BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Erdoğan’a yapılan kötülük

Süleyman Özışık
Facebook
Geçen gün Hadi Özışık Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili çok etkileyici bir olay anlattı.
Saatler 01.30'u gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Barış Pınarı Harekâtı'nın yürütüldüğü günlerde makamında çalışıyor. O sırada ekranda, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde derme çatma bir barakada yaşayan ve geçimini çöp toplayarak sağlayan yaşlı bir çiftin ilginç hikâyesi anlatılıyor.
Bahsini ettiğim bu çift, bir çöp konteynerinde kendileri için servet sayılacak miktarda para buluyor. Hiç dokunmadan götürüp karakola teslim ediyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan onların hikâyesinden çok etkilenip TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan'ı arıyor ve bu karı koca için ne yapabileceklerini soruyor.
TOKİ Başkanı uygun bir yerde kendilerine 1 artı bir daire verebileceklerini belirtiyor. Erdoğan, "Orası onlar için yetersiz olur, başka bir yere bakalım" diyor. Birkaç dakika sonra TOKİ Başkanı 3 artı 1 daire verebileceklerini söylüyor. 
Cumhurbaşkanı bu kez de "O da çok fazla olur ve diğer hak sahiplerinin hakkına girmiş oluruz" diye cevap veriyor. Sonuçta iş neticeye bağlanıyor ve bu aileye 2 artı 1 daire bulunuyor.
Görüşme falan derken, saatler 02.00'yi buluyor…
Cumhurbaşkanı bu işi hallettikten sonra yakın çalışma ekibini topluyor ve yeni bir telefon trafiği başlıyor.
Bu kez karşısındaki isim Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump. Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili detaylar konuşuluyor ve karara bağlanıyor…
Bu hikâyeyi Hadi Özışık'tan dinlerken nasıl yorum yapacağımı bilemedim.
Yani bir adam düşünün ki hepimizin mışıl mışıl uyuduğu saatlerde ayakta ve çalışıyor. Gecenin zifirî karanlığında bir yandan ülkesinin en yoksul ailesinin derdiyle dertlenirken diğer yandan dünyaya hükmeden ülkenin lideriyle ülkesini terör sarmalından kurtaracak çözümler üzerine telefon diplomasisi yürütüyor.
Böyle bir yükü bu ülkede kaç kişi kaldırabilir inanın bilmiyorum.
Ve maalesef Cumhurbaşkanı'nın sırtına yüklenen yük her gün biraz daha artıyor. Ülkenin her bir köşesindeki vatandaşlar karşılarına çıkan zorlu meseleleri Cumhurbaşkanı'na iletebilmek için birbiriyle yarışıyor.
Çoğu "Cumhurbaşkanımıza artık ulaşamıyoruz, artık sorunlarımızı dinlemiyor" diyerek sitem ediyor.
Bakın son dönemlerde bana ulaşan bir bilgiyi paylaşayım.
Diyanet'in Avusturya'daki kurumu olarak bilinen Atib, bundan bir süre önce muhteşem bir cami yaptı. Cami gerek mimarisiyle gerekse çocuklara yönelik yapılan eğitim alanlarıyla Avusturya'nın en güzel camisi seçildi. 
Ancak kısa süre sonra birileri devreye girdi, Atib Kufstein Dernek Başkanı Atilla Baş ile arkadaşlarını “aforoz” ederek camiye âdeta mafya gibi çöktü!..
Avusturya'nın en güzel camisi seçilen bu cami şimdi kim olduğu belli olmayan tiplerin elinde ve bu tipler bu mukaddes mekânı çay kahve içmek için toplanan basit bir mekân hâline döndürmüş durumda...
Atilla Baş ve ekibi uzun süredir bu kahredici sorunun üstesinden gelebilmek için Türkiye'den birilerine ulaşmaya çalışıyorlar. Avusturya'daki büyükelçi, konsolos ve diğer görevliler çözüm üretemiyorlar çünkü bizzat kendileri sorunun bir parçası hâline gelmiş durumdalar.
Atilla Baş ve ekibi bu nedenle aylardır Cumhurbaşkanı'na ulaşmak için çırpınıyor. İşin dehşet verici boyutu işte tam da burası...
Düşünsenize, bir cami işi için bile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bizzat devreye girmesi gerekiyor.
Yoksa iş çözülmüyor.
İşin daha korkunç olanı ne biliyor musunuz?
Bu tür konuların çözümü için de bir borsa oluşturulmuş durumda. Duyduğumda inanamadım. Avusturya'daki ekip Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaşmak için bazı kapılar çalmaya başlayınca karşılarına çıkan birileri, "Sizin sorununuzu Cumhurbaşkanı'na götürürüz ama bize bunun karşılığında para vermeniz lazım" diye aşağılıkça tekliflerde bulunmuş.
Cumhurbaşkanına yakın olmayan, Cumhurbaşkanlığının yakınından dahi geçmeyen bu tiplerin istedikleri rüşvet yazışmaları da elimde ve ilgili yerlere bunların kim olduğunu ileteceğim.
Demem o ki...
Her şeyden şikâyet eden ve her şeyin çözümünü bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bekleyen bir toplum hâline geldik.
Hiçbirimizin Cumhurbaşkanı'na bu kötülüğü yapmaya, onun sırtına bu yükü yüklemeye hakkı yok. Cumhurbaşkanı'nın gücü bu yükü daha fazla taşımaya yetmez, yetmesi mümkün değil...
Çalışma arkadaşları başta olmak üzere hepimizin Cumhurbaşkanı'nın sırtına yüklenmek istenen bu yükü yüklenmemiz gerekiyor. Yoksa bu işin sonunda hem Cumhurbaşkanı'na hem de ülkeye çok büyük kötülük yapmış olacağız…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611767 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/611767.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT