BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN AVRUPA’DA YASAKLATTIĞI PİYESLER

Dünden Bugüne
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Facebook
İslâmiyet aleyhindeki bir piyesin Paris’te oynatılacağını haber alan Sultan Abdülhamid, hemen Paris sefareti vasıtasıyla bunun önlenmesine teşebbüs etti.
 
Aydınlanma çağından sonra, Avrupalı entelektüellerde Şark’ı doğru anlamak merakı hâsıl olmuş; bunun neticesi olarak gerek Müslümanlığa, gerekse Osmanlı estetik ve kültürüne karşı bir sempati doğmuştu.
Bununla beraber sosyal ve siyasi alışkanlıkların tesiriyle halk arasında fanatikler de eksik olmamıştır. İnançsızların, inananların inandığı şeylere saygı göstermesi beklenmez belki ama, insanların kıymet verdiklerine, en azından açıkça saygısız davranmamak da medeni insanın vecibesi olmalıdır.
Osmanlı hükûmeti, kendisine ve Müslüman halka zarar vereceği endişesiyle bu konjonktürel fanatizmi söndürmeye çalışmıştır. Bu hassasiyet hilafet prestijini ayakta tutmaya en fazla ehemmiyet veren Sultan II. Abdülhamid’de görülür.
Avrupa’da İslâmiyet veya Osmanlılar aleyhindeki piyeslerin, Osmanlı hükûmetinin ricasıyla ve diplomatik yollarla sahneden kaldırıldığı veya hiç sahnelenmediğine dair Osmanlı arşivinde vesikalar mevcuttur. Gazeteci merhum Ziyad Ebuzziya Bey, vaktiyle bunları neşretmişti.
 
Fena tesir!
 
Meşhur Fransız yazarı ve Academie Française azası Marki Henri de Bornier’nin, Hazret-i Muhammed ve İslâmiyet hakkında uygunsuz ifadeler taşıyan “Mahomet” adlı piyesinin Paris’te sahne alacağını bir Fransız gazetesinde okuyan Padişah, Paris sefaretine bir talimat gönderdi.
1888 tarihli bu talimatta, “İslâmiyet aleyhinde tertip edilmiş bir tiyatro risalesinin Paris’te Comedie Française nam tiyatroda oynatılacağı anlaşılarak, bilcümle Müslümanlarca fena tesir doğuracak böyle bir oyunun icrasına Fransa Devleti tarafından rıza gösterilmeyeceğinin açık olduğu” beyan ediliyor; gayet nazik bir üslûpla ve diplomatik bir lisanla bunun engellenmesi isteniyordu. Paris Sefiri Esad Paşa, Fransız bürokratları ile görüşerek, piyesin icrasını bir sene tehir ettirmeye muvaffak oldu.
Mart 1890’da Comedie Française, piyesi tekrar repertuarına alınca, diplomatik bir kriz doğdu. Fransız hariciyesi, piyeste İslâmiyet ve Hazret-i Peygamber aleyhinde bir unsur bulunmadığını beyan ederek; piyesin o zaman Fransız hâkimiyetindeki Cezayir ve Tunus’ta oynatılmayacağı hususunda teminat verdi.
Bu zaman zarfında Padişah, Fransız sefiri Kont Montebello ile bizzat görüşerek, piyesin kaldırılmasında ısrarcı oldu. Uyanık sefirin, başbakan Freycinet’i ikazı üzerine, sadece Comedie Française’de değil, bütün Fransa’da piyesin icrası hükûmetçe menedildi. Sefir bunu, 22 Mart 1890’da Hariciye Nazırı Said Paşa’ya haber verdi. Buna dair yazışmalar, Osmanlı Arşivi’nde mevcuttur. (Yıldız Arşivi Hâriciye Nezâreti Mârûzâtı)
 
Eski diplomatlar
 
Bunun üzerine de Bornier, piyesini daha bir hürriyet memleketi olan İngiltere’de sahneletmeye teşebbüs etti. Londra’da Lyceum tiyatrosu ile anlaştı. O zaman Kraliçe Victoria’nın hariciye nazırı, Türk dostluğu ile tanınan Lord Salisbury idi. Padişahın arzusu üzerine hükûmet, buna müracaat ederek, piyesi İngiltere’de de menettirmeye muvaffak oldu.
Üç sene sonra, Lord Salisbury düşüp, yerine Lord Rosebery geçince, Borniet cesarete gelip, tekrar bir başka Londra tiyatrosu ile anlaşmışsa da, Osmanlı sefirinin müracaatı üzerine, hükûmet tarafından engellenmiştir. O zamanki Osmanlı sefaret mensupları, kokteyllerde gezmek yerine, memleket menfaatlerini ciddi manada takip eden kültürlü, tecrübeli ve hassas diplomatlardı.
 
Dünyadan haber
 
Avrupa’da neşredilen hemen her gazeteyi getirtip okuyan veya okutan, böylece dünyada olup bitenden haberdar olmaya çalışan Sultan II. Abdülhamid’in, sahnelenmemesi için diplomatik yollarla mücadele ettiği piyesler bunlardan ibaret değildir. Hiçbirinde dünyayı ayağa kaldırmak veya harb ilan etmek gibi ifadeler kullanılmış değildir. Kimse de piyesi yazanın kafasını kesmeye kalkışmamıştır.
1893’te Roma’da “Mehmed II” isimli piyesin sahneleneceğini haber alan Sultan II. Abdülhamid’in talimatı üzerine hükûmet, İtalyan hariciyesi nezdinde müracaatta bulunmuş; piyeste gerek Fatih Sultan Mehmed ve gerekse İslâmiyet hakkında tahkir edici bir unsur varsa, kaldırılacağı teminatı alınmıştır.
William Percy’nin 1601’de yazdığı “Mahomet and His Heaven” (Muhammed ve Cenneti) adlı piyesin 1900 senesinde Paris’te oynanmak istenmesi üzerine, Osmanlı hükûmetinin Paris sefaretinin müdahalesiyle piyesin ismi değiştirilmiş ve içinde İslâmiyete karşı yanlış anlaşılabilecek hususların çıkarılması kabul ettirilmiştir.
 
Zavallı Voltaire!
 
1778’de ölen Fransız filozof ve edip Voltaire’in Le Fanatisme ou Mahomet le Prophete Tragedie (Fanatizm veya Peygamber Muhammed’in Taassubu) adında bir piyesi vardır. Hemen her cümlesi tarihî hakikatlere aykırı olan bu piyeste, Hazret-i Peygamber’in Zeyneb ile evliliği iftiraya varan bayağı bir üslupla tasvir edilmektedir.
Hazret-i Peygamber, halasının, güzelliği ve cömertliği ile meşhur kızı Zeyneb’i, çok sevdiği evlatlığı Zeyd ile evlendirdi. Ancak anlaşamadılar ve ayrılmaya karar verdiler. Buna çok üzülen Cenab-ı Peygamber, mutsuzluğuna sebep olduğu için kendisini mesul hissetti ve Zeyneb’i teselli edebilecek tek şeyin kendisiyle evlenmesi olduğunu düşündü; fakat dedikodudan çekindi. Bu esnada gelen bir âyet-i kerime, fikrinin doğru olduğunu ve nikâhlarının gökte kıyıldığını bildirdi.
Böylece evlatlığın, hakiki evlat sayılmayıp; o ve zevcesinin mahrem olmadığı hükmü de teyit edilmiş oluyordu. Çok sıradan bir hadise olmasına rağmen, devamlı dillendirilerek ve Peygamber’in güzelliğini gayriihtiyari görüp, Zeyneb’e âşık olduğu iftirası da eklenerek Avrupalı yazarlar ve oryantalistlerce menfi propaganda malzemesi hâline getirilmiştir. Hâlbuki Cenab-ı Peygamber, zaten halasının kızını tanıyor; güzelliğini biliyordu. İstese o zaman evlenirdi. Neden şimdi görüp de âşık olsun, diyen çıkmamıştır.
Voltaire’in piyesi neşredildiği 1742’den beri tiyatrolarda sahnelenmiş; ilk başta Katolik mezhebine mensup sofu Jansenistler tarafından dine dokunduğu gerekçesiyle ağır bir şekilde tenkit edildiği için, üç defadan sonra sahneden kaldırılmıştır.
Daha basılırken Prusya Kralı Friedrich’e yazdığı mektupta Voltaire, piyesin tarihî gerçeklerle alakasının bulunmadığını itiraf ederek, maksadının taassubun kötülüğünü anlatmak olduğunu, dinî müsamahanın, kardeşliği kuracağına inandığını söylemiştir. Buradaki taassubun, Hristiyanlığa ait olduğu anlaşılıp reaksiyon görünce; dinle alakası olmayan Voltaire, piyesi, Jansenist muhalifi Papa XIV. Benedictus’a takdim ile takdis ettirip paçasını kurtarmıştır.
Namık Kemal, Voltaire’in menfaatperestlikle yaptığı bu işteki bariz hatalar sebebiyle kendisini maskara vaziyetine düşürdüğünü söyler. Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, Seydişehirli Mahmud Esad, İsmail Fenni Ertuğrul kendisini tenkit eder. Ahmed Hikmet Müftüoğlu, eserin hakikatle alakası bulunmadığını ve Voltaire için kara bir leke olduğunu söylerken; Celal Nuri İleri, Voltaire gibi ileri görüşlü birinin nasıl böyle bir piyes yazdığına hayret eder. Ahmed Midhat Efendi ve Beşir Fuad ise, eserin Müslümanlığı değil, Hristiyanlığı hedef aldığını; ama Voltaire'in kiliseyle arasını düzeltmek için metafor yaptığını iddia eder.
Sonradan Voltaire, İslâmiyet hakkındaki fikirlerinin çoğunu değiştirdiği; hatta Hazret-i Muhammed’i takdir edip övdüğü hâlde, evvelce yazdığı ve bilgi hatalarıyla dolu bu iki garezkâr piyes, Avrupa’da İslâmiyet ve Cenab-ı Peygamber hakkındaki menfi bakışın ve bayağı tavırların en mühim amillerinden olmuştur.
Voltaire’in piyesi, Sultan Hamid’in Avrupa’da sahnelenmesini menettiği piyes olarak bilinirse de, doğru değildir. Bunun mesnedi, din adamı ve müzisyen Ali Rıza Sağman’ın “inanılır bir yerden edindiğim bilgiye göre” diyerek ve kaynak vermeyerek anlattıklarıdır.
Ona göre, bu piyes Sultan Hamid zamanında sahnelenmek istenmişti. Paris Sefiri Münir Paşa bunu Padişah’a bildirmiş; o da “Reisicumhur hazretlerine git. Selamımızı tebliğ et. Bu piyesin oynanmasını münasip bulmadığımızı anlat!” demiş; böylece bütün biletleri satıldığı hâlde, oynanacağı gece iptal edilmiştir. O zaman Fransa reisicumhuru Sadi Carnot idi. 1894’te bir suikast ile öldürülmüştür.
Bu yanlış bilginin sebebi, Voltaire’in Mahomet adındaki başka bir piyesinin Osmanlı topraklarına sokulması ve tevziinin, Maarif Müdürlüklerine gönderilen 1893 tarihli bir talimatname ile menedilmiş olmasıdır. Bunu Osmanlı arşivindeki bir vesikadan öğreniyoruz (Maarif Nezareti Mektubi Kalemi).
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616034 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/616034.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT