BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bu nasıl iletişim stratejisi?

Fatih Selek
Facebook
 
Meclis'teki bütçe görüşmelerinde CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç Maliye Bakanına hitaben "18 yıl içinde bir tek fabrika açılmadı. Türkiye Cumhuriyeti 1924'ten itibaren 15 yıl içinde 33 fabrika açtı. Umut ediyorum ki siz 18 yılda bir fabrika açmayan AKP iktidarına bir fabrika açtırtırsınız" diye bir cümle kullandı. Gerçek öyle mi pekiyi? Değil tabii.
Sanayi Bakanı sadece bu yıl içinde 851 yeni fabrikanın organize sanayi bölgelerinde üretime başladığını açıkladı. Düşünün "yok yıl"da böyle.
CHP, ülkede hiçbir şey yapılmadığını, paranın betona gömüldüğünü söylüyor. Yalanla, yanlışla, eksikle, çarpıtmayla muhalefet ediyor.
Buna mukabil AK Parti ise uzun zamandır kendini anlatamama problemi yaşıyor. Bu kadar medya varlığına ve ekonomik güce rağmen...
Bakın son bir haftada neler oldu.
-Eskişehir'deki TEI tesislerinde ilk yerli helikopter motorumuz denendi.
-İki gün sonra yine Eskişehir'de Türkiye'de ilk kez lityum karbonat üretimine başlandı.
-Çin'e ilk ihracat treni gönderildi.
-Azerbaycan ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesi için anlaşma imzalandı.
-Türkiye'de ilk kez radyasyon ölçer geliştirildi.
-ASELSAN insansız kara aracının göreve hazır olduğunu, TUSAŞ yerli insansız hava aracı Aksungur'un seri üretimine geçildiğini duyurdu.
-Türkiye’nin ilk yerli plazma üretim tesisi için Maxicells İlaç Sanayi’ne Silivri’de 172 bin metrekare alan tahsis edildiği açıklandı.
-Tosyalı Holding'in İskenderun’a 1 milyar dolar yatırım bedeliyle kuracağı yeni çelik üretim tesislerinin inşaatına önümüzdeki günlerde başlanacağı belirtildi.
Nasıl, muhteşem değil mi?
Bu saydıklarım ülkede ekonomik, hukuki, siyasi, ahlaki problemler olmadığı anlamına gelmiyor.
Ama yapılan muazzam işler de var. Ve bunlar maalesef şahsi ihtiraslara, maaş ve koltuk kavgalarına kurban gidiyor. Çünkü gündeme onlar geliyor.
Bir muhalif gazetecinin rayların üstünde çektiği video, hepsinden daha çok konuşuluyor!.. Bu nasıl iletişim stratejisi, insan şaşırıyor!
 
Osmanlı kâbusu!..
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü'de Aras şiirini okuyor İran'da "Osmanlı halifesinin kuruntuları" diye manşetler atılıyor.
Türkiye, Azerbaycan'a destek veriyor; Ermenistan Başbakanı "Türkiye Osmanlı imparatorluğunu diriltmeye çalışıyor" diye feryat ediyor.
Türkiye, Yunan haydutluğuna izin vermeyeceğini duyuruyor; Yunan Başbakan "Türkiye’nin yeni Osmanlı hayalleri var" açıklamasında bulunuyor. Yunan gazeteciler "Türkler hâlâ Osmanlı gibi" yorumunu yapıyor.
Türkiye, Kudüs'e ve Filistin davasına sahip çıkıyor; İsrail gazetesi Erdoğan'ın halifeliği yeniden getirmeye çalıştığını yazıyor.
Türk gemileri Akdeniz'de devriye geziyor, Fransız basını "Türkler geri döndü. Erdoğan Osmanlı'yı geri getirmek istiyor, durdurulmalı" manşetlerini atıyor.
Türkiye, Libya ile anlaşmaya varıyor; Alman gazetesi "Erdoğan Osmanlı’nın güç politikalarını devam ettiriyor" yorumunu yapıyor.
Türkiye, Türk dünyasını sahipleniyor, Kırım'ın işgalini kabul etmediğini söylüyor; Rus gazetelerinde "Türkiye eski Sovyet topraklarının birçoğunda güçlü bir mevzi kazandı. Erdoğan için prensipler, dostlar, düşmanlar yok. Yalnızca yeniden Büyük Osmanlı İmparatorluğu hâline dönüştürmek istediği Türkiye’nin çıkarları var" şeklinde yazılar çıkıyor.
Türkiye, Somali'de esir bir İtalyan’ı kurtarıyor İtalyan basını "Erdoğan, Afrika dünyasındaki ilişkilerini nasıl koruyup güçlendireceğini bilen Osmanlı ruhunu taşıyıp canlandıran tek lider" diye övgüler sıralıyor.
Türkiye'nin asli hinterlandındaki her kritik adımında akıllara son yüzyıla ait bir şey değil, hep Osmanlı geliyor.
Belki günümüz Türkiyesi için Osmanlı bir hülya olmaktan uzak ama bazıları için hâlâ korku sebebi...
Bu bile Osmanlı'yı sevmek için yeter.
 
Mutlu'ya oksijen
 
28 Şubat döneminin medya kliklerinden Zafer Mutlu, haftalık bir gazete ile basın hayatına geri dönüyormuş.
Gazetenin ismi "Oksijen" olacakmış. Mutlu, aradığı oksijeni bulur mu bilemiyorum ama yeni gazete devri geçeli çok oldu.
Bırakın gazeteleri, internet medyası bile eskidi. Dünya video üzerinden "yeni bir medya düzeni"ni yaşıyor.
Basılı gazetelerin "taze haber verme" dönemi kapandı. Binbir emekle hazırlanan özel haberler daha gazete okurun eline geçmeden internette çatır çatır tüketiliyor. Hem de bedelsiz olarak. Hatta kimileri bu özel içerikleri video ortamına aktararak bedava gelir elde ediyor. Yani basılı iş, bu saatten sonra zor. Basın İlan Kurumu desteğini çeksin çoğu gazete kepenkleri indirir...
Ama bu demek değil ki mevcut gazetelerin sonu geldi. Sözü, davası, kitlesi olan yoluna devam eder. Gazetelerin varlığının sürdürmesinin sağlam kalemler, iyi dosyalar, entelektüel sorgulamalarla, okuyucunun internette bulamayacağı kalitede ve mutlaka hafta sonu kıvamında hazırlanmasıyla mümkün olacağını düşünüyorum...
 
Kirli 'mahfi'ller!
 
Geçen cuma namazından sonra memleketin her köşesinde yağmur duası yapıldı. Müminler Allah'tan rahmet diledi.
Ne var ki bazıları "21. yüzyılda yağmur duası mı olur?" diyerek güya dalga geçmeye çalıştı. Akıl alır gibi değil!
Selama karışırlar, ezana karışırlar, namaza laf ederler, farzı, sünneti suçmuş gibi gösterirler, kurbanı kötülerler, yağmur duasıyla alay ederler...
Hinduların ineğe tapmasını, ibadet diye tezekte yuvarlanmasını sevimli bulurlar ama Allah'ın buyruğunu inkâr ederler.
Kendi ülkesine bu kadar uzak; halkının değerlerine yobazca, adice, sinsice, soysuzca, azgınca, yüzsüzce saldıran; çağdaşlık ve modernlik kisvesi adı altında kinlerini, nefretlerini, çirkefliklerini, şirretliklerini, zilletlerini sergileyen dünyada böyle başka bir "güruh" yoktur!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616649 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/616649.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT