BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Cahil cesur olur!

CUMA DİVANI
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Facebook
Bazı meselelerde ahkâm kesenleri görünce Şanlı Peygamber Efendimizin “el cahilü cesûrun” hadis-i şerifi aklıma geliyor. Gerçekten de cehalet ne kadar kötü bir şey! Bu memleket okumuş aydınların ihaneti kadar iyi niyetli cahillerin de büyük zararını görmektedir.
Nitekim şu korona musibetiyle uğraşılan günlerde bu duruma bir kez daha şahit olmaktayız.
Hatırlayalım koronanın çıktığı günlerde birileri önce umre meselesine mal bulmuş mağribi gibi yapışmıştı. Koronanın ülkemizde yayılmasının bütün suçunu umrecilere yıkmaya çalıştılar. Buna karşın Avrupa’dan gelen ve umre ibadetinden dönenlerin yirmi otuz katı insanı hiç görmediler.
Yine bunların en büyük dertleri cami, cemaat ve namaz oldu. Evet dinimiz sıhhati her zaman öne almaktadır. Gerekenler yapıldı. Fakat diğerlerinin yatsı namazından sonra duaya dahi tahammülleri yoktu. Hastalara moral olsun diye kiliselerde verilen konserleri dahi milletin gözünün içine soktular. Fakat kendi minarelerimizden yapılan dualara ise kulak tıkadılar. Alkışlarla bastırmaya çalıştılar. Bizdeki sözde okumuş aydınların büyük bölümünde dinimize mesafeli duruş ne yazık ki devam etmektedir...
Bir de bilerek veya bilmeyerek yıllardır verilen yanlış bilgilerle hatalı hareket edenler ve yönlendirenler var. Bunların en belirgin özelliği ne yazık ki mezhep ve âlim tanımamaktır. Maksatları güya dinimizi zamanın şartlarına göre reformize etmeye çalışmaktır.
Son dönemde ciddi ciddi seslerini çıkarmaya başlayan Prof. etiketli tarihselci denilen şarlatanları saymıyorum bile. Zira bunlar ne Peygamber Efendimizi ve ne de Kur’ân-ı kerimi artık tanır oldular! Onlar tarihte kaldı, deyip kendi düşünce yapılarını din yerine koymaya başlayan bu güruha ne söyleseniz boştur.
Diğer taraftan koronayı fırsat bilen akılperestler şimdi de ramazan orucunu dillerine dolamaya başladılar. Şeytan bunların kalplerine ve kulaklarına kendilerini rahatlatacak fikirleri fısıldamaktan geri durmamaktadır.
Neymiş oruç bağışıklık sistemini kırabilirmiş. Ramazanda aç kalacak insanlar için bu büyük bir risk oluştururmuş. Diyanet buna bir çare bulmalıymış. Orucu ileri bir tarihe alabilirmiş...  
Bakınız ne kadar masumane tavsiyelerde bulunuyorlar. Rahmetli dedem birine kızdığında; “Bu adam ya sayı saymasını bilmiyor ya dayak yememiş” derdi.
Bunlar da ya hiç oruç tutmamışlar ya orucun ne olduğunu bilmiyorlar.
Bir defa adı üzerinde farz olan oruç ramazan orucudur. Ramazan ayını başka bir aya taşıyabiliyorsan orucu da taşırsın. Haram olan beş gün hariç her zaman oruç tutabilirsin kardeş. Bunlar ya nafile ya da kaza olacaktır. Hiçbir zaman farz olan ramazan orucu yerine geçmeyecektir.
Aksi hâlde Roma imparatorları RomulusJül Sezar ve Augustus gibi ayları ve günleri kafanıza göre oluşturma ve değiştirme gibi bir garabetin içerisine düşersiniz!
Neyse ki Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda net tavrını ortaya koymak suretiyle büyüyecek tartışmaların da önünü kesmiş oldu...
 
 
Oruç tut sıhhat bul!
 
Bağışıklık ve sıhhat meselesine gelince bu gafiller şunu hiç düşünmüyorlar. Rabbimiz yarattığı kuluna zararlı bir iş emreder mi? Manevi faydalarını inşallah daha sonraki makalemizde işleriz. Orucun sağlık ve sıhhat meselesindeki yararlarını anlamak açısından âlimlerin çalışmalarına bir göz atmak yetişir... Bakınız 1994’te Kazablanka’da tertip edilen “Ramazan ve Sağlık''a dair ilk uluslararası kongrede orucun tıbbi faydası hakkında geniş kapsamlı nice çalışmalar ortaya konulmuştur.
Sempozyumda ortaya konulan en mühim tespit şu idi: 
“Orucun birçok tıbbi alanda, faydaları ve katkıları gözlemlenirken, hiçbir hastanın sağlığında ve temel sağlık durumunda herhangi bir kötüleşmeye sebebiyet vermediği de kesinleşmiştir.”
Bilim adamlarına göre orucun maddi faydaları oldukça çoktur. Şöyle ki:
Oruç yoluyla zehirli atık maddelerin yok edilmesi sağlanırken kalp ve damar hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, romatizma da dâhil olmak üzere hareket sistemi hastalıkları, astım dâhil olmak üzere solunum sistemi hastalıkları ve ciddi boyutlara ulaşmamışsa kanser gibi hastalıkları tedavi edebilir.
Yine soğuk algınlığı, grip, sinüs ve bronşit hızlı bir şekilde bedende erir ve yok olur. Nefes zorluğu çekmesine sebep olan çeşitli alerjilerden kurtulur. Eklemlerde, kaslarda, hücrelerde ve bezelerdeki kireçlenme neticesinde oluşan hastalık türleri de kolayca yok olur. Oruç damarlardaki kolesterol birikintilerini de eritir. Bütün bu özellikleriyle oruç, temizleyici bir güçtür.
Oruç vücut ağırlığımızı normalleştirmeye yarayan doğal bir yoldur. İnsanlar çok yemekle beslendiğini zannederler. Hâlbuki insanlar yedikleri miktara göre değil, yediklerini sindirme ve özümsemelerine göre beslenebilmektedir. Bu manada orucun büyük faydaları tartışmasız kabul edilmektedir. Dolayısıyla oruç, zayıf veya obez insanlar için de uygulanabilir ve şaşırtıcı faydalar temin eder. Zira oruç gereken ağırlığın altında olan insanların sindirim sistemini de normalleştirir ve yedikleri gıdaların sindirilme ve özümsenmesi için vücudu hazırlar.
Oruç tutan insanların metabolizması düzene girmektedir. Bu sayede bedenimiz oruç sonrasında tüm organlara uygun bir şekilde çalıştığından proteinleri, yağları, karbonhidratları, nişastaları, şekerleri, mineralleri, vitaminleri ve gerekli diğer bütün besinleri özümleme özelliğini yeniden kazanır.
Mide, ince ve kalın bağırsaklar oruçla tamamen dinlenir ve hasarlı yapılarını iyileştirme imkânını elde eder. Hemoroit, prostat, kolit, apandisit, tifo, gastrit gibi hastalıklar oruçla hızlı bir şekilde iyileşir. Sindirim sistemi, oruç̧ esnasında, zararlı bakterilerden neredeyse tamamen temizlenir. İnce bağırsaklar mikropsuz hâle gelir.
Şurası da muhakkak ki oruç, insanlara tütün, uyuşturucu, alkol ve diğer bağımlılık yapan haram veya zararlı madde alışkanlıklarını bırakmaları bakımından yardımcı olur. Bunlara karşı arzuyu azaltır. Vücudumuzun biriken zehirleri atmasına neden olur. Bu manada oruç, etkili bir zehir atma terapisidir.
Bu arada oruçta, gıdasız kalma veya yetersiz kalori alımı gibi bir durum yoktur. Zira güneş batıp oruç nihayete erince, ertesi günkü oruca başlanıncaya kadar yeme miktarı bakımından herhangi bir kısıtlama yoktur. Ayrıca ramazanda yenilen yemek türleri sadece protein ya da sadece meyve diyetleri şeklinde bir sıkı rejim değildir. Caiz olan her şey kıvamında yenilir...
Aslında bilim ilerledikçe orucun sayısız nice faydalarının ortaya çıkacağı da kesindir. Bu konuda Prof. Dr. Naseem Ahmad Shah’ın, “Ramazanda Oruç Tutmanın Tıbbi ve Biyolojik Faydalarının Bir Değerlendirilmesi” isimli makalesi çok güzel bir çalışmadır...
Müslüman orucunu Rabbi’nin emri olduğu için tutar. Rabbimiz ise bize hâşâ zararlı hatta faydasız hiçbir işi emretmez. Böyle “zarar verir” diyerek Müslümanları oruçtan korkutmaya ve tutmamaya sevk edenlere ise Peygamber Efendimizin şu sözü tam bir cevaptır:
“Oruç tut sıhhat bul!..”
 
 
TEFEKKÜR
 
Şeref ü kadr ile mihman-hâne-i dünyaya
Bir misafir geliyor nâmına derler ramazan
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613190 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ahmet-simsirgil/613190.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT