BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DİA, Selefiyye’nin temsilciliğini mi yapıyor?

Dr. C. Ahmet Akışık
Facebook
TDV İslam Ansiklopedisi’ndeki (DİA) “Fetret” maddesinde putperest, müşrik, ehl-i kitap ve ateistler “Cennet”te gösteriliyor. Metin Yurdagür’ün yazdığı “Fetret” makalesi ile Vahhabî/Selefî bir doküman birçok yönden birbirine benziyor.
 
TDV İslam Ansiklopedisi’nde (DİA) “Fetret” maddesini kelam ilmi uzmanı Metin Yurdagür yazmıştır. Yurdagür burada özet olarak şöyle diyor:
 
DİA’da “Fetret” maddesi
İster İslam öncesi dönemde, ister İslami devirde yaşamış olsun, peygamber davetinden hiçbir şekilde haberdar olmayanların dinî sorumluluğu hususunda ileri sürülen görüşleri dört noktada toplamak mümkündür.
1. Fetret ehliputperest, müşrik, (ehl-i kitap) hatta ateist bile olsa dinî bir yükümlülük altında bulunmadığından ahirette kurtuluşa erecek ve cennete girecektir. Bu kanaat, insanların dinî bakımdan sorumlu tutulmasını peygamber davetinden haberdar olma şartına bağlayan “temel görüş”ün bir sonucudur.
Eş’ariyye’nin çoğunluğu başta olmak üzere Hâricîler ve Şîa bu görüştedir. SerahsîKādîhan ve İbnü’l-Hümâm’ın yanı sıra Buharalı diğer bazı Mâtürîdî âlimleriyle İmam Şâfiî, Ahmed b. HanbelMuhammed Abduh (Selefî) gibi âlimler de bu kanaattedir. Bu âlimlerin bir kısmı söz konusu zümre için “kurtuluşa erenler” ifadesini kullanırken bir kısmı onları Müslüman veya Müslüman hükmünde kabul etmiştir.
2. Fetret ehli, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, ayrıca akıl yürütmek suretiyle bilinebilecek olan iyi fiilleri yapmak ve kötü fiillerden kaçınmakla yükümlüdür. Bu yükümlülükleri yerine getirenler kurtuluşa erecek, yerine getirmeyenler ise cehenneme girecektir.
Başta Ebû Hanîfe olmak üzere Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ile bu mezhebe bağlı âlimlerin çoğunluğu ve Mu’tezile’nin tamamı bu görüştedir.
Ebû Abdullah el-Halîmî, Fahreddin er-Râzî, M. Reşîd Rızâ (Selefî) gibi bazı Eş’ariyye ve Selefiyye âlimleri de bu görüşü kısmen benimsemişlerdir.
3. Fetret ehlinin durumu ahirette yapılacak bir imtihandan sonra belli olacaktır. Ahmed b. Hanbel’in naklettiği bir hadise göre ahirette sağırlar, geri zekâlılar (ahmaklar), İslam’ı anlayamayacak derecede ileri yaşlılar ve fetret döneminde yaşayıp ölenler, Allah’a karşı mazeret beyan edeceklerdir. Bunun üzerine onlar, imtihana tabi tutulacaklar, emre itaat edenler kurtulacak, isyan edenler ise ebedî hüsrana uğrayacaklardır.
Başta Beyhakîİbn Teymiyye, İbn Kesîr, İbn Kayyim el-Cevziyye ve İbn Hacer olmak üzere Selefiyye’nin çoğunluğu bu görüştedir.
4. Fetret ehli, cennete veya cehenneme girmeyecek, dirilişin ardından hesaba çekilecek ve cezaları süresince mahşer yerinde azap gördükten sonra hayvanlarla birlikte (toprak olupyok edileceklerdir. Bu görüş, İmâm-ı Rabbânî (Ahmed Farukî)’ye aittir.
“Fetret ehli” kavramına konu olan ve farklı yorumlara tabi tutulan İsra suresinin 15. ayet-i kerime’si şöyledir:
Biz, bir peygamber göndermedikçe (bir kavme) azap etmeyiz (azap edici değiliz) (İsra,15).
Bu ayet-i kerimeyle ilgili çeşitli âlimler, şu açıklamaları yapmışlardır:
 
Belli Başlı Tefsirlerde Fetret Ehli
 
1. Abdürrazzak (ö.211 H). “Tefsir”inde Ebu Hüreyre’den rivayet edilen hadise göre, Kıyamet günü, ehl-i fetret, ahmak (ileri derecede akılsız), dilsiz, sağır ve İslam’ı anlayamayacak derecede yaşlılar, “bize rasül gelmedi” diye mazeret beyan ettiklerinde onlara, rasül (melek elçi) gönderilecek, o da onlara Cehenneme girmelerini söyleyecek, itaat edenlere Cehennem, berden ve selâmen (serin ve selametli bir yer) olacaktır. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
2. İmam Taberî (ö.310 H). “Tefsir”inde Abdürrazzak tefsirindeki hadis, burada da geçmektedir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
3. İmam Matüridî, Ehlü’l-sünne (ö.333 H). “Te’vilat”ında “ta’zîb” (azap etmek)’in üç şekilde olabileceğini, ayet-i kerimelerden deliller getirerek izah etmektedir. İnsanlar: 1. Dünyada hayır ve şerle imtihan edilerek cezalandırılırlar, 2. İnat ve kibirleri yüzünden “kökünü kazıyacak şekilde azab”a uğrarlar, 3. Ahirette vadedilen azapla cezalandırılırlar. Ayetteki “ta’zib”, dünyada rasül göndermeden “kökünü kazıyacak şekilde azab” etmeyiz, manasınadır. Allah, en doğrusunu bilendir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
4. Ebu’l-Ferec İbn el-Cevzî, Hanbelî (ö.597 H). “Tefsir”inde Kâdî Ebû Ya’lâ şöyle demiştir: Bu âyette Allahü teâlânın akılla değil, ancak Şeriat (din) ile bilinmesinin vacip olduğuna delil vardır, din de peygamberlerin gönderilmesidir. Şöyle ki, bir insan bundan önce ölse, kesin cehenneme gideceğine hüküm verilmez. İşitmeye bağlı olan şey, bir peygamberden işitilmedikçe azap olunmaz. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
5. İmam Kurtubî, Malikî (ö.671 H). “Tefsir”inde Cumhûr’un kanaatine göre bu âyet, dünyadaki azap ile ilgilidir. Yüce Allah bir ümmete risalet gönderip onları uyarıp korkutmadan önce o ümmeti helâk etmez.
Bir kesim ise bunun hem dünya, hem ahiret hakkında umumi olduğunu kabul etmektedir. Kurtubî, bu konuda bazı hadis ve rivayetleri değerlendirmektedir. Allah, en doğrusunu bilendir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
6. Kâdî Beydavî, Şafiî (ö.685 H). “Tefsir”inde “dünyada delilleri açıklayıp Şeriatı hazır hâle getirerek onları delillerle susturuncaya kadar” demektir. Bu konuda Şeriat gelmeden bir şeyin vâcip olmayacağına delil vardır. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
7. İmam Nesefî, Hanefî (ö.710 H). “Medârik”de dünyada bir topluluğun “kökünü kazıyacak şekilde” ortadan kaldırmamız bize yakışmaz, bizim için sahih ve doğru olmaz. Ancak bir peygamber göndermek ve onlara gerekli olan hücceti sunmak suretiyle, bunun gereğini yapmadıkları takdirde azap edip cezalandırırız. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
8. İbn Hayyân, Ebu Mervân Hayyân, Malikî (ö.469 H). “Bahru’l-Muhît”de ta’zîbCumhur’a göre dünyadadır. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
9. Razî, Fahreddin, Şafiî (ö.606 H). “Mefâtihu’l-Gayb”de konuyla ilgili bütün akli deliller serdedilmekte, hatta bir yerinde “akıl, insanlara, Allah katından gönderilmiş olan bir nevi elçidir. Hem de öyle bir elçi ki, şayet o olmasaydı, hiçbir peygamberin risaleti anlaşılamazdı” denilmektedir. Açıklamalarından ta’zîbin dünyada olacağı anlaşılmaktadır. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
10. İmam Suyutî, Şafiî (ö.911 H). “ed-Dürru’l-Mensûr”, rivâye tefsirlerdendir. Nakiller, kritik edilmeden verilmektedir. Hatta Taberi tefsirinde olduğu gibi, rivayetler arasında tercih de yapılmamaktadır.
Konu ile ilgili olarak “Müşrik çocukları”nın ahiretteki durumları açıklanırken ”cennet”te ve “cehennem”de şeklinde rivayetler zikredilmektedir. Elbette bu, nasih ve mensuh ile ilgili bir konudur. Ehl-i sünnete göre ayetlerde de nâsih ve mensuh vardır. Mutezile, Felasife ve Modernist ilahiyatçılar, nâsih ve mensuh’u kabul etmezler.
Ehl-i fetret, ahmak (ileri derecede akılsız), dilsiz, sağır ve İslam’ı anlayamayacak derecede yaşlılarla ilgili hadis, çeşitli muhaddislerin nakilleriyle ifade edilmektedir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
11. Ebu’s-Suûd Efendi, Hanefî (ö.982 H). “Tefsir”inde şeyh Ebû Mansur el-Mâtürîdî'nin de dediği gibi, bu azaptan murat, dünyada “onları tamamiyle yok etme cezası”dır. Ondan sonra gelen cümleye uygun anlam da budur. Yahut dünyevî azabı da, uhrevî azabı da kapsayan ve tamamiyle yok etme azabının çeşitlerinden biri olan azap cinsi murat edilmektedir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
12. Şevkânî, Ebû Abdillâh M. İbn Alî (ö.1834 M). “Fethu’l-Kadîr”de “müşrik çocuklar” ve ilgili meşhur hadisler hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmaktadır. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
13. Âlûsî, Ş. Mahmud (ö.1854 M).”Rûhu’l-Meânî”de konuyu çok geniş açıdan ele almakta ve ta’zîb’in dünyevî ve ühravî olabileceğini kaydettikten sonra dünyada olacağına işaret etmektedir. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
14. M. Hamdi Yazır Elmalılı, Hanefî (ö.1942 M). “Tefsir (orijinal)”inde biz, dünyada bir Resûl gönderinceye kadar ta'zib etmeyiz. Resûl gönderilince de hidayet ve dalâlet tebliğ edilmiş bulunur. (Eserde “Fetret ehli, cennettedir” ifadesi bulunmamaktadır.)
 
Vahhabî/Selefî Bir Dokümanda Fetret Ehli
 
Ehlu’l-Fetre ve men fi hukmihim” adlı Riyad menşeli ve Arap dünyasında temel kaynak olarak kullanılan bir eserde Fetret Ehli ile ilgili ulemanın görüşleri, 3 maddede toplanıyor:
1. Da’vet ulaşmadan ölen kimse, “nâciyen”dir (kurtulmuştur) ve cennettedir.
2. Da’vet ulaşmadan ölen kimse, “nâr”dadır (cehennemdedir).
3. Da’vet ulaşmadan ölen kimse, ahirette nâr ile imtihan olunur. İmtihanı kazanan kurtulur, kazanamayan ateşe girer.
Bu üç görüşle ilgili, birçok ayet ve hadis zikredilmekte ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. (Ahmed Şükri, Naşir: Dâru İbn Kesir, Dımeşk-Beyrut,1988)
 
Değerlendirme ve Sonuç
 
DİA yazarlarından Metin Yurdagür’ün “Fetret” makalesi ile “Vahhabî/Selefî doküman” değerlendirilecek olursa, şu sonuçlara varılır:
1. Makale; muğlak, karışık ve yanıltıcı niteliktedir.
2. Üç maddede gösterilen kişi ve kaynakların, hangi fikri, ne oranda ve nasıl ifade ettikleri belirtilmemiştir.
3. Fetret ehli kavramının iki anahtar kelimesi vardır: 1. Ta’zib (dünyada mı, ahirette mi?) 2. Cennet.
4. Bu iki kavram vuzuha kavuşturulmadan konu işlenmiştir.
5. “Biz peygamber göndermeden bir kavme azap etmeyiz (İsra,15)” ayetinde açıklanan hükmün, ahirette gerçekleşeceği varsayımından hareketle Fetret ehlinin kurtulacağı, hatta cennete gideceği kanaatine varılmıştır.
6. Hâlbuki İsra,15’inci ayeti, örnek verdiğimiz dört mezhebi temsil eden âlimlerin tamamına yakını tarafından “dünyada kendilerine da’vet ulaşmayan kişilere rasül göndermedikçe biz onları helâk etmeyiz” şeklinde tefsir edilmiştir.
7. Bu durumda “Fetret ehli”nin “Ahirette kurtulup cennete gireceği” tezi, 6. maddede açıklanan “dünyada helâk etmeyiz” şeklindeki delillerle tamamen temelsiz ve geçersiz kılınmıştır.
8. Makalede rivâye ve dirâye, hiçbir tefsire başvurulmamıştır. Hâlbuki konu tefsirle ilgilidir.
9. Kaldı ki, ahirette kurtulma ve cennete girme, gayb bilgilerindendir. Onun için bu konuda mutlaka nakle dayalı sağlam bilgiye ihtiyaç vardır. O da hadis-i şeriflerdir.
10. Hiçbir İslam âlimi, “Ehl-i Fetret, cennette olacaktır” şeklinde bir hadis nakletmemiştir.
11. Fetret makalesi ile Selefî doküman, birçok yönden birbirine benzemektedir.
12. Sonuç: Hadis-i şerifte: Kim, Kur’ân’ı (hadis, sahâbe ve tâbiûn kavilleri gibi nakle dayanmadan) kendi görüşüne göre açıklarsa, Cehennem’deki yerine hazırlansın” buyuruluyor. (Tirmizi, Tefsir 1) 
Not: 1. Bu makale “Cennette kâfirler de olacaktır” diyen ve referans olarak “Fetret” maddesini gösteren Hayrettin Karaman’a ithaf olunur. Karaman’ın diğer referansları da böyle ise, vay bu milletin hâline!
2. Bu makale, “Fetret” maddesi yazarı ile DİA’nın yönetici kadrosuna bir “ev ödevi” olarak sunulur. C. A. Akışık
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
609790 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/609790.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT