BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Misafir kısmetiyle gelir

Pembe Zamanlar
Halime Gürbüz
Facebook
"Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır” demiş atalarımız. O sebeptendir ki; misafir bizde kıymetlidir. Ya da bir zamanlar öyledeydi. Efem, “misafir ağırlamak” sanattır ve yurdum insanı bu sanatın erbabıdır. Peki, bu önerme geçerliliğini korumakta mıdır? I ııh... Samimi, özenli ve misafirperver insanlardık biz... Hiç düşünmeden evinin kapılarını ardına kadar açan, en özelini güzelini sunmaya çalışan, “nasıl olsa bi tencere kaynıyor" diyerek haftalarca kalınsa dahi gocunmayan misafirperver insanların yerinde yeller mi esiyor? 
(MYMD) “Mağdur Yatılı Misafirler Derneği” kurucusu Ökkeş Hoşbeş, sıkıntılarını dile getirmek isterken açtı ağzını yumdu gözünü:
Sıkınntı 1; Sadece misafirlere tahsis edilmiş özerk bölgeler o kilitli salonlar, misafir terlikleri, kesme su bardakları, ha bir de misafir pijamaları nerede?.. Hani yatılı misafir gelir diye her evde özel misafir pijamaları olurdu ya. Sabun kokulu, ütülü katlı hâlde hazırlanan yatağın mis gibi çarşafları üzerine bırakılan. Neredeler? Yerlerine “diz yapmış eşofman altları” geldiler. Ev sahibinin ıskartaya çıkmış ev kıyafetleri. Giymediği, atmadığı, yer bezi de yapmamış edepsiz. Kiminin lastiği erimiş, kimi çamaşır suyu lekeli. Ya dar gelir ya bol. “Müberra hanım, S bedeni var mıydı bunun?” da denmiyor hâliyle. Hiç estetik olmadığı yetmiyormuş gibi çocuğun ağı da yırtıktır bunların. “Amaan boş ver gözüm, devir yat işte” denebilir ama misafir gelmiş az bi özen gerekir!..
Sıkınntı 2; “Misafir, evin danasıdır; nereye bağlarsan orda durur” şiarından yola çıkarak oluşan bir diğer mağduriyet ise; ev sahibinden erken uyanıp yatakta mahsur kalmak! Dünyanın en sefil kısır döngüsü. Kalksan olmaz, uyusan uyanmışsın bi'kere o hiç olmaz. Ev sahibinin uyanması beklenecek; ööyle bön bön tavan seyredeceksin. Biz gece ses çıkarmadan tuvalete gitmek, mutfakta su içmek için Ninja figürleri kasalım; sabah da siz fosur fosur uyuyun! Reva mı bu?..
Sıkınntı 3; Mağduriyetten öte kaosun zirvesi tam da yemek vakti. Ne mi? Özenle hazırlanmış salatanın merkezindeki dekoratif zeytin! Tektir… Almak istersin, çekinirsin... Kahve tepsisinin ortasındaki tek su bardağı gibi... Sofradaki herkesin gözü ondadır, alan kesin kınanacaktır. Neeea? Salataya adam başı bir zeytin koysanız ölür müsünüz? Yerim işte! Hatta ağzımdaki çekirdeği de 'piiyyüüü' diye ivmeli olarak tabağına fırlatırım. 
Sıkınntı 4; “Misafir havluları” olurdu... Kenarı dantelli, çeyizlerin vazgeçilmezi. Onlar da sırra kadem bastılar. Nerede kaldı “Bak orada havlu var, sana çıkardım”lar? Yeni, temiz havlu bile koymaktan aciz artık bu insanlar. Hayatımıza “Misafirlikte havlunun bakir noktalarını aramak” kalıbını soktu vicdansızlar. Samanlıkta iğne aramaktan beter. Havlunun asıldığı nokta ve uç kısımları en az kullanılmış bölgedir yüksek ihtimal. Orayı deneyin. Olmadı arayın, dağıtın banyodaki dolabı falan. İstatistik Kurumu üzülerek açıklıyor ki; yüzde seksen misafir, çaresizlikten ellerini banyoda asılı bornozların etek kısmına silmekte! Bana ne, müstahak böylesi densiz ev sahiplerine...
 
Ninem diyor ki; Vakitsiz gelen mindersiz oturur...
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610451 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/halime-gurbuz/610451.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT