korumak, zamanın dokusuna uygun bir şekilde hayatı normalleştirmek. En iyi şartları vatandaşlarımıza sağlamak. İnsanı korumayan hiçbir plan, insana hitap etmeyen hiçbir proje hayatta karşılığını bulamaz. Tarihte de yer alamaz.
Diyarbekirlilerin ve Sur'da yaşayan vatandaşlarımızın rızası hilafına tek bir adım atılmayacaktır. Her şeyi sizlerle konuşarak, sizlerle birlikte yapacağız. İstişare ederek, konuşarak yapacağız ama Sur'u da bu haliyle, teröristlerin yıktığı bu haliyle bırakmayacağız. En güzel şekilde inşa edeceğiz, yangın yerinde Allah'ın izniyle gül yetiştireceğiz.
"Kimse aç ve açıkta kalmayacak "
Hiç kimse tereddüt etmesin, burada mülkü olanlar ellerindeki imkanlarıyla neler yapabileceklerse mimari planlama içinde yapma hakkına sahip olacaklar. Kirada olanlar kira öder gibi, mülk sahibi olacak gibi düzenleme yapıyoruz. Kötü kentleşme esnasında gelip buralarda çok kötü şartlarda evlerde yaşayan vatandaşlarımız kesinlikle mağdur edilmeyecek. Gecekondu, işgalci gibi konumda olanlar dahi her biri en iyi şartlarda, çağdaş ev imkanlarına sahip olacaklar.
Kimse aç ve açıkta kalmayacak. Kendi ülkesini terk edenleri barından bu ülke vatandaşlarına en iyi şartları sağlayacak güçtedir. Sur'dan çıkan hiçbir vatandaşımız açıkta kalmayacak. Hiçbir tezvirata kapılmasınlar. Bu terör örgütün yaptığı tezvirata izin vermesinler bunu söylemek için buradayım. İnsanı korumak, mekânı korumak. Diyarbakır kimsenin şahsı malı değildir. Bizim kaderimizi üzerine yazdığımız bir şehirdir. Bazıları bu ülkeyi ve dünyayı zihinlerinde bölerler.
"Koruma Amaçlı İmar Planı esas alınacak "
Sur'un mekanının korunması iki ana temele dayanacak. Birisi UNESCO kültürel mirası ilan edildiği için Dışişleri Bakanlığım döneminde bizzat takip ettiğim bir konudur, Sur ve Hevsel Bahçelerinin UNESCO kültür mirası olması. Oldu, kabul ettirdik. Bu kültürel miras çerçevesi dışında Sur ve Hevsel Bahçeleri ile ilgili tek bir adım atılmayacak. Kültürel miras korunacak. 2012'de uzun çalışmalar sonrasında kabul edilen Koruma Amaçlı İmar Planı esas alınacak.
UNESCO Kültürel Mirası çerçevesinde Diyarbakır surları korunacak. Her bir burç, tarihi özelliğine göre kültürel bir alan haline dönüşecek. Hevsel Bahçelerini hem koruyacağız hem de tanınır, bilinir kılacağız. Hevsel Bahçelerini doğanın en güzel örneklerinden biri olarak insanlığın hizmetine, ziyaretine açık hale getireceğiz.
Ulu Cami ve civarını, Hasan Paşa da dahil olmak üzere, binlerce Diyarbekirlinin buluştuğu meydanı da bir inanç turizmi alanı olarak herkesin ziyaretine açık halde muhafaza edeceğiz. Ulu Cami'yi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.
"Şerefimizi nasıl korursak Diyarbakır'ı da öyle koruyacağız "
Birincisi her ne suretle olursa olsun terörle mücadele kararlılıkla sürecek. İkincisi insanımıza sahip çıkacağız hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına izin vermeyeceğiz. Aç ve açıkta hiçbir vatandaş bırakmayacağız. Diyarbakır yeniden inşa edilecek. Kapanan işyerleri duran ekonomik hayat yeniden canlanacak. Bu olaylar nedeniyle 26 otel kapanmak zorunda kaldı kapanan işyerlerinin yeniden açılması için destek olacağız. Diyarbakır geleceğe umutla bakacak. Önümüzdeki yılların yükselen bir şehri haline gelecek. Diyarbakır bizim şerefimizdir şerefimizi nasıl korursak Diyarbakır'ı da öyle koruyacağız.