Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ve Ankara Haber Müdürümüz Çetiner Çetin’e konuştu.  

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Dost ve müttefik bildiğimiz bazı ülkelerden 15 Temmuz sonrasında beklediğimiz destek ve anlayışı bulamadık” dedi. Gündemdeki konuları değerlendiren Çavuşoğlu’nun gazetemize yaptığı açıklamaları özetle şöyle:
ÇİFTE STANDART: Maalesef Avrupa’daki bazı hükûmetler, kısa vadeli siyasi çıkarları uğruna ülkelerinde ırkçı, İslam ve Türk düşmanı görüşleri savunan çevrelerin âdeta esiri olabiliyorlar. Bu ülkeler Türkiye’de 16 Nisan referandumu öncesinde de açıkça tarafgir bir tutum sergilediler. Bu tavır Türk kamuoyunda da ciddi hassasiyet oluşturdu, güven duygusunu zedeledi. Şimdi Almanya’da yaklaşan genel seçimlerin etkisiyle yine ülkelerimiz arasında suni bir gerilimin tırmandırıldığına şahit oluyoruz. Almanya’yla ilişkilerimiz bizim için değerlidir. Görüş ayrılıklarımızı yapıcı bir zeminde çözebilmek için Alman mevkidaşım Gabriel’le temaslarımızı sürdürüyoruz. Ancak ilişkilerimizin normalleşmesi ve yeniden güven tesis edilebilmesi için her şeyden önce çifte standartlar sona ermelidir. 
MÜLTECİ KRİZİ: AB maalesef Ege Denizi’nde yaşanan mülteci krizinin tamamen Türkiye’nin çabalarıyla kontrol altına alındığını unutmuş gibi davranıyor. Bundan bir buçuk yıl önce tüm AB liderleri sıraya girmiş, mülteci krizini ülkemizle çözme arayışındaydı. Sonuçta 18 Mart mutabakatını önerdik ve etkin uygulama sonucu Ege Denizi’ni mülteci krizinden kurtardık. Kolluk güçlerimiz halihazırda sergilediği tüm çabaları yarın bıraksa Ege Denizi yeniden bir düzensiz göç rotasına dönüşecek ve ciddi bir kriz ortaya çıkabilecektir. AB’nin bunu hatırda tutarak, mutabakattan doğan yükümlülüklerini süratle yerine getirmesini bekliyoruz. 
VİZE SERBESTİSİ: Terörle mücadele mevzuatında değişiklik yapılması 2013‘ün şartlarında Vize Serbestisi Yol Haritası’na dercedilmiş olan bir kriterdir. Şartlar bugün farklıdır. Ülkemizin terörle yoğun mücadelesi ortadadır. Üye ülkeler şöyle dursun, bugün AB bile terörle mücadele mevzuatını gözden geçirmektedir. Hâl böyleyken ülkemize ilişkin beklentide mevcut koşulların dikkate alınması elzemdir.
AB ÜYELİĞİ: AB’ye tam üyelik sürecine verdiğimiz öncelik değişmemiştir. Ancak, üyelik müzakereleri sürecinde AB tarafından oluşturulan siyasi blokajlar nedeniyle ilerleme sağlanamamaktadır. Reformlar için itici güçlerden biri de katılım müzakereleridir. 23. ve 24. fasılların müzakere edilmesine hazırız. Bu yöndeki hazırlıklarımızı tamamladık. Fasılların bloke edilmesi tamamen siyasi nedenlerden...
RUSYA İLE İLİŞKİLER: Genel resme bakınca söyleyebilirim ki Rusya’yla temaslar olması gereken noktaya geliyor. İvmeyi koruyoruz. Vize muafiyeti tekrar başladığında, siyasi seviyedeki yakın diyalogun bir benzerini toplumsal zeminde de kurmuş olacağız. Halkların birbirini tanıması ise ikili ilişkilerin yeni ufuklara taşınması için en önemli temeldir. Bu yüzden de vize konusunun en kısa sürede sonuca bağlanmasını umuyorum.
ALTILI GÖRÜŞMELER: Kitle İmha Silahlarının yayılmasına karşıyız. Bu nedenle, Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılması için temel forum olarak gördüğü “Altılı Görüşmeler”in en kısa zamanda yeniden başlatılması gerektiğini düşünüyoruz.
KIBRIS MÜZAKERELERİ: Çözümün artık farklı parametreler çerçevesinde aranması gerektiği anlayışımız, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da beyan edildi. Dolayısıyla artık yeni bir anlayışla, farklı seçeneklerin masaya getirilmesinin zamanı gelmiştir. Nitekim hâlihazırda, BM Genel Sekreteri’nin de ahiren taraflara yapmış olduğu çağrı doğrultusunda ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarıyla eşgüdüm içerisinde, önümüzdeki döneme yönelik olarak atılabilecek adımlara ilişkin değerlendirmelerimizi sürdürmekteyiz.
RUM TAVRI: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de tek taraflı olarak sürdürdüğü hidrokarbon arama faaliyetlerini yakından takip etmekteyiz. Rum tarafı bu faaliyetleri ile Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türkleri’nin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını görmezden gelmektedir. Türk tarafının tüm iyi niyetli çabalarına rağmen kapsamlı müzakere sürecinin sonuçsuz kalmasının ana nedeni de Rum tarafının kendini Ada’nın tek sahibi olarak görmesidir. Biz her hâlükârda kendi kıta sahanlığımızdaki hak ve menfaatlerimizi korumakta, Kıbrıs Türk tarafına desteğimizi sürdürmekte ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükûmeti ile eşgüdüm içerisinde Rumların tek taraflı faaliyetlerine gereken karşılığı vermekte kararlıyız.

Rusya’ya yaptırımları doğru bulmuyoruz
Bakan Çavuşoğlu, Kırım ilhakı sonrasında AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını da değerlendirdi. Çavuşoğlu, “Türkiye geçmişte yaptırım konusundan çok mağdur oldu. Komşularımıza, ortaklarımıza yönelik yaptırımlar, Türk ekonomisinde de ağır tahribata yol açtı. O itibarla biz “yaptırım” lafını duyunca aceleci olmuyoruz. Sorunlara başka yöntemlerle çözüm bulunabilir mi, ona bakıyoruz. Bu anlayışla, Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına da iştirak etmedik. Yapıcı angajman ve diyalog yolunu tercih ettik. Bugünlerde görüyorsunuz, Rusya ve ABD karşılıklı yaptırımlara başvuruyor, AB ise ABD’nin Rusya yaptırımları bizi de etkileyecek diye ABD’ye karşı tedbirler hazırlıyor. İşte biz ekonomimiz bu girdaplarda boğulmasın, sorunları diyalogla çözelim diye uğraşıyoruz. Yakın çevremizdeki, Doğu Avrupa’daki krizlere de yine bu optikten bakıyoruz.

AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB’nin kendi geleceği için Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu “Küresel belirsizliğin hâkim olduğu mevcut ortamda, AB sınırları içinde ve dışında birliğin başarı hikâyelerini ciddi şekilde sınayan gelişmeler yaşanmaktadır. Gerek göç krizinin, gerek AB’nin karşı karşıya olduğu diğer sınamaların AB’nin ülkemizle iş birliğini geliştirmeye olan ihtiyacını daha da artırdığı açıktır” dedi. Bakan Çavuşoğlu, “İlişkilerimizin geleceğini şekillendirmek üzere Türkiye-AB zirvesinin bu yıl sonuna kadar yapılması beklentimizi muhataplarımıza ilettik” diye konuştu.