BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Her şey, her şey ile ilişkilidir

Toplumların sahip olduğu ekonomik varlıklara, gelenek ve göreneklere ve coğrafi özelliklere göre değişim gösteren mutfaklar, insanlardan başlayarak evlerin ve şehirlerin sosyo-ekonomik gelişme ölçütlerinden biri oldu. Öyle ki insan özelinde bilhassa Anadolu’da "hemşehri" kavramını besleyen en önemli kaynaklardan birinin "mutfak" değerleri olduğu unutulmamalıdır.

Her şey, her şeyle ilişkilidir: İnsanlar, evler, şehirler, sofralar, ekonomi, istihdam, tarım...
Şehirler ülkeleri oluşturan coğrafi sınırlar yanında taşıdıkları ve yaşattıkları kültürleri ile de kendilerini ifade ederler. Şehir ve insan ilişkisi bu ifade şeklinin farklı biçimlerde yansımasıdır. Bu yansımaların en çok hayatımızda olanı sanırım sofralar olmuştur. Evler ya da şehirler arasında mutfak başlığı altında benzeşmeler görülse de her evin, yörenin, şehrin ya da bölgenin mutfak kültürü aslında kendine özgüdür. Şüphesiz beslenme ev ya da şehir kavramından önce de vardı ancak; bu durumu bir kültür olarak algılamak zor olabilir. Yıllar içerisinde insan ve mutfak, devamla mutfak ile şehir kültürü birbirlerinin gelişiminde rol oynadılar. Toplumların sahip olduğu ekonomik varlıklara, gelenek ve göreneklere ve coğrafi özelliklere göre değişim gösteren mutfaklar insanlardan başlayarak evlerin ve şehirlerin sosyo-ekonomik gelişme ölçütlerinden biri oldu. Öyle ki insan özelinde bilhassa Anadolu’da hemşeri kavramını besleyen en önemli kaynaklardan birinin mutfak değerleri olduğu unutulmamalıdır.

ANADOLU’YA ÖZGÜ TATLAR
Günümüze gelindiğinde, Anadolu’da Türk varlığının öncesi ve sonrasını kapsayan tarihsel dönemlerin özelliklerini de içine katan Anadolu’ya özgü bir yemek kültürü ortaya çıkmıştır. Yaşanan süreçte şehirler şüphesiz belirleyici köprüler olmuşlardır. Bu ve benzeri nedenler ile Anadolu’da farklı bölgeler ve farklı şehir mutfakları öne çıkmıştır.  Bunun en somut örnekleri Ege, Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya olarak adlandırılan bölgelerimizin aslında mutfak olarak da bir başlık olduğudur. Diğer taraftan bölgeler içinde alt bölgeler ve şehirler öne çıkmışlardır.  
Tüm dünyada mutfak kültürünün birinci ayağı olan aileler ile evlerden sokaklara taşan ve şehirle özdeşleşen mutfak kültürü, şehirleşme ve sanayileşme sonucu birlikte ticari bir ürüne dönüşmüştür. Ancak korkarım Anadolu’nun birçok ili bu gerçeğin ne yazık ki farkında değildir. İnsanlar; ülkeler, bölgeler, şehirler ve bulunduğu mekânlar ile etkileşim hâlindeler ve bulundukları yerlere hayat verirler. Her ev her şehir hatta her ülke kendi kültürü, alışkanlıkları, görgü ve bilgisi dâhilinde mutfaklarını ve sofralarını şekillendirir. Yöresel mutfaklar; bir yörenin, şehrin, bölgenin veya ülkenin sahip olduğu yiyecek ve içeceklerin üretilmesinin yanı sıra bu yiyecek ve içeceklerin hazırlanması, pişirilmesi, tüketilmesi, saklanması ve servis edilmesine ilişkin yöntemleri kültür zenginliğine işaret eden bir varlık, hatta diğer şehir ya da ülkelerden farkını ortaya koyan bir ayraç olarak görülmelidir.  
“Yöresel Mutfaklar” bu mutfaklarda kullanılan tarım ve hayvancılık ürünleri, bu ürünleri işleyen eller, araç ve gereçler, mutfağın mimarisi, yemek törenleri ve bu çerçevede geliştirilen inanç ve uygulamalarından oluşan kendine özgü kültürel ve ekonomik yapıyı ifade eden bir kavramlar bütünüdür. Aslında bu konuda çok yazmış olmama rağmen tekrar bir hatırlatmada yarar görmekteyim. Ülkemizin bölgeleri ve şehirleri geleneksel mutfakları da içine alan oldukça köklü ve zengin kaynaklara sahip yedi coğrafik bölge ve seksen bir ilçe arasında bugün mutfağı ile kabul edilmiş sadece birkaç şehrimizin olması, diğer şehirlerimizin, bölgelerimizin, hem de ülkemizin ciddi sorunudur. Üstelik sanıldığı üzere sadece bir kültür sorunu değildir. Aynı zamanda EKONOMİ, İSTİHDAM, TARIM gibi ülke, bölge şehir ekonomilerini ilgilendiren bir sorundur. Ve ülkemizin valileri, belediye başkanları ve ülkenin bu konudaki en yetkili makamlar bakanlar bu konunun önemini anlamama ya da yanlış veya eksik anlama konusunda ısrarlılar.

DÜNYANIN EN İYİ 3. MUTFAĞIYIZ
Cumhuriyetin kurulmasının 97. yılını kutlarken görüyoruz ki 50 yıldır yetkili ağızlardan gastronomi özelinde hep aynı cevabı duymuşuz: ÖNCELİKLERİMİZ FARKLI veya ŞİMDİ SIRASI değil ve korkarım önümüzdeki 50 yılda da bir şey değişmeyecek, hep farklı öncelikler olacak ve biz dünyanın en iyi üçüncü mutfağıyız diye kendimizi kandırmaya devam ederken işsizlikten, tarım zafiyetlerimizden ve ekonomik çaresizliklerimizden şikâyet etmeye devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin 97. yılı kutlu mutlu ve umutlu olsun.

DİJİTAL PLATFORMDA ALTINÖZÜ FESTİVALİ
atay Valiliği himayesinde Altınözü Kaymakamlığı, Altınözü Belediyesi ve Antakya Gastronomi Derneği’nin geleneksel hale getirdiği “4. Altınözü Zeytin ve Zeytinyağı Festivali”, bu sene Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda gerçekleşti. 30 Ekim’de düzenlenen festival, sezonun ilk zeytin hasadıyla başladı. 4. Zeytin ve Zeytinyağı Festivali'ni sosyal medyadan takip edenler, başarıyla geçen festivalde zeytin ve zeytinyağı tarihi, Altınözü yerel zeytin çeşitleri, Altınözü zeytinyağıyla yapılan yemekler, Hatay turizminde yeni rota Altınözü ve Altınözü zeytin ve zeytinyağının insan sağlığına faydaları" hakkında dijital platformda yapılan söyleşilere ve gastroshowlara da eşlik etti.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616006 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/616006.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT