BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Numancık da böyle hikmetli cevaplar vermişti bize..."

Ellerini yıkayan müderrisler; bu çokbilmiş çocuğun başını okşayarak sofraya geçtiler...
 
 
Müderris çocuğun cevapları karşısında şaşkınlığını gizleyemedi:
- Öyle ya! Mühim olan büyük işlerde muvaffakiyet göstermek. Yoksa hayatın ne manası olur ki?
- Hayatın manası; ilim olsa gerek efendim!
- Maşallah! Ne hoş sözler! Numancık da böyle hikmetli cevaplar vermişti bize. Bu aile hikmet ehli…
- Estağfirullah!
- Bu davetin en güzel yanı ne biliyor musun?
- Muhabbet olsa gerek efendim.
- O da var amma en güzel yanı; bu Koyunlucalı ailesiyle birlikte olmak! Nefis kokular alıyorum. Taze ekmek, kızartılmış tavuk kokusu... dedi Fadıl Hoca; gülümseyerek çocuğun alnına bir öpücük kondurdu.
Küçük çocuğun döktüğü sıcak suyla ellerini yıkayan müderrisler; bu çokbilmiş çocuğun başını okşayarak kurulu sofraya geçtiler. Evin tertip ve düzeni, ikramlar insanı mest ediyordu.
            ***
Göç kurulur kervan gitmez!
Ömür biter, yollar bitmez!
Bir cahilin yaptığını,
Düşman düşmanına etmez!
Güneş iyice tepeye yükselmiş, yerden bulutlara kadar kül rengi buharlar her tarafı kaplamıştı. Rüzgâr esip sisler dağıldıkça Zülfadl köyünün kırları, bağ ve bahçeleri; bütün o kirli görüntüleri kapatmak için; usulca seriverdi yeşilliğini önlerine. Kır çiçekleri yıldız yıldız kümelenmişler köşe bucak. Meğer ne çok ihtiyaçları varmış renklerin en temizine ve en güzeline…
Küçük Numan; tabiatı incelemeye doyamıyordu. Her şey ama görebildiği her şey ona bir şeyler fısıldıyordu.
“Baharın güzellikleri sayılmayacak kadar çok malum. Kışın, karın da kendine göre güzellikleri bilinir elbet; ya tatlı yanları? Onlar da saymakla bitmez... Hele yağmurun yeryüzünü yıkadığı bugünde tefekkür edip hayallere dalmanın tadına doyum olmuyor. Bazılarının hissine karışmak tabii ki hiçbirimizin haddi değil. Kim dedi size; bende ani soğuklar, yağmurlar, hatta fırtınalar yoktur diye...”
           ***
Yağmurun dindiğinden emin olan küçük Numan; köye gitmek üzere hazırlandı. Çünkü evden sıkı tembih vardı. Hava bozulduğunda dışarıda kalmaması lazımdı. Yağmur ani bastırınca; kuzularıyla, yakındaki bir mağaraya sığınmaktan başka çaresi kalmamıştı. O kadar yorulmuş olsa da uyumanın tehlikeli olabileceğini çok iyi biliyordu. Önce dereleri kontrol etti. Öyle ya o kadar rahmetin sonunda sel gelmiş olabilirdi. Tehlike olmadığını görünce de kuzucuklarını önüne kattığı gibi doğru Zülfadl köyüne…
Zülfadl köyü; köylerin hası,
Bal ile doldururlar tası...
Bulunmaz bir yerdir burası.
Onun çün yüksektir pahası!
 
Bir tepeye yaslanmış, bacalarından mavi dumanların yükseldiği kerpiç evler; güneşin tesiriyle başka bir güzelliğe bürünmüş, oldukça şirin görünüyordu. Köpeğiyle birlikte kuzucuklarını; çalıların çevrelediği bahçeye bırakıp yüksek bir yere tırmandı Numan.  Çimenlik, ağaçsız bir yer... DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611100 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/611100.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT