BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Öldüren virüsler

Osman Sağırlı
Facebook

Çin’in Vuhan kentinden 28 ülkeye yayılan virüs can almaya devam ediyor. Ancak dünyayı sarsan başka virüsler de var. Orta Afrika'da Ebola yeniden ortaya çıkarken, Hindistan'ın güneyinde de Nipah adı verilen bulaşıcı bir virüs ve Nijerya’da yeniden aktif hâle gelen Lassa can almayı sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), her yıl büyük bir salgına dönüşme riski taşıyan 'öncelikli hastalıklar' listesinde yer alan bu virüslere dikkat çekiyor ve ekliyor, “bilim insanlarının elinde bunlarla mücadele için ilaç ve aşı gibi yeterince araç yok.”

İşte DSÖ’nün tehlikeli bulduğu virüsler:

Nipah virüsü
Meyve yarasalarından canlı hayvanlara ve insanlara geçiyor. İlk belirtiler ateş, kusma ve baş ağrısı olarak ortaya çıkıyor. Daha sonra beyinde iltihaplanmaya yol açıyor. Aşısı yok. Ölüm oranı yüzde 70. Adını 1998 yılında ilk kez tespit edildiği Malezya'nın Nipah kasabasından alan bu virüs, şu ana kadar 300 kişiye bulaştı. Can kaybı ise 100'ün üzerinde. 

Ebola virüsü
1976 yılında Demokratik Kongo’daki Ebola Nehri yakınlarında görüldü. Kaynağı meyve yarasaları. İnsandan insana ise açık yara, tükürük, kan, idrar, sperm aracılığıyla bulaşıyor. Ölüm oranı yüzde 50. 2014 ile 2016 yıllarında 11 bin kişi öldü. Ani ateş ve hâlsizlikle kendini belli eden virüs ishal, kaşıntı, böbrek ve karaciğer yetmezliğine ve bazı durumlarda da iç ve dış kanamalara yol açıyor.

Hendra
Virüs ilk olarak Avustralya'da tespit edildi. Bu virüs de meyve yarasalarından geçiyor ve hem atları hem de insanları etkiliyor. İlk kez 1994 yılında Avustralya'nın Hendra kasabasında tespit edildi. O tarihten bu yana 70'ten fazla atın ölümüne sebep olurken, virüsün bulaştığı her yedi kişiden dördü hayatını kaybetti.

Hastalıkx
DSÖ, potansiyel salgınlar listesine 'Hastalık X' adında anonim bir hastalığı da eklemeye karar verdi. Hastalık X, "İnsanlarda hastalığa neden olduğu bilinmeyen bir mikroptan kaynaklanabilecek ciddi bir uluslararası salgını temsil eden" ifade olarak tanımlanıyor. Bilim insanları, dünyanın herhangi bir yerinde ölümcül bir salgınla yeni bir virüsün ortaya çıkma ihtimalinin her zaman olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Hastalık X'in henüz ne olduğu da bilinmiyor.

Marburg virüsü 
Ebola'nın yakın bir "akraba türü" olarak görülüyor. Yine vücut sıvıları aracılığıyla bulaşıyor. Ebola gibi, Marburg virüsünün de taşıyıcısı meyve yarasaları. Ölüm oranı yüzde 24 - 88 arasında değişiyor. Adını, 1967 yılında ilk kez görüldüğü Almanya'nın Marburg kasabasından alıyor. 

SARS
Şiddetli Akut Solunum Yetmezliği Sendromu (SARS), solunum yollarını etkileyen viral bir hastalık. İnsanlara Çin'in güneyinde gıda maddesi olarak tüketilen misk kedisinden veya yarasadan geçmiş olabileceği düşünülüyor. 2002 ve 2004 yılları arasında dünya genelinde iki büyük salgına yol açtı. Can kaybı 774.  Çok şiddetli bir zatürre yaşanmasına neden olan bu virüs, havadan bulaşıyor. 

Rift Vadisi Ateşi 
Sivrisinek ve kanla beslenen diğer sineklerle taşınan Rift Vadisi Ateşi (RVF), genellikle inek ve koyunlarda görülen salgın bir hastalık. İnsanlara hayvanın kanı ya da etiyle bulaşıyor. Kaynatılmadan içilen sütlerden veya sinek ısırıklarından da bulaşıyor. Bu virüs ilk olarak 1931 yılında Kenya'nın Rift Vadisi'nde tespit edildi. İnsanlarda gribe benzeyen semptomlarla ölüme yol açıyor.

MERS
Orta Doğu Solunum Sendorumu (MERS) ile SARS ile aynı aileden geliyor. İlk olarak 2012 yılında Suudi Arabistan'da tespit edildi. Bilinen vakaların yüzde 80'i de bu ülkeden. MERS hastalarının yaklaşık yüzde 35'i hayatını kaybetti. Çok yakın temasla buluşuyor. Bilim insanları, MERS virüsünün kaynağının develer olduğunu düşünüyor. Ancak insanlara ilk nasıl bulaştığı bilinmiyor.

Zika
Zika, insanlara bu virüsü taşıyan bir sineğin ısırmasıyla geçiyor. İnsandan insana da bulaşabiliyor. Semptomları arasında ateş, kaşıntı, kas ağrısı ve baş ağrısı yer alıyor. Bebeklerde normalden çok küçük kafa boyutuna neden oluyor. Zika yetişkinlerde nadir bir nörolojik rahatsızlık yapabiliyor. 1947'de Uganda'nın Zika Ormanı'nda yaşayan maymunlarda tespit edildi. Henüz aşısı yok.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
İnsanlara kenelerden geçiyor. Ölüm oranı yüzde 40'lara kadar çıkıyor. İlk kez 1944 yılında Kırım'da, daha sonra da Kongo'da görüldü. Aynı zamanda Kırım-Kongo Hemorajik Ateş olarak biliniyor Özellikle bahar ve yaz aylarında Türkiye'de de görülüyor. Hastalık hızlı ilerliyor, belirtileri ise baş ağrısı, yüksek ateş, sırt ağrısı, eklem ağrısı, karın ağrısı ve kusmadır.  
Aşısı bulunamadı.

Lassa humması
Lassa virüsü, insanlara genellikle bu virüsü taşıyan farelerin idrar ve dışkısı üzerinden geçiyor. Lassa aynı zamanda vücut sıvıları aracılığıyla insandan insana da bulaşabiliyor. Ölüm oranı yaklaşık yüzde 1. Ölümler genellikle organ yetmezliği nedeniyle ve iki hafta içerisinde görülüyor. Bu salgında ölüm oranı da yüzde 20'ye ulaştı. İlk olarak 1969 yılında Nijerya'nın Lassa kasabasında tespit edildi.


Koronavirüs
Çin'in Vuhan kentinde bir hayan pazarında ortaya çıktığı düşünülen ve insandan insana bulaşma yeteneği de olan yeni tip koronavirüs (Covid-2019) her gün onlarca insanı öldürmeye devam ediyor. Ocak ayında öldürme oranı yüzde 2,2 olan virüs, Şubat 2020'de enfekte ettiği 100 kişiden 2,6'sını öldürdü. Ölüm ve bulaşan kişi sayısındaki artış üzerine DSÖ acil durum ilan etti. Aşısı yok, teşhisi güç.

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612252 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-sagirli/612252.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT