KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Eşine az rastlanır bir insanlık dramının yaşandığı Suriye’de her şey bundan 6 yıl evvel yapılan rejim karşıtı gösterilerle başladı. Sivil bir kalkışma çok sert karşılık buldu, ilerleyen aylarda da nihayetsiz bir iç savaş baş gösterdi; yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlar ülkesini terk etti, şehirlerin yanında bir medeniyetin numuneleri de yok olmaya yüz tuttu... Suriye’deki o medeniyetin en canlı kalelerinden biri de Humus şehriydi. Günümüzde bombaların tesiriyle griye bürünen şehir, eskiden sanatla renklenmiş bir mahaldi. İşte Humus’un eski kültürel canlılığı şimdi bir sergiyle hafızlarda tazeleniyor… Kaleemat Sanat Galerisi, SIMAT ve Anadolu Kültür iş birliğiyle İstanbul Depo’da açılan “Humus Sedası” sergisi, Suriye’de nelerin yitirildiğine dair insanı tefekküre itiyor. Chrest Foundation’ın desteklediği sergi aynı zamanda Suriyelilere karşı ırkçılığın ve tahammülsüzlüğün tavan yaptığı bir zamanda, birlikte yaşamaya dair mesajlar da barındırıyor. Kendisi de Suriye’den göçen sergi koordinatörü Naşva Hamdun’la Suriye’yi ve Humus’un eski günlerini konuştuk...
 
HER EVDE AYRI HİKÂYE

İç savaştan önce Humus’un eşsiz bir yer olduğunu boğazı düğümlenerek anlatan Hamdun “Humus, Suriye’de bütün yolların kavşağında yer alıyordu. Her meşrepten insanın birlikte yaşadığı renkli bir şehirdi. Tarihî ve kültürel mirası da çok güçlüydü. Fakat ne yazık ki Suriye’nin üçüncü büyük şehri Humus, savaştan sonra mimarî zenginliğini kaybedip, harap bir yere dönüştü. Bu savaşta hepimiz mazimizi kaybettik. Humus’ta her bir evde ayrı bir hikâye meydana geldi. Her ailenin bir ferdi ya vefat etti yahut da hapishanelere düştü. Bunu bir şekilde anlatmak gerekiyor” diyor.

AKILLARDAKİNİ SİLMEK....

Suriye’nin unutulan yüzünü hatırlatmak için böyle bir sergi hazırladıklarını söyleyen Naşva Hamdun “Bugün Suriye denilince insanların aklında meydana gelen şeyler sadece savaş, ölüm ve harabe şehirler… Ama memleketimin sanatla dolu başka bir yüzü daha vardı. İşte bu cihetini insanlara yeniden hatırlatmak istedik. Bunu kendi çocuklarımız için de yaptık. Zira onlar da Humus’u neredeyse unutmuşlardı” şeklinde konuşuyor. 

KARDEŞLİĞİMİZ "ÖLÜMLÜ" DEĞİL

Hamdun, bebeğiyle birlikte katledilen Suriyeli hamile kadın Emani el-Rahmun’un acısının taze olduğu, “Suriyeliler gitsin!” gibi ırkçı sözlerin hâlâ dillendirildiği günlerde, kardeşlik mesajları veriyor: Biz şu an bu ülkede misafiriz. Vatanımıza tekrar dönmenin ümidiyle yaşıyoruz. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde acı bir hadise yaşandı ama her yerde iyi insanlar da var kötüler de… Bunlar bizim kardeşliğimizi öldüremez. Türkler ve Suriyeliler birbirlerine çok benziyorlar. Hem birlikte çok daha güçlüyüz. Sergimize Türkler de rağbet gösterdi. Bu çok güzel şeyleri müjdeliyor.