BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Kendinle muharebeyi bırak, teslim ol Bayram’ım!.."

"Tam teslim oldum efendim! “Akıl, rüşt, hidayet” diyorsunuz, ben de “öyledir” derim."
 
 
Şehirleri, köyleri, kasabaları, parayı-pulu, malı-mülkü, hatta ve hatta peşinden çok koştuğu gök kubbeli medreseleri, aklına gelebilecek ne varsa bütün dünyayı ve dünyalıkları kafasından silip atmıştı. O; gözelerinden billur gibi serin suların fokurdadığı çimenliklerde keyifle koşuşan çocukların, zümrütten ağaç gölgelerinde zikir çeken kavga ve harplerden uzak huzur ve saadet dolu insanların hasretini çekiyordu. Yalnız kendi iç âleminde oluşturduğu bu manzaraya, bu harikulâde tabloya bakarak, “Ah, hocam! Ah şeyhim, işte aşkım, işte derdim, işte ömrümün sermayesi… Şeyh Hâmid-i Velî, Hâmid-i Kayserî” diye sayıklarken Hâmid-i Velî Hazretlerinin müşfik, babacan sesini işitti, hemen ayağa fırladı.
- Bayram’ım!
- Efendim hocam!
- Hayal kurmakla olmaz Bayram’ım!
- Efendim! Geri gelmesi asla ve kat’a mümkün olmayan hayatın her safhası, netice itibarıyla bir hayal değil mi?
- Hayat hayaldir Bayram’ım! Bir varmış, bir yokmuş! Tıpkı bir masal gibi!
- Evet efendim!
- Yanmak da lazım!
- Beli (evet) efendim!
- Zâhirî ilimleri ve bu ilimlerde yetişmiş âlimleri ve derecelerini gördün. Bâtını ilimleri ve bu ilimlerde yükselmiş velilerin derecelerini de... Yakinen, hepsine şahit oldun. Artık bunlardan birini seçmeli ve o yolda çalışıp yükselmelisin. Hangisini murad edersen onu seç. Tercih sizin...
- Siz ne buyurursanız efendim? Okumada, okutmakta çok fedakârım lakin işlerim hakkında sıhhatli karar vermekte kendimi aciz hissediyorum! Ne kadar çok okuduysam, ne öğrendiysem yine de bir tarafımı boş görüyorum!
- Bu olgunluk işareti Bayram’ım! Kendini dolu bilmenden kork!
- Noksanlık, içi boşluk... Hep en büyük derdim oldu! Okudum doymadım, öğrendim dolmadım! Ta buraya gelene kadar hep böyleydim efendim...
- Kendinle muharebeyi bırak, teslim ol! Şeksiz şüphesiz teslim olan mahrum kalmaz Bayram’ım!
- Evet efendim! Tam teslim oldum! “Akıl, rüşt, hidayet” diyorsunuz, ben de “öyledir” derim. Aklın ve mantığın sınırını buldum. Gönüllerin hudutsuz olduğunu da anladım. Onun için tedrisi bırakıp size koştum. İlm-i ledün murad ederim efendim.
- Zor olanı seçeceğini biliyordum Bayramım.
- Ebedî saadettir muradım!
- Şimdi şu nasihatlerime dikkatlice kulak ver Bayram’ım: Allah’ın emirlerine uy, yasaklarından sakın! Kalbi temizlemenin esas yolu budur. Keramet sahibi olmak zor değildir fakat gayen keramet değil; Allahü teâlânın rızasını kazanmak olmalıdır. Şunu unutma ki insan için en büyük saadet; Allahü teâlânın rızasını elde etmektir.
- Elbette efendim!
- Bayram’ım; şimdilik ayrılıyoruz!
- Ayrılmak mı? Nasıl olur efendim? Daha yeni...
- Yeni olduğumuz muhakkaktır Bayram’ım. Unutma ki ayrılık ateşi, en kısa zamanda pişiren en kuvvetli ateştir!
- Ama çok çabuk...
- Aması yok Bayramım! Sen de bu arada sıla-i rahim yap, memleketi gezerek insanların hâllerini gör ama sakın nasihatlerimi unutma. Allahü teâlâ müsaade eder, izin verirse tekrar görüşürüz.
- Aman efendim! Peki efendim! DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611796 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/611796.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT