İSMAİL KAPAN
“Yeni kampanyalarında, sözüm ona 'PKK bizden değil, biz de PKK'dan değiliz' mesajı vermeye çalışmışlardı. Âdeta suçüstü yakalandılar. Millet onların bu durumunu elbette 1 Kasım'da nazarı itibara alacaktır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya dönüşü uçakta gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı cenazelerine katılmayan HDP'lileri cezalandıracağı yönündeki açıklamalarına “Kendilerini ele verdiler” yorumunu yapan Cumhurbaşkanı, 28 Şubat konusunda da Devlet Denetleme Kurumunu çalıştırabileceği sinyalini verdi. İşte Erdoğan ile sohbetten yansıyanlar:
- Japonya gezinizi değerlendirebilir misiniz?
Japonya'da yaklaşık 500 yatırımcı ile Türkiye'de yatırım imkânlarını konuştum. Japon yatırımcılar özellikle nükleer tesisler ve Afşin Elbistan Termik Santrali ile ilgileniyor. Toyota, yeni bir jeep SUV modelini Türkiye'de üretmeye başlayacak. 450 milyon dolar yatırım yaptıkları bu modelle, 4 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyorlar. Toyota'nın hibrit otomobili Türkiye'de üretmesi de gündemde. Marmaray'da ve İzmit köprüsünde Japonlar aktif görev aldılar. Şimdi Ankara İstanbul yeni hızlı tren hattı için çalışıyor. Çanakkale geçişine de katılmak isteyen firmaları var.
- HDP'nin eşbaşkanı, teröristlerin cenazesine katılmayan vekiller hakkında parti içi disiplin sürecini başlatacaklarını açıkladı. Buna ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Şaşırtıcı bir gelişme değil. Böylece kendilerini ele vermiş oluyorlar. Yeni kampanyalarında, sözüm ona “PKK bizden değil, biz de PKK'dan değiliz” mesajı vermeye çalışmışlardı. Adeta suçüstü yakalanmış durumdalar. Millet onların bu durumunu elbette nazarı itibara alacaktır. 'Çatışmasızlık' diye bir ifadeyle, halkı kandırabileceklerini zannediyorlar. İktidarı ve şahsımı suçlamaya kalkıyorlar. Çatışmanın faturasını devlete kesmeye çalışıyorlar. Halbuki çatışmaya kimlerin sebep olduğu, halkı kimlerin tehdit ettiği ortada. Bu genel seçimlerde aslında aday olmak istediği halde aday olamamış birçok vatandaş var. Neden? Terör örgütü ve uzantıları tarafından tehdit edilmelerinden dolayı. Milletimizin, 1 Kasımda demokrasi mekanizmasını çalıştıracağına, ülkemiz üzerinde oluşturmaya çalışılan kara bulutları dağıtacağına inanıyorum.
RUSYA BÖLGEYİ SINIYOR
- Rusya'nın da hava operasyonlarıyla müdahil olduğu Suriye kriziyle ilgili gerilim sürüyor. NATO, Türkiye'ye destek için gerekirse çekiç güç gönderilebileceği açıklamasını yaptı. Değerlendirmeniz nedir?
NATO, Türkiye'nin yanında olduklarını vurguladı. Rusya, âdeta bölgeyi sınıyor. Rusya bu şekilde davranarak dost kazanamaz, tam tersine dostlarını kaybedebilir.
MERKEL'İ GARİPSEDİM
- Füze savunma ihalesiyle ilgili süreç bir hayli uzadı. Yaşanan gelişmelerden sonra bu süreçte bir hızlanma olacak mı?
Neticelendirme aşamasına yaklaşıyoruz. Kasım ayında Çin Devlet Başkanı G20 çerçevesinde Türkiye'de olacak. Fransa da teklifini yenilemiş durumda. Hollande BM Genel Kurulu'nda görüştüğü Ahmet Bey aracılığıyla bana bu konuda bir mektup gönderdi. Türkiye olarak füze ihalesinde bizim üzerinde önemle durduğumuz konu, ortak üretim ve teknoloji kazanımı.
-  Brüksel ziyaretinizin ardından Angela Merkel'in Türkiye ile ilgili görüşlerinin değişmediğinden söz etmesine ne diyorsunuz?
Şansölye Merkel'in açıklamasını garipsedim. Gerçi yeni bir şey değil. 'İmtiyaz' ifadesini hep kullanır. Kendisine de söyledim. Bu aslında Almanya'nın görüşü değil. Merkel'in koalisyon ortağı aynı fikirde mi? Mesela Almanya Dışişleri Bakanı ne diyor bu konuda, merak ediyorum. Aslında bizim Almanya ile bambaşka bir ilişki içerisinde olmamız lazım. Zira orada üç milyon Türk var.
- Rusya'nın arabuluculuğunda rejimle PYD arasında anlaşma yapıldı. Ne düşünüyorsunuz?
PYD zaten rejim desteklidir. PKK'nın da içinde olduğu bir örgüttür. Rusya kara harekatında kullanmak üzere PYD ile anlaşma yapabilir. Bakıyorsunuz, DAİŞ'in elinde Batı ülkelerinin silahları var, Rus silahları da var. DAİŞ bunları nasıl elde ediyor? Bunu sorduğumuz zaman da rahatsız oluyorlar.
ESAD İLE İŞİMİZ OLMAZ
- Son gelişmelerin ardından Türkiye'nin Suriye politikasında bir değişiklik söz konusu olabilir mi? Mesela Şam rejimiyle görüşme olur mu?
Suriye'deki mevcut rejim, bir terör devletidir. Biz kalkıp da pozisyonumuzu değiştirmeyiz. O rejim yüzünden 350 bin insan öldü, 5 milyon insan ülkesini terketti. 7 milyon insan ülke içinde yer değiştirdi. Toplam 12 milyon. Herkesin sorduğu şu: Esed giderse, onun yerini DAİŞ mi alacak? Halbuki Esed giderse, yönetimin Suriye halkına geçeceğini düşünmek de pekala mümkün. Bu nedenle baştan beri Özgür Suriye Ordusu'nu destekliyoruz.
- ÖSO, Eğit-Donat, terörden arındırılmış güvenli bölge ile ilgili son durum nedir?
Terörden arındırılmış güvenli bölge önerisi kabul görmeye başladı. Cerablus ve Azaz arasındaki bölgede biz terörden arındırılmış bir güvenli bölge oluşturulmasını bekliyoruz.
- Orta Doğu'daki son gelişmeler, İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesini hızlandırır mı?
 Bu konuda ne zaman umutlanılsa, hemen bir şeyler oluyor. Tam olumlu adımlar atılacak ilişkiler normale dönebilir denilirken, bir bakıyorsunuz İsrail Mescid-i Aksa'yı basıyor. O kutsal mekan, Müslümanların şah damarı. Damarı kesmeye kalkarsanız nasıl el uzatacağız? Mescid-i Aksa'ya girip zarar veriyorlar, Osmanlı döneminden kalan vitrayları kırıyorlar. İyi niyet karşılıklı olmalı. Biz elimizi uzattığımız zaman, karşımızdaki el yumruk olmamalı.

POAŞ İÇİN DDK'YA GÖREV  VEREBİLİRİM
- 28 Şubat davasının sivil ayağı ile ilgili iki gelişme oldu. POAŞ ihalesiyle ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenmesine karar verildi. Aydın Doğan'ın 'Refah-Yol'u ben yıktım' dediği iddiası ile ilgili Albayrakların tanık olarak dinlenilmesine karar verildi. Ne düşüyorsunuz?
Hayra alamet diyorum. Yargı içerisindeki malum yapı bugüne kadar pek çok konuyu görmedi veya üzerini kapattı. Gerçeklerin ortaya çıkması için, yargı üzerine düşeni yapmalı. Gerekiyorsa, her ne kadar icracı olmasa da, bu tür konularda Devlet Denetleme Kurumunu (DDK) da çalıştırabiliriz. Hiçbir şey gizli kalmasın, her şey gün yüzüne çıksın. Belirli odakların, hiçbir günahı olmayanlara iftiralarla fatura kesmeye kalktığı bir ortamdayız. Doktoraya giden oğluma, iftira atıp 'kaçtı' dediler. Oysa bayramda buradaydı. Haziran-Temmuz gibi tezini verince de ülkemize dönenecek. Bu ülkeden kimlerin kaçtığı belli. Kaçanlardan değil benim oğlum. Ama bazı kesimler, 'Çamur at, izi kalır' mantığıyla iş yapıyor.