BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ya anıt mezarı varsa?

Ünal Bolat
Facebook
Amerika'da yaşanan korkunç terör hepimizin hafızasında. En az elli bin kişinin çalıştığı kulelerin bir maket gibi çöküşü gözlerimizin önünden gitmiyor. Ve korkunç bilanço: En az otuzbin ölü. Bu örneği daha yeni yaşandığı ve ne dehşet verici bir olay olduğu için veriyorum. Çünkü bugünkü hatıramız Çanakkale Savaşıyla ilgili. Dile kolay gelen beşyüzbin kişinin öldüğü o müthiş savaşla... Diğer bir ifadeyle Amerika'daki terörde ölen insan sayısının tam onyedi katı insanın can verdiği savaş... "Ben Recep Çetinel. Yozgatlıyım. Yalova'da ikamet ediyorum, Adapazarı'nda Fizik 4. Sınıf öğrencisiyim ve ailevi bir konuda tarihi bir araştırma yapıyorum. Belki de geç kalınmış bir araştırma ama bu zamanda elverişli oldu. İmkan bu zamanda ele geçti. "Geç de olsa hiç olmamasından iyidir" dedik, bu yola koyulduk. Bu konuda yaşadıklarımı sizinle paylaşmak istedim. 15 Temmuz 2001 tarihinde Çanakkale'ye gittim. Gayem hem ziyaret, hem de babamın dedesinin varsa mezarını araştırmak idi. Babamın dedesi Çanakkale Şavaşına gitmiş. Yedi sene boyunca memlekete mektubu gelmiş ama sonra haber kesilmiş, bir daha da geri gelmemiş. Çanakkale'ye altı buçuk saat yolculuktan sonra ulaştım. Sorduğumda şehitliklerin Avrupa yakasında olduğunu öğrendim ve karşıya Kilitbahir Kalesi tarafına geçtim. Orada bir dolmuş ile bir kısım sehitlikleri gezdim. Bunlar, İngiliz anıtı, Fransız anıtı (uzaktan gördüm), Yahya Çavuş Şehitliği ki burada Çanakkale Şavaşını ilk başlatan 63 şehit yatmakta imiş. İsimleri tek tek yazılı. Yahya Çavuş da bu yiğitlerin başı imiş, Çanakkale Şehit Anıtı, Çanakkale Şehit Anıtında bir müze. Burada eski savaş tüfekleri, o zamanki kaşık, çatal, bardak, harita vs. var, Sargı Yeri Şehitliği (Burası savaş zamanında yaralanan askerlere ilk müdahalenin yapıldığı yer imiş. Sonradan şehitlik olarak düzenlenmiş.) Gittiğim bu şehitliklerde ceddimi (babamın dedesini) arıyordum. Ancak oralardaki anıt mezarlarda ceddim olan Yozgat Akdağmadeni, Halil oğlu Halil'i bulamadım. Tabii böyle bir mezarın olup-olmadığı kesin değildi. Çünkü orada şehit düşen bir benim ceddim değildi ki, 250.000 şehit vermişiz Çanakkale'de. Hal böyle olunca da her şehide bir anıt illa ki de yapılamamış. Ben bir ümit arıyordum. Nasrettin Hoca "ya tutarsa" demiş ya, ben de "ya anıt mezarı varsa" dedim. Gün akşama yaklaşıyordu ve ben o gün gezdiğim bu yerlerde hiçbir iz bulamamıştım. Akşamı bir yerde geçirmek üzere Çanakkale şehir merkezine döndüm. Çünkü bu ismi sayılı şehitliklerin her biri savaşın vuku bulduğu yerler ve her biri yerleşim yerlerinin dışında mevkiler. Geceyi bir yerde geçirdikten sonra, sabah namazını kılar kılmaz yeniden gezemediğim şehitlikleri ziyaret etmek üzere Eceabat'a yani karşıya geçtim. Önceki gün gezemediğim yeri öğrenmiştim. Bunlardan birisi de Conkbayırı Mevkii idi. Burası çatışmanın olduğu ve içerisinde siperler bulunan yer idi. Conkbayırı'na gitmek üzere bir dolmuşa bindim. Şoför beni "Askeri Müze" yanında indirdi ve Conkbayırı'nın 6 km. ilerde olduğunu söyledi. Saat 7:30 civarıydı ve henüz müze açılmamıştı. O sırada bir otobüs dolusu yerli turist aile geldi. Görünüşleri olumluydu. Hemen rehberleri ile diyalog kurduktan sonra onların da Conkbayırı mevkiine gidecek olduklarını öğrendim ve rica ettim. Onlar da Allah razı olsun, kabul edip beni de yanlarına aldılar. Diyaloğumuz ilerledikçe, onların Ankara'dan Dost FM'in dinleyicileri olduğunu öğrendim. Yani Ankara'dan Dost FM düzenlemişti onlara bu geziyi. Neyse müzenin açılmasını beklerken bir öğretmen abi savaş anılarını anlatan bir kitap okudu, çok da güzel hikayelerdi. Sonra birlikte, Conkbayırı Savaş Mevkiini (siperlerin mevcud olduğu bir alan), 57. Alay Şehitliği'ni, Mehmetçiğe Saygı Anıtı'nı, Savaşta kullanılan diğer siperleri onlarla gezdim. Sonra onlar benim bir gün evvel gittiğim yerlere gidecekleri için, aynı bindiğim mevkide araçtan indim. İnmeden evvel hepsine teşekkür ettiğimi, haklarını helal etmelerini istedim. Daha gezemediğim Anafartalar ve Arıburnu denilen mevkiler vardı. Fakat hem vakit ilerlemişti hem de benim ertesi gün işe yetişmem lazım olduğu için Yalova'ya dönmem gerekiyordu. Yüreğim cızz etti. Yorgun ve üzgün bir halde dolmuşa bindim. Dolmuşta benden başka kimse yoktu. * DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
124084 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/124084.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT