BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Köşe yazarları film karakteri olsaydı…

Fatih Selek
Facebook
Her gün onlarca köşe yazısını takip ediyorum.
Bazen köşe yazarı okuyormuş gibi değil de bir film izliyormuş gibi hissediyorum kendimi.
***
Cem Yılmaz’ın GORA filminde Tihulu diye bir karakter var ya.
Hani küçük boylu, beyaz gözlüklü, olur olmadık yerde “Kaptan gemiye bir cisim yaklaşıyor” diye çıkıntılık yapan tuhaf adam.
İşte bazı köşe yazarları onun gibi; sürekli “Tehlike geliyor, kuşatılıyoruz” yaygarası koparıyor.
***
Kemal Sunal’ın, “Sakar Şakir” filmini izlediyseniz; şapkasında duman tüten adama “Fuat abi yanıyosuuun” diye bağıran sarhoş Marmara Kazım’ı bilirsiniz.
Bazı köşe sahipleri de onun gibi. Ayık değil, başkasının dumanını görüyor ama kendi içindeki yangından, çürümüş ciğerinden habersiz…
***
Bazısı, Şener Şen’in “Neşeli Günler’de canlandırdığı aslanı çakıyla delik deşik eden Ziya gibi… Palavracı mı palavracı.
Milleti güldürmekten öteye gidemiyor.
***
Kimi var, tam Vizontele’deki Deli Emin.
“Şerefsizim benim aklıma gelmişti” demiyor da sürekli “Ben yazmıştım” havasında bu ilgi fukaraları…
***
Bizim cenahtakilerin bir kısmı da tıpkı “Banker Bilo”daki Mahmut.
Bunlar “Haklı çıkarma taburu” gibi.
Gelen yüklü zamlara, yükselen dolara, iyiye gitmeyen Türk Amerikan ilişkilerine, bir kısım belediye başkanının istifa etmesi gerektiğine…
Hemen her şeye ‘mantıklı’ bir izahları var.
Onun için adı geçen filmdeki gibi tek bir soru soruyorlar: Hele sor bi niye?
***
Bazıları da bana Recep İvedik’i hatırlatıyor.
Yüz kilometre uzaktan "Agresifim, kompleksliyim” diye bağırıyor.
***
Hepsine de örnek göstereceğim en az üçer beşer isim var…
Ama göstermiyorum.
Çok kızıyorlar. Beni şikâyet ediyorlar.
Neme lazım.
 
Engelliye destek böyle verilmez
 
Ampute Futbol Millî Takımımız Avrupa şampiyonu oldu ya...
Aslanları hediye yağmuruna tuttular.
Ünlü bir müteahhit ev verdi.
Ankara Belediyesi çek verdi.
Federasyon prim verdi.
İkinci sınıf bir şarkıcı yüklü miktarda ‘sadaka’ verdi.
***
Engellilerle ilgili uzun süre dosya haberler yaptım.
Futbolla kanseri yenen 15 yaşında engelli bir çocuğu da gördüm...
Ampute Millî Takım formasını giyip, bir fırının deposunda yaşayan genci de...
***
Bizde genel bir kanaat var.
Engelli denilince akla "acımak" ve "yardım" kelimesinden başkası gelmiyor.
Medya da bilinçsiz olduğu için bu düşünceyi sürekli besliyor.
Ağzınızla kuş tutsanız da bu ön yargıyı kıramıyorsunuz.
Asıl mesele bu bakış açısını değiştirmek.
Yoksa bugün şampiyonları ödüllendirirsiniz, geriden gelenleri görmezsiniz.
Takımlarına sponsor olun, tesis kurun, yol açın, engelliyi hayata bağlayın. O yeter.
 
Monşer cephesi!
Ve bir Türk lider, ABD'ye yakın tarihin en sert çıkışını yaptı.
Cumhurbaşkanı "Senin ileri garnizonun değiliz" diye rest çekti.
"DEAŞ ile mücadele yalan. YPG'ye silah verip terör koridoru kuruyorsun" dedi.
Koca bir ülkenin içinde birikenleri tak tak söyledi.
Erdoğan, 2009 Davos'unda İsrail Cumhurbaşkanı Peres'e "One minute" çıkışını yaptığında, ekrandaki papyonlu monşerler tir tir titriyordu.
Diplomasi hassasiyetinden bahsediyor, Başbakan’a öfke kontrolü tavsiyesinde bulunuyorlardı.
Erdoğan, o samimi çıkışıyla tam dört seçim kazandı.
Diğerler ise silinip gitti.
 
Emekliyi kandırmak!
Türkiye'nin nüfusu 80 milyon.
Bunun 23 milyonu çocuk.
Kalan 57 milyon kişinin 12 milyonu emekli.
Yani sokakta gördüğümüz beş kişiden biri tekaüt.
Emekliler iyi gazete okuru.
Takvim gazetesi, bu yüzden her gün "emekli haberi" veriyor.
Nereden? Bol keseden.
Bir ay içinde ayrı günlerde emekliye 221, 212, 144 lira zam yapılacağı haberini verdiler.
Bir gün yüzde 4 ödeme yaptılar, diğer gün yüzde 5.
Bir başka gün üç maaş verileceğini duyurdular…
Ayıptır, günahtır.
Bunun adı okuru kandırmaktır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
598873 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/598873.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT