CANAN ERASLAN - canan.eraslan@tg.com.tr

Seçtiği bir yöntemle onlarca kilo veren bir gencin, "Şişmanken ne seçebileceğim bir işim vardı ne kıyafetim" cümlesi, başka bir probleme götürdü beni: "Kilo ve kariyer..." Kariyerden geçelim, "Kilo ve iş..."
Evet, son günlerde yöntemler artıp her biri yeni bir tartışma konusu olsa da hayat şartlarının getirdiği büyük bir kilo problemiyle karşı karşıyayız. Hareketsiz çalışma ve hayat tarzı, kötü beslenme gibi sebeplerin getirdiği kilo problemimiz var. Büyük-küçük, genç-yaşlı; hepimizin var üstelik. Gerçi çevrenin ve görsel araçların da psikolojik baskısıyla 36 beden olup da 34'e düşmek için çırpınanları düşününce, "Kimin yok ki" sorusuna verecek cevabımız da kalmıyor ama neyse.
Psikologlar, kilo sorunlarının insan hayatının tamamına ilişkin araştırmaları değerlendirdi. Acıbadem Ankara Hastanesi Psikoloğu M. Bülent Baykal'ın değerlendirdiği bu araştırma gösteriyor ki, aşırı kilolu insanlar, özellikle de kadınlar 'negatif ayrımcılığa' uğruyor. İş ararken, okulda, sosyal bir ortamda, alışverişte. Yani hemen hemen her yerde. Kilosu toplumda 'normal' görülenleri tarif ederken, "Şu normal kilolu kadın" denildiğini duydunuz mu hiç? Ya kiloluysa? "Şu şişman kadının yanındaki" tarifini peki?
Evet, işte durum bundan ibaret.
TERFİ ALAMIYORLAR
Bundan birkaç yıl önce bir iş adamı, çok üstün yetenekleri olmasına rağmen, bir kadını sadece aşırı kilolu olduğu için işten çıkarmıştı. İş yargıya gitti, tazminatlar ödendi ama kadın işe tekrar alınmadı. Bülent Baykal, bu olayı hatırlatarak, "Araştırmalar aşırı kilolu ve obez insanların daha az çekici, daha başarısız, sıkıcı, tembel olarak algılandığını gösteriyor. Yine araştırmalara göre 'güzel' olarak nitelenen kadınların ince, zayıf ve hatta sıska sayılabilecek özellikle olduğunu gösteriyor" dedi. Yine verilere göre bazı iş ortamlarında aşırı kilolu insanlar sadece görünüşlerinden dolayı terfi alamıyor, daha az ücrete razı olmak durumunda kalıyor, şirketin 'küçülmesi' gerektiğinde işten çıkarmalarda da ilk sırada yer alıyor.

Ne referans ne yabancı dil
Yine araştırmalar gösteriyor ki, fiziksel özellikler işe alımda çok etkili. Aynı üniversiteyi bitirmiş, referansları çok güçlü, yabancı dil bilgisi, mesleki yeterliliği hemen hemen eşit iki aday var diyelim. İşverenler, özellikleri aynı olan iki kişi arasında karar vermek durumunda kaldığında uzun boylu ve ince olanı tercih ediyor.

 

Okulda alay konusu alışverişte sıkıntı
> Kilolu oldukları için alay konusu olmak en çok çocukları olumsuz etkiliyor. Diğer çocuklar kilolu arkadaşlarına acımasızca davranıyor. Hatta onları aptal, çirkin, tembel olarak değerlendirebiliyor. İşte diğer olumsuzluklar:
> ALAY KONUSU: Kilolu ve obez insanlar iş ve okul ortamlarında da negatif ayrımcılığa uğruyor. Bu kişilere lakap ve alaycı isim takılıyor. "Kilo etiketlemesi" denilen bu duruma ek olarak uygunsuz dokunulma, saldırı gibi durumlara da maruz kalıyor.
> OTOBÜSTE, UÇAKTA DAR KOLTUK: Normal hayatta da tıbbi gereçler kilolulara uygun olmadığı gibi, uçak ve otobüs koltukları da yine standart kiloda insanlar için düzenlenmiş durumda.
> O ELBİSENİN BEDENİ YOK: Kilo vermeye en fazla teşvik eden nedenlerden biri de belki bu cümle. Normal markalarda uygun beden bulunmaz. Kilolular ancak 'büyük beden' mağazalarında rahatlıkla 42 ve üzeri beden isteyebilirler.
> Kilolarından kurtulamayanlar ise depresyon, sosyal izolasyon, psikolojik uyum sorunlarını daha fazla yaşıyor.

ESKİ BİR OBEZ:  "60 kilo verdim ve içimden bir insan çıktı"
Bu cümle, çok kilo aldığı için nişanlısı tarafından terk edilen, yaşadığı bu şokla, 'şok' bir karar alıp ideal kilosuna dönen bir gence ait.
Genç, önce ameliyat olmayı düşünmüş. Ardından korkmuş ve bir diyetisyene gitmiş. Programa sıkı sıkıya uyup spor da yapan Y.Y. adlı genç, 2 senede tam 60 kilo vermiş. Yani ayda yaklaşık 2.5 kilo. Başlarda hızla gitmiş kiloları. Bazı aylar hiç kilo verememiş ama yılmadan devam etmiş ve sonuç istediği gibi olmuş Y.Y’nin:
"Eski fotoğraflarıma bakıyorum da kendime nasıl böyle bir kötülük yapmışım, bilmiyorum. Her bulduğumu yiyordum. Sınırım yoktu. Çevremden oldum, terk edildim, daha fazla yedim. Sonra kilolarım yüzünden işimden de oldum. Başvurduğum her işte reddedilme sebebim kilolarım oldu. Şimdi zayıfladım, istediğim kıyafeti seçiyorum, sosyal hayatım düzene girdi. Reddedilme, işe alınmama korkularım bitti. Çok iyi bir mesleğim var. Kısa sürede iş bulacağım."

TEK SORUMLU ÇOCUK DEĞİL
O karne aslında tüm ailenin

Yıllar önceydi. O zaman e-okul yok, notlar önceden değil, karneden öğreniliyordu. Kızımın öğrenim gördüğü ilköğretim okulundan bir davet aldım. Karne törenine, velilerin katılımının 'özel önem' taşıdığı belirtiliyordu davette. Türkçesi, 'mutlaka gelin' olan bu davete katıldım. Sınıfta toplandık. Küçük bir konuşmanın ardından sınıf öğretmeni çocukları dışarı gönderdi. Sonra da bize karne benzeri bir şey dağıttı. Anket gibi. "Siz işaretleyin, sonuçları siz değerlendirin" dedi öğretmenimiz. 10 soru vardı ve birkaçını çok iyi hatırlıyorum:
> Çocuğunuzun okul numarası kaç?
> Hangi derste hangi ünitedeler?
> Okuldan eve gelince onunla konuşuyor musunuz?
> Okuldaki problemleri hakkında bilginiz var mı?
> Öğretmenlerinin ismini biliyor musunuz?
> Hangi dersinden hangi notları aldı?
> Toplantı harici okula geldiniz mi?
> Çocuğunuzun bu dönemde yaşadığı sorun ya da başarıya birer örnek verir misiniz?
Bu soruların tamamına doğru cevap vermek... Doğrudan vazgeçtim, hepsine cevap verebilmek çok önemliydi. Acımasız davranıp kendime 80 vermiştim.
Muhtemelen siz de notları biliyorsunuz ama, cuma günü çocuğunuz karnesini aldı. Beklediğinden daha düşük notları gören aileler belki çocuklara kızdı, bağırdı. "Bunlar düzelecek yoksa o telefonu alırım elinden" benzeri tehditler... Notları çok iyi olan çocuk için de belki hediyeler, kutlamalar. Bence ikisi de yanlış. Uzmanlar hep "Kötü karne için cezalandırmayın" dese de ben aşırı sevinç gösterisi ve beklenmedik hediyelerin de en az bağırıp azarlama kadar zararlı olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü o karne sadece çocuğun değil. İyiyse de kötüyse de; bütün aile bireylerinin. Çocuğun sorumluluk almasına izin vermeyip, "Aman ödevleri bitsin de" diyerek siz yaptıysanız; ya da çocuğu başa çıkamayacağı sorunlarla baş başa bıraktıysanız, başarısızlıkta payınız var. Çocuğu doğru yönlendirip, gerekli ceza ve ödülü dozunda verdiyseniz de başarıda...

ŞARTLAR DÖKÜYOR...
Kadınlar da saç ektiriyor

Yoğun saç dökülmesinden en çok erkekler şikâyet eder, en fazla saç ekimini de onlar yaptırır diye genel bir kanaat olsa da son dönemde kadınlar arasında da hızla büyüyen bir yöntem saç ektirme. Özellikle kozmetik kullanımının getirdiği seyrelmeyle mücadele edemeyen kadınlar, yeni tekniklerin yardımıyla saç ektirmeye başladı. Dr. Mustafa Kemal Ataönder, saç dökülmesinin kadınlarda daha büyük öz güven kaybı ve depresyona sebep olduğunu belirterek, "Erkeklerde saç dökülmesi estetik hâle bile getirebilirken, kadınlarda tam tersi bir durum söz konusu. Dolayısıyla saç ekimi kadınlar için çok daha fazla gerekli bir işlem olarak karşımıza çıkıyor. Saç ekimi için hastanın yağlanma sorunu çektiği bölgeden bir miktar yağ alıyor, kök hücreden zenginleştirerek saçtan yoksun bölgeye enjekte ediyoruz. Hasta aynı zamanda küçük bir işlemle yağlanma sorunundan da kurtulabiliyor" dedi.

VAZGEÇEMİYORSANIZ...
Yüksek topuğa birkaç gün bile olsa ara verin

Topuklu ayakkabı, hemen hemen bütün kadınların tercihi. Uzmanlar ise topuk boyu olarak en fazla 5 santime kadar olanları tavsiye ediyor. Bundan daha yüksek olanlar bel ve dizlerde ağrıya, eklemlerde sonraki yıllarda sıkıntıya sebep oluyor. Medikal Park Hastaneleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Pınar Müge Sarıkaya, "Topuklu ayakkabıdan vazgeçemiyorsanız, en azından giydiğiniz gün sayısını azaltın" diyor. Bizim tavsiyemiz ise, iş yerinde yedek ayakkabı bulundurma imkânı varsa, günün belli saatlerinde ve daha alçak topukla değiştirme şeklinde bir seyir izlemeniz yönünde... Akşamları ise 15-20 dakikalık sıcak su masajları iyi gelecektir. Uzmanlar, ayaklara iyi bakılmadığında, bel fıtığına varan problemler yaşanabileceği yönünde uyarıyor.

KARACA
Bebek odasının bir modası var

Ev tekstili markaları öyle tasarımlara imza atıyor ki, ürünler görende alma duygusunu tetikliyor. Karaca Home ürünleri de bu hissi verenlerden... Karaca'nın son koleksiyonunda yer alan ürünlerin, minik bedenlerin sağlıklı ve konforlu bir uyku geçirmeleri için tasarlandığı ifade ediliyor. Yüzde 100 pamuk kullanılan Karaca Home ürünlerinin narin bebek tenine zarar vermeyecek kumaşlardan üretildiğine dikkat çekiliyor. Fiyat ise 59.90 TL olarak tavsiye ediliyor.

 

 


BETA
Kar yağdı, erkekler bot almaya koştu

Bütün Türkiye'yi etkisi altına alan kar yağışı, bot satışlarını zıplattı. Beta Genel Müdürü Barbaros Akyıldız, kar yağışının etkili olduğu geçtiğimiz bir haftada bot satışlarının, bir ayın ortalama satışlarına göre yüzde 113 arttığını, erkeklerin ise kadınlardan daha fazla alım yaptığını ifade etti. Akyıldız, "Karlı günlerde kadın botlarındaki satış artışı yüzde 78 iken erkek bot satışlarında yüzde 160'lık artış oldu" dedi.