BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hamaset ve feraset

Salih Uyan
Facebook
Lisede acayip coşkulu tarih dersleri işlerdik. Öyle ki birisi bir at ve kılıç getirse, en yakın düşman ülkeye doludizgin saldıracak kıvama gelirdim. Ama bu coşku sınava çalışırken kaybolur, o cengâver hâlimden eser kalmazdı.
Nereden aklıma geldi peki bu şimdi? Söyleyeyim.
Askerî harekât başladığından beri herkes gibi benim de nabzım hızlandı. Yedi düvele meydan okuyan bir Türkiye, milliyetçilik duygularımı kabarttı. Lisedeki gibi birisi arkadan mehteri verse sınıra doğru koşar adım gidecek kıvama geliyordum ki, Amerikan Başkanı bir Tweet atıp, “Sizi mahvederim. Ekonominizi bitiririm” gibi bir şeyler yazdı. 
Herkes gibi canım çok sıkıldı tabii. Ama dünyada dengelerin değiştiğini, dengesiz bir adamın üslupsuz cümlesiyle tekrar hatırlamış oldum. “Asker üzerine düşeni yapıyor ve kahramanca operasyon yapıyor. Peki ben ülkem için ne yapıyorum acaba?” diye düşündüm.
Eskiden “Bir düğmeye basıp füzeyi fırlatırım” diye dünyayı tehdit edenler, şimdi bir tuşa basıp doları fırlatabiliyor. Ve elimizden bir şey gelmiyor.
Evet, duygusal bir milletiz. Kahramanlık hikâyelerini seviyoruz. İcabında gözümüzü kırpmadan ölüme koşacak kadar cesuruz. Mevzubahis vatan oldu mu tankların önüne yatacak kadar da çılgınız. Ama dünyada savaşların artık sadece topla, tüfekle yapılmadığını bilmiyormuş gibi yaşıyor ve çalışıyoruz.
Milliyetçilik duygularımıza genelde “silah, cephe, bağımsızlık, düşman” gibi kelimeler eşlik ediyor. Mesela İstiklal Marşı'nda “Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın” diye haykırırken, aklımıza hep İzmir caddelerinde hovardalık eden Yunan askerleri geliyor. Ve “Çok şükür, ülkemiz işgal altında değil” deyip rahatlıyoruz. Caddelerimizde birbirine yaslanmış duran yabancı markaları tehdit olarak algılamıyoruz.
Küreselleşmeye eyvallah! Ama küreselleşmede trafik tek yönlü akarsa onun adı emperyalizm oluyor.
“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!” derken de aklımızda hep ele, ayağa takılan prangalar var. Hâlbuki kahve ve köftenin ana vatanında en büyük fast food ve kahve zincirleri Amerika’ya aitken, bu cümledeki zincirin ne olduğunu yeniden değerlendirmek gerekmiyor mu?
Millet olarak iyi gaza geliyoruz. Kötü bir özellik değil aslında bu. Ama problemimiz, gaza gelince ne yapacağımızı bilmemek!
Amerika’ya kızıp, Rus malı çekiçle iPhone kırıyoruz. Zippo çakmakla kameralar önünde dolar yakıyoruz. Merkel’e sinirlenip Mercedes arabada mehter dinliyoruz. Millî duygularımız ağır basınca WhatsApp profil resmine Türk bayrağı koyuyoruz.
Artık protesto etmeyi bırakıp, rekabet etmemiz lazım. Ekonomik olarak bizi dışarıya bağımlı kılan yabancı ürünleri denize dökmek mümkün olmadığına göre mücadele etmek, çok çalışmak, hedef yükseltmekten başka çare yok!
Mesela şöyle olsa güzel olmaz mıydı?
Ben çocuklarıma Ulubatlı Hasan’ı anlatıyorum. Çocuklarım acayip etkilenip, Allah Allah nidalarıyla ödevlerinin başına koşuyorlar. Veya Türk ordusunun sınırdan içeri doğru ilerleyişine hislenen bir öğretmen, dersine çok daha hazırlıklı giriyor. Amerika’ya sinirlenen marangoz tahtayı daha düzgün kesiyor. Fransa’ya gıcık olan mühendislik öğrencisi sabaha kadar uyumayıp ders çalışıyor.
Çok güzel olurdu elbette. Ama bunu beceremedik. Hamaset, ferasetin önüne geçti. Konuşmak, çalışmaktan daha kolay geldi.
Türkiye’nin tam bağımsızlığa kavuşması hepimizin sorumluluğunda. Askerlerimiz vatanı korumak uğruna şehit olurken, biz kendi işimizi büyük bir ciddiyetle yapmazsak büyük vebal olur.
Bir öğretmen, vatan mevzubahis oldu mu gözünü kırpmadan ölüme koşabiliyorsa gurur duyarız. Ama aynı öğretmen ders zili çaldıktan sonra çayına devam edip dersten beş dakika kırpıyorsa, bu kahramanlık gölgede kalır.
Vatanseverliğin ölçüsü, hangi meslekten olursa olsun, insanın işini en mükemmel şekilde yapmasıdır. Yan gelip yatarak milliyetçi olunmaz.
Türkiye artık geri dönülemez bir yola girmiş ve dünya ligindeki sıralamasını yükseltmiştir. Savunma hamlesiyle başlayan uyanış, bir an önce eğitime, ekonomiye ve Türkiye’nin tam bağımsızlığının yolunu açacak tüm alanlara yayılmalıdır.
Vakit, hepimiz için uyanma vaktidir...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610377 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/610377.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT