BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

KESİŞME

 
Bırakınız ötesini, edebiyat muhitlerinde bile “Attila İlhan nerelidir?” diye sorulsa “İzmirlidir!” cevabı alınır.
Bu cevap doğrudur; fakat daha doğru cevabı çok takdir ederek firesiz takip ettiğim TRT2’nin “Kelimeler ve Şeyler” adlı edebiyat sohbetlerindeki müktesebatları yaşlarının üstünde olan 3 konuşmacısından Erkan Şimşek adlı nâşirden dinledim. Mevzubahis sohbetlerin 19. Bölümünde adı geçen editör şunu haber veriyor:
-Sivas’ın Gürün ilçesindeki bir camideki bir Kur’ân-ı kerîmde bir mühür basılıdır. Bu mühür, o Mushafın sahibinin İsmail İlhanî olduğunun kaydıdır. Bu zât, Attila İlhan’ın büyük dedesidir.
Niyetimiz, İzmir’i bir isminden mahrum etmek, Sivas’a da bir hemşehri kazandırmak değildir. Bunlar yerel düşünceler kalır. Attila İlhan, millî çaptaki şahsiyetlerimizden biridir.
Bu yazının kaleme alınma sebebiyle alâkalı olarak aşağıdaki mısraları buraya dercederken o sesin sahibinin künyesinden söz etmeden geri kalamadık:
Dün sabah yolumuz, ismi geçen şairin, “Şubat Yolcusu” isimli şiirine çıkmıştı. Şiirin bir yerinde şöyle diyordu:
Seni kim çizebilir şubat yolcusu?
Bütün çizgileri bozuyorsun
Adı geçen şair, bu şiiri ne zaman, nerede ve kimin için yazmıştır bilmiyoruz. İşin o tarafı, edebiyat tarihine aittir.
Şiirle karşılaşınca bu mısraları not aldık. Şiiri duyar duymaz merhum Enver Ören Ağabey aklımıza geldi. “22 Şubat’ta Enver Ağabey’in vefat sene-i devriyesi münasebetiyle bir yazı yazarsam bu şiirden söz ederim” diye düşünmüştüm...
22 Şubat; bizim iç dünyamızda sevinçle hüznün kesiştiği farklı bir takvimdir. 22 Şubat Nedret Sağırlı Hanım’la evlilik yıl dönümümüzdür. Bugün bizim için de Nedret Hanım ve ailemiz için de en unutulmaz günlerinden biridir.
Bir 22 Şubat günümüzde; bir sevinç takvimimizde o gün yine masamızda yerini alan orkidenin yapraklarına hüznün bir kelebek gibi konacağını bilemezdik. 22 Şubat 2013’te sevinç ve hüzün, bizim hayatımızda kesiştiler...
“Aramızdan ayrıldı” Türkçenin zengin farklılıklarından biridir. “Öldü” yanlış değildir; “vefat etti” daha bir olgun cümledir. “Aramızdan ayrıldı” ise en güzelidir. Belki de Yunus’un ve tabiî eski Türklerin cenneti kasıtla “uçmağa vardı” dediği budur.
Enver Ağabey, çizgilere, kelimelere ve sütunlara sığmayacak bir “Şubat Yolcusu”dur. Bizim için ise hiç sığmaz. 40 yıllık bir dostluğun 40 satırla ifadesi mümkün olabilir mi? Hacimli bir kitap çalışması ister.
Enver Ağabey cömert, sabırlı, fedakâr, arkadaş canlısı... gibi hak teslim eder birçok sıfatla yâd edilebilir. Hepsi eksiksiz doğrudur. Lakin bunlarla yetinmek eksik kalır. Enver Ören Ağabey,
bir
sevda
ve
hizmet adamıydı.
O, bir dâvâ adamıydı...
Sevgili Peygamberimize -aleyhisselâm- dînine, değerlerine, milletine, ecdadına ezanına bayrağına, Türkçeye sevdalıydı. Gençliğe, geleceğe ve bekamıza hizmet etmeyi ise ibadet biliyordu.
Bu sevda ve hizmet rayları üzerinde yol alan ufuklar ötesi hedefli katarın başında olmak muazzam bir sabır istiyordu. Bu zorluğu kendi sözüyle tekrarlarsak şöyle tarif ederdi:
-Gündüz gülüyor, gece ağlıyorum!..
Şahidiz...
7 Aralık 2012 günü evindeki odada baş başa iken bunu konuşmuştuk...
22 Şubat 2013’te ağlama bitti.
‘Uçmak’ta gözyaşı yoktur.
Önden gidenlere rahmet olsun...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617712 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/617712.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT