Osman Sağırlı

İki katlı binanın merdiven boşluğundan kırık Türkçesiyle bir kız çocuğunun titrek sesi yükseliyor..
Kime dargınsıııınn böyleee söyleee İstaaanbuuul söyleee...
Yamaçlarındaa kar vaaar yollaaarııın yorguunnn yineee
Türkiye'den 11 bin kilometre uzakta Filipinler'in Cotabato şehrinde bu ezgileri duyunca içim bir hoş oluyor.
-Listen to me!
-listeeenn tooo meee !
(beni dinleyin)
Sert ama şefkatli bir ses tonuyla bahçede oynayan çocukları ikaz eden orta yaşlı hanımefendinin talimatıyla ortam sessizliğe bürünüyor. Artık sadece o konuşuyor. Elindeki beyaz kâğıdı yüzüne yaklaştırıyor, gözlerini kısıyor...
Team one... Saima, Rufaida, Hasana, Hikma, Jolfa, Nurşems, Şahida, Amina ...
Team two..
Musallama, Nani, Sarah, Farida, Norfatiha, Maila...
İsimleri sayılan esmer yüzlü, çekik gözlü kızlar diğerlerinden ayrılıyor.  Sevinçten yanındakini çimdikleyen mi ararsın yanındakine sarılan mı?  ortalık bayram havası...
İsmi okunmayanlarda ise ayrı bir telaş, ayak parmaklarının ucunda yükselen çocuklar kendilerini gösterme telaşında. Bazı minikler ise gayriihtiyari parmaklarını dişliyor.
Burası Filipinler Cotabato'daki Maguindanao bölgesi. Müslüman âleminin tabiriyle Moro. İHH İnsani Yardım Vakfına ait Yetim Kompleksinde İHH'nın 8 yıldır düzenlediği Yetim Dayanışma Günleri davetlisiyim.


Kelebekler kadar özgür
Yetimhanede kalan çocuklarla birlikte tabiat harikası Filipinler’in muhtelif bölgelerinde bir haftalık gezi programımızın ilk günü. Çocukların bu kadar heyecanlanması boşuna değil.
Bir ara gözüm hemen yanımda duran İHH'nın Filipinler temsilcisi Ömer Kesmen'e ya da yetim çocukların tabiriyle "Baba Ömer"e takılıyor. Ellerini ovuşturuyor, tribünden maç izleyen fanatik taraftar gibi olan biteni görmek için hop oturup hop kalkıyor. Ömer'le yine bir sefalet bölgesinde Somali'de tanışmıştık. Kendisi 6 yıldır burada. Çocuklar çok küçük yaşlarda buraya getirildiği için hemen hemen hepsi elinde büyümüş. Kimin ne derdi var bakışlarından anlıyor.
Çok geçmiyor bahçeye toplanan araçlar bir anda doluyor. Filipinler’in tabiat harikalarından biri olan Cotabato'ya 3 saat uzaklıktaki Seven Falls (7 şelale) ilk durağımız. Baharın gelmesiyle kırlardaki çiçeklere üşüşen kelebelekler gibi yetim kızlar da sağa sola koşturuyor, doyasıya eğleniyorlar.
Büyükler küçüklere ablalık yapıyor âdeta. Hiçbiri diğerini incitmiyor. Ya başka yerde başka çocuklar olsa!...
Babam ne zaman ölecek anne?


Akşama doğru yetimhaneye dönüyoruz. Dönüşte Yetim Kompleksinin bahçesinde çok sayıda çocuk görünce, “Ömer bu çocukları burada unutmuşsun” diye takılıyorum.
“Onlar yetim çocuklar değil” diyor ve ekliyor;
“Burada himaye ettiğimiz çocukları servislerle okula gönderiyoruz. Zaman zaman bugün yaptığımız gibi geziye götürüyoruz. Çocuklarımız gidip gelirken dikkat çekiyor. Birkaç ay önce karşımızdaki sokakta evi olan bir hanım geldi ve ‘Beyefendi, yetimlere kol kanat gerdiğiniz için size minnettarız. Sakın söyleyeceklerimi yanlış anlamayın. Fakat sizin yüzünüzden çok zor günler geçiriyoruz. Dün oğlum babam ne zaman ölecek anne? diye sordu. Babası ölünce o da diğer çocuklar gibi oyunlar oynayabilecek güzel elbiseler giyebilecekmiş' dedi.  O hanımın anlattıkları karşısında ne diyeceğimi şaşırdım. O günden sonra babalı yetim çocukları da burada zaman zaman ağırlıyoruz, parka girmelerine izin veriyoruz. Çeşitli sosyal yardımlarda bulunuyoruz.”
Osmanlı olsaydı bu çocukların babalarının ölmesine bile gerek yoktu!
Müteakip günlerde; Lake Sebu, Burkia Camii, Pembe Cami, dağlar tepeler, göller deniz derken dolu dolu bir hafta eğleniyor çocuklar. Türkiye'den gönderilen okul setleri, temizlik malzemeleri dağıtılıyor. Bağışlanan adak ve akikalar kesilerek sofralar kuruluyor. Güzel kıyafetler dağıtılıyor, ayakkabıları yenileniyor.
Bir hafta ne kadar da çabuk bitiyor, ayrılık vakti gelip çatıyor.
Bainesa, Nanie, Metha, Asia, Arbaina, Rayhana.. Adını sayamadığım onlarca çocuk aracımızın etrafına toplanmış hem ağlıyor hem de gule guleee, yine gelin see you diyerek hıçkırıklarla veda ediyor.
Gezi kitaplarından Moro'yu müslümanlarının yaşadığı Mindanao Adası’nı okursanız, "Muz ağaçları, Hindistan cevizi, mango, palmiye ağaçları arasında kaybolan şehirlerin olduğu bir coğrafya. Yeşillikler, yüksek ağaçlar arasında sayfiye yerleri, denizleri, şelaleleri olan çok sulak bir yer. Toprağı bir karış kazsan su ve balık çıkıyor." yazdığını göreceksiniz. Bir ekleme de açizane ben yapayım, Mindanao'da girdiğiniz her sokakta mutlaka birkaç yetimle karşılaşırsınız.

Moro demek yetim demek
 12 milyon Müslümanın yaşadığı Mindanao, ekonomik açıdan oldukça geri kalmış bir bölge. Uzun yıllar boyunca uğradıkları etnik ayrımcılık sebebiyle başta eğitim olmak üzere en temel sosyal haklarından mahrum bırakılan Müslümanlarla Filipin hükûmeti arasında 40 yılı aşkın süre devam eden iç savaşta 120 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, 2 milyon kişi mülteci durumuna düşmüş.
Moro halkı ve Filipinler devleti arasında 2012 yılında başlayan barış görüşmeleri olumlu neticelenmiş  Bangsamoro Barış Süreci adı altında bazı anlaşmalar yapılmış. Bağımsız Gözlemci Heyeti’nin beş üyesinden biri olan İHH, Bangsamoro Özerk Bölgesi’nin kurulma sürecini yakından takip ederken bir yandan da Moro Müslümanlarına yönelik yardım çalışmalarına hız vemiş.
Her zaman olduğu gibi yetim ve öksüz kalarak savaşın en ağır bedelini ödemeye mahkûm çocukların imdadına ise İHH koşmuş.
On binlerce yetimin olduğu Moro'daki çocuklar için 2010 yılında Hacı Şerefoğlu Yetimhanesini açan İHH, 2015 yılında da Uğur Süleyman Söylemez Yetimhanesi faaliyete sokarak 120 yetime kol kanat germiş. İki yetimhane bir okulun bulunduğu alan âdeta küçük bir kampüs havasında. Yetimler için kütüphane ve yatakhane, yemekhane ve toplantı salonu, okul gibi ayrı ayrı binalar inşa edilmiş. Çocukların eğitim, gıda, sağlık, kıyafet ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetler veriliyor.
Binanın donanımı, teşrifatı, temizliği oldukça yüksek standartlarda. Türkiye'deki pek çok benzeri binalardan daha iyi olduğu kesin. Yetimhanede şu an 6-13 yaş aralığında 100 kız çocuk kalıyor. Yakın bir gelecekte büyük bir eğitim kompleksine dönüşecek olan tesis, Morolu yetim çocuklar için hem bir yuva hem de geleceğe en iyi şekilde hazırlanabilecekleri bir eğitim merkezi olma umudu taşıyor.