İsmail Sonsuz ANKARA
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’nin başkanlık sistemine giden yola girdiğini, bunun önüne duvar örmeye çalışanların boşuna uğraştığını söyledi. Artık tartışılması gerekenin başkanlık değil ‘hangi başkanlık’ olması gerektiğine dikkat çeken Akdağ, muhalefet partilerinin kendi partilerinden başkan çıkmayacağını bildikleri için bu sisteme karşı çıktıklarını söyledi. AK Parti’nin politikalarının belirlendiği birim olan AR-GE Başkanlığı’nın tepesindeki isim Recep Akdağ, başta başkanlık sistemi olmak üzere gündemdeki konuları değerlendirdi. Akdağ şunları söyledi:
KARŞI DURANLAR ZARAR EDER
Türkiye'de siyasiler yeni anayasa ve başkanlıktan kaçamazlar. Başkanlık sistemine karşı çıkanlar yanlış bir iş yapıyorlar, bunun önünde durmaları mümkün değil. Türkiye bu dönüşümü yaşayacaktır. Buna direnenler sadece kendi bilançolarına zarar yazarlar. Muhalefet partilerinin başkanlık sistemine teknik ya da ideolojik açısından direndiklerini düşünmüyorum. Böyle olsaydı, mesela, Sayın Devlet Bahçeli'nin başkanlığa karşı çıkmasını nasıl izah ederdik? Çünkü kendisinin takip ettiği lider Alparslan Türkeş yazdığı kitaplarda başkanlığı savunuyor. Bahçeli'ye ‘Alparslan Türkeş başkanlığı istiyor, siz neden istemiyorsunuz?’ diye sorsak hangi makul cevabı verecek?
KENDİLERİ BAŞKAN OLAMAYACAĞI İÇİN KARŞILAR
Aslında karşı çıkmalarının basit bir sebebi var. Başkanlık seçimini AK Parti’nin kazanacağını biliyorlar. Uzun uzadıya başkanlığın neden yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorlar ya, aslında kafalarının arkasında bir tek gerçeklik var, “Millet bizden birini başkan seçmez. AK Parti'nin desteklediği biri hatta Recep Tayyip Erdoğan başkan olur. Bunun önünü kesmemiz lazım” diyorlar. Karşı çıkmalarının başka bir sebebi yok.
“NASIL BİR BAŞKANLIK?” ÜZERİNE TARTIŞMALIYIZ
Hem Yeni Anayasa’ya hem Başkanlık sistemine destek her geçen gün artıyor. Son yapılan araştırmalarda başkanlık sistemine destek 55, yeni anayasaya destek ise yüzde 59 olarak görünüyor. Başkanlık üzerine yapılan tartışmalar gereğinden fazla uzatılmamalı. Ben şuna inanıyorum. Türkiye başkanlık sistemine giden yola girmiştir. Bunun önüne duvar örmeye çalışanlar boşuna uğraşıyor. Halk artık başkanlığı arzu ettiğini göstermiştir. Burada artık tartışmamız gereken hangi başkanlık modelinin bizim için en doğru olduğudur.
ARZUMUZ UZLAŞMAYLA ÇÖZMEK
Bir dönüşüm arzusu güçlü biçimde halk tarafından sahiplenilmişse, siyasilerin buna mani olması mümkün değil. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda olumlu bir tavır sergilerlerse bilançolarına zarar yazmazlar ancak kırmızı çizgiler çizerler olumsuz tavır sergilerlerse bu işi millet yapar ve karşı çıkanlar bilançolarına zarar yazar. Meclis’te 317 milletvekilimiz var. 317 milletvekili ile Anayasa değişikliği için referanduma gidilebilir mi? Gidilebilir. Anayasa değişikliği gizli oyla yapılan bir şeydir. Ancak bizim arzumuz bu işin uzlaşmayla çözülmesi.
TÜRKİYE’DE 50 YIL ÖNCESİNİN RİSKLERİ YOK
Birileri diktatörlükten falan bahsederek saçmalıyor. Türkiye tamamen demokrasinin yerleştiği, sivil toplumun kuvvetlendiği, basının çeşitlendiği, herkesin fikrini söyleyebildiği bir ülke. Türkiye'de bundan 50-70-80 yıl öncesinin riskleri yok. Ne parlamenter sisteminde böyle bir risk var ne başkanlık sisteminde. Biz hangi sistemin işlerinin kolaylaştıracağına bakmamız lazım. Başkanlık çok daha pratik.
MUHALEFET LİDERLERİ DEĞİL MİLLET KARAR VERİR
Recep Tayyip Erdoğan’ın başkan olup olmayacağına muhalefet liderleri değil millet karar verir. Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirken de bunları söylediler ancak millet Cumhurbaşkanı seçti. Biraz hazımlı olmaları demokrasiyi hazmetmeleri gerekiyor. Bunun için hakaret etmeye gerek yok gidip vatandaşa kendilerini iyi anlatmalılar.
KILIÇDAROĞLU SİYASİ BASİRETTEN YOKSUN
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kongrelerinde hiç yakışık almayacak şekilde Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırdı. Evet, kendi kemik seçmen kitlesini bununla ikna edebilir, memnun da edebilir belki ama bu kadar olur, daha fazlasını asla elde edemez. Akıllı bir parti lideri milletin yüzde 52'sinin oyunu almış, anketlerde de daha fazlasını alabileceği görülen bir Cumhurbaşkanına ağza alınmayacak ifadelerle neden hücum eder. Azıcık siyasi basireti olsa bunu yapmaz. Demek ki siyasi basiretten yoksun. Vatandaşı okumuyor veya okuyor ancak sadece kendi kısıtlı seçmen kitlesine oynamak istiyor. Onun dışına çıkmayı düşünmüyor, iktidarı tasarlamıyor.
BİLDİRİCİLERE TEPKİ
Son yapılan anketlere bakıyorum, devletin terörle mücadelesine halkın desteği yüzde 90. Bu kadar büyük oranda destek varken, sen kalkıp devleti ve güvenlik güçlerini ağır biçimde suçlayıp, terör örgütünden bahsetmiyorsun? Ne demek bu? Sen akademisyen olarak milletten tamamen kopuksun. Sen kendi dünyanda yaşıyorsun. Gerçeklerden kopmuş durumdasın. Bu zihniyetlerin hepsi birbirine benziyor. ODTÜ'de gençler namaz kılacak. ‘Biz burada mescit yaptırtmayız’. Niye? Seni burada zorla mescide sokan mı var? Ben yurt dışında da yaşadım uzunca zaman. İbadet yapmak istediğinizi söylediğinizde, herkes seferber oluyor. İster Müslüman, isterse başka bir dinden olun. Bu kutsal bir talep. Birey olarak hakkınız. Yapmak istemiyorsanız, bireysel olarak o da sizin hakkınız. Ama siz bunu yapmaya ihtiyacı olan bir kişiye bir mekan lazımsa, niye mani olmak istiyorsunuz.