Cuma namazı saat kaçta? Vakit kaçta giriyor? Her hafta Cuma günü Müslümanlar, abdestini alıp camilere giderek Cuma namazını eda ederler. Cuma namaz saatini öğrenmek isteyenler ise; Cuma namazı saat kaçta okunuyor? Cuma saati namaz vakitleri ve Cuma namazı nasıl kılınır, kaç vakittir? gibi sorulara cevap arıyor. Allahü teâlanın mübarek ve farz kıldığı Cuma namazı saatleri, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç vakittir gibi sorular ise merak içerisinde sorgulanıyor. Sizler için hazırladığımız, ‘’Cuma Saat Kaçta Okunuyor? Cuma Namazı Saati Namaz Vakitleri (Cuma Namazı Nasıl Kılınır, Kaç Vakittir?)’’ başlıklı haberimizden Cuma namazı saat kaçta okunuyor, Cuma saati namaz vakitleri ve Cuma namazı nasıl kılınır? gibi bilgilere detaylı bir şekilde ulaşabilirsiniz.

Cuma namazı ile ilgili detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz

Cuma namazı kılarken niyet

Cumanın iki rekât farzı imamla kılınır. (Niyet ettim cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama) denir.

Sual: Kaza namazı olan kimse, cuma namazının farzını ve sünnetlerini kılarken nasıl niyet eder?
CEVAP: Maddeler hâlinde bildirelim:
1- Cumanın ilk dört rekât sünnetini kılarken, (İlk kazaya kalmış, öğle namazının farzını ve cumanın sünnetini kılmaya) diye niyet edilir. Öğlenin farzı denildiği gibi, (İkindinin veya yatsının farzını kılmaya) diye de niyet edilebilir. Öğlenin farzı gibi kılınır.
2- Cumanın iki rekât farzı imamla kılınır. (Niyet ettim cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama) denir.
3- Cumanın dört rekât son sünnetini kılarken, (İlk kazaya kalmış, öğle namazının farzını ve cumanın son sünnetini kılmaya) diye niyet edilir. Öğlenin farzı denildiği gibi (İkindinin veya yatsının farzını kılmaya) diye de niyet edilebilir. Öğlenin farzı gibi kılınır.
4- Zuhr-i âhir namazını kılarken, (Vaktine yetişip de, kılamadığım son öğle namazının farzını kılmaya) diye niyet edilerek, dört rekât namaz kılınır. Öğlenin farzı gibi kılınır. Kazası olmayanın, öğlenin sünneti gibi kılması, yani üçüncü ve dördüncü rekâtlarda zamm-ı sure okuması iyi olur. Cuma namazı sahih olursa, bu kıldığı nâfile olur.
Seferî olan, zuhr-i âhiri iki rekât olarak kılar. İkindiyi zamanında kılamayacaksa, seferî olana, cuma namazı farz olmadığı için cumayı kılmaz. Mâlikî mezhebini taklit ederek, öğle ile ikindiyi cem eder. Seferî olduğu için, öğlenin farzını iki rekât olarak kılar, arkasından ikindinin farzını da iki rekât olarak kılar. İkisi arasında sünnet kılınmaz.
Mukimken, zuhr-i âhir namazını kılmadan sefere çıkmaya niyet etse, seferde de ikindiyi kılamama durumu varsa, öğle ile ikindiyi Hanbelî mezhebini taklit ederek cem eder. Mukim olduğu için cem ederken, öğleyi de, ikindiyi de dört rekât olarak kılar. Arada yine sünnet kılınmaz.
5- Son iki rekât vaktin sünnetini kılarken, (İlk kazaya kalmış sabah namazının farzını ve vaktin sünnetini kılmaya) diye niyet edilir.
Kazası olmayanın da, yukarıda bildirildiği gibi niyet ederek kılmasında mahzur yoktur, hattâ daha iyi olur.

Cuma namazıyla ilgili birkaç söz

Bu haftaki yazımızda, bir nebze, Cuma namazından bahsetmek istiyoruz. Önce konuyla alakalı bir-iki ayet-i kerimeye temas etmek yerinde olacaktır... Cuma Suresinin 9. ayet-i kerimesinde mealen buyuruluyor ki: "Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman [ya'ni cuma namazının ezanı okunduğu zaman: Bu ezandan murad, imamın hutbe için minbere oturduğu vakit okunan ezandır. Çünkü Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanındaki cuma ezanı, ancak bundan ibaretti. Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer (radıyallahü anhüma)'nın hilafetleri devri de böyle geçti. Fakat Hazret-i Osman (radıyallahü anh)'in hilafeti zamanında, müslümanlar çoğaldığı için, o, dışarda bir ezan daha okunmasını emretti. Eshab-ı kiram (radıyallahü anhüm) de bunu beğendiler. Bu vechile icma' hasıl oldu. (Buhari, Ebu Davud, Şeyhzade)] hemen Allahı zikretmeye [Cuma namazına ve hutbeye (Beyzavi, Celaleyn)] gidin. [Ayet-i kerimedeki "fes'av", hemen koşun demektir. Fakat bu koşmak, soluk soluğa değil, kalben koşmak, bedenen cumaya yetişmeye müsaraat etmek ma'nasındadır. Nitekim Hazret-i Ömer (radıyallahü anh)'in "femdu=hemen gidin" şeklindeki kıraati ile sahih bazı hadisler de bunu te'yid etmektedir (Beyzavi, Şeyhzade).] Alış-verişi [zikrullaha mani' olan işleri ve diğer bütün muamelatı (Beyzavi, Medarik) ] bırakın. Bu bilirseniz, sizin için çok hayırlıdır." 10. ayet-i kerimede ise şöyle devam edilmektedir: "Artık o namaz kılınınca, yer(yüzün)e dağılın. [Bu dağılma emri ibaha içindir.Yani artık dağılabilirsiniz demektir. (Beyzavi, Celaleyn)] Allah'ın fazlından nasib [rızık, ilim, hasta ziyareti, mü'minler arasında ziyaretleşme gibi (Beyzavi, Celaleyn, Medarik)] arayın. Allah'ı çok zikredin. [Ya'ni zikriniz yalnız Cuma vaktine münhasır kalmasın. Bütün ahvalinize, bütün zaman ve mekanlarınıza şamil olsun (Beyzavi).] Ta ki umduğunuza kavuşasınız." Malum olduğu üzere, bazı zamanlar benzerlerinden çok daha kudsi, bazı mekanlar emsalinden çok daha mukaddes, bazı insanlar ise akranından daha muhteremdir. Cuma günü de "seyyidü'l-eyyam=Günlerin seyyidi, efendisi, en kıymetlisi" diye anılan en kıymetli gündür. Bu uzun sayılabilecek girizgâhtan sonra Cumanın hükmü, kaç rek'at olduğu ve şartları üzerinde çok kısaca durmak istiyoruz Cuma namazı kaç rek'attir? Cuma namazı 16 rek'attir. Bunun 2 rek'atini kılmak, akıllı ve büluğ çağına gelmiş her erkeğe farz-ı ayındır. İnanmıyan, önem vermiyen kâfir olur. Öğle namazından daha kuvvetli farzdır. Cuma namazı için, birinci ezânı işiten her müslümanın, işini, alış-verişini bırakıp namaza gitmesi farzdır. Namaz vakti alış-veriş sahîhdir; fakat günâhtır. Cuma namazı nasıl kılınır? Öğle ezânı okununca, hemen dört rek'at Cuma namazının ilk sünneti kılınır. Sonra, câmi' içinde, ikinci ezân okunur. Sonra hutbe okunur. Sonra, cemâ'at ile iki rek'at Cuma namazının farzı kılınır. Sonra, dört rek'at son sünneti, bundan sonra, dört rek'at, "vaktine yetişip de kılmadığım son öğle namazının farzını kılmaya" diye niyet ederek, zuhr-i ahir (âhır zuhur=son öğle) namazı kılınır. Bundan sonra, iki rek'at vaktin sünneti kılınır. Cumanın farz olmasının şartları nelerdir? Cuma namazının farz olması için, iki türlü şartı vardır: Birincisi "Vücûb şartları", ikincisi "Edâ şartları"dır. Edâ şartlarından biri noksan olursa, namaz sahîh olmaz. Vücûb şartları bulunmazsa, sahîh olur. Edâ şartları yedidir: 1- Namazı şehirde kılmaktır. Şehir, cemâ'ati, en büyük câmiye sığmayan yer demektir. Bugün, hükümetin tasdik ve kabûl ettiği, muhtarı veya jandarması bulunan köyler ve şimdiki büyük şehirlerin içinde bulunan nâhiyelerin herbiri, konuyla ilgili iki ta'rîfe göre de, Cuma namazı için ayrı birer şehir sayılmaktadır. Böyle köylerde ve nâhiyelerde Cuma ve bayram namazları kılınır. 2- İzin ile kılmaktır. 3- Öğle namazının vaktinde kılmaktır. 4- Vakit içinde hutbe okumaktır. 5- Hutbeyi namazdan önce okumaktır. 6- Cuma namazını cemâ'at ile kılmaktır. Hanefi mezhebine göre, imâmdan başka, 3 erkek yetişir. 7- Câminin herkese açık olmasıdır. Cumanın vücûb şartları dokuzdur. Ya'nî, bir kimseye farz olması için şu dokuz şart lâzımdır: 1- Mukim olmaktır. Seferî olana farz değildir. 2- Sağlam olmaktır. Hastaya ve hastanın yanından ayrılamıyan hasta bakıcıya ve çok ihtiyara farz değildir. 3- Hür olmaktır. 4- Erkek olmaktır. 5- Âkıl ve bâlig olmaktır. 6- Kör olmamaktır. Yolda götüren olsa bile, a'mâya farz değildir. Yardımcısız câmiye gidebilen a'mâya farzdır. 7- Yürüyebilmektir. Felçliye, ayaksıza farz değildir. 8- Mahbûs (hapis) olmamak ve düşman ve zâlimden korkusu olmamaktır. 9- Çok yağmur, kar, fırtına, çamur ve çok soğuk olmamaktır. Cuma hutbesinin hükmü Cuma hutbesini okumak farzdır. Hutbeyi kısa okumak sünnet, uzun okumak ise mekrûhtur. İki kısa hutbe okumak sünnettir. İki hutbe arasında oturmamak günâhtır. İmâm minbere çıkınca, cemâ'atin namaz kılması ve konuşması harâm olur. Cuma günü sünnet olan şeyler Cuma günü yapılması sünnet olan şeylerden ba'zıları şunlardır: Cuma namazı için gusletmek; güzel koku sürünmek; yeni, temiz giyinmek; saç, tırnak kesmek; câmiye erken gitmek sünnettir.

Cuma namazı örneği...

Dinde Kur'an-ı kerimden başka kaynak tanımamak, Kur'an-ı kerimin bazı ayetlerini tanımamak manasına gelir. Çünkü Kur'an-ı kerim ayetleri Hz. Peygambere uymamızı, onun bildirdiklerini yapmamızı emrediyor. Bu aynı zamanda Peygamberimizin Kur'an-ı kerimi açıklama görevini de kabul etmemektir. Kur'an'ı açıklama görevi bulunan Hz. Peygamber, Kur'an'a ilişkin, Kur'an dışında ve fakat yine Kur'an tarafından verilen bir yetkiye dayanarak bir kısım şeyler söyleyip açıklamalar yapmadan bu emri nasıl yerine getirecektir? Kur'an'ın Kur'an'la açıklanması onun anlaşılması için yeterli olsaydı ayrıca Hz. Peygambere onu "açıklama" emri verilmesine ne gerek vardı? Hz. Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç duymaksızın herkes Kur'an'ı rahatça okuyup anlayabilirdi. Kur'an-ı kerimin mücmel olmadığını, açık olduğunu söyleyenler de mesela Cuma namazını anlatırken, Cuma namazı şöyle kılınır: "Ezan okunur, hazırlanmış olan mü'minler mabedi doldurur. Hutbeden önce iç ezan okunur... 4 rekat tatavvuun ardından hutbe okunur " demektedirler. Halbuki, Kur'an'da hutbe, iç-dış ezan diye bir ayrım ve hatta esasen "Cuma namazı" diye bir namaz yoktur. Cuma ile ilgili ayette sadece "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrı yapıldığında Allah'ı anmaya koşun..." (62/9) buyurulmaktadır. Şimdi şu soruların cevaplandırılması gerekmektedir: Burada zikredilen "namaz"ın "Cuma namazı" olduğu nereden bellidir? Hangi Kur'an ayetine dayanılarak bu namaz 5 vakit namazdan herhangi biri değil de "Cuma namazı" diye tayin edilmekte ve onun da iki rek'at olduğu söylenmektedir? Burada veya Kur'an'ın herhangi bir yerinde "hutbe"den kesinlikle söz edilmediği halde Cumanın nasıl kılınacağını açıklarken hutbe okunacağını neye istinaden söylemektedir. Yine bu ayette ve Kur'an'ın başka herhangi bir yerinde "iç ezan-dış ezan" diye bir olaydan söz edilmediği halde bu nereden çıkarılmaktadır? Hatta tarihen sabittir ki, bu dış ezan meselesi Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde bile yokken, daha sonraları Hz. Osman zamanında ihdas edilmiştir. Üstelik ezanın lafızları da Kur'an'da geçmektedir. Rivayetler, ezanın, bazı sahabîler tarafından görülen rüyadaki cümleler benimsenerek Hz. Peygamber tarafından bugünkü şekliyle uygulamaya konduğunu bildirmektedir.