BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hâlden anlayabilir misiniz?

Yetenekli Kalemler
Facebook
“Neyin var?” diye soranlara derin bir nefes çekip “iyiyim” diyen insanların neler yaşadığını tahmin bile edemezsiniz. Bir menkıbedir... Bir gün sahabenin ileri gelenlerinden bir grup Sevgili Peygamberimizin huzurunda sohbet ederlerken söz Hazreti Ali efendimize olan aşırı sevgiye geldi. Allah’ın Resulünün her hareketinde adil olduğunu bilen sahabe Sevgili Peygamberimize Hazreti Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Sevgili Peygamberimiz o anda orada bulunmayan Hazreti Ali'yi çağırmaya bir sahabesini gönderirken orada bulanan mübarek eshabına yani arkadaşlarına sordu:
- Siz birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız?
Sahabe cevap verdi:
- İyilik ederiz ya Resûlullah.
- Peki yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa?
Sahabe-i kiramdan orada bulunanlar cevap vermeyip başlarını öne eğdiler. Bu sırada Hazreti Ali efendimiz çağrıldığı yere gelip selam verdi. Sevgili Peygamberimiz aynı soruyu Hazreti Ali’ye sordu:
- Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- İyilik ederdim ya Resûlullah.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik ederdim.
Sevgili Peygamberimiz bu şekilde bu soruyu tam yedi defa tekrar etti. Hazreti Ali efendimiz de her defasında hep "yine iyilik ederdim" diye cevap verdikten sonra müsaade isteyip arz etti:
-Ya Resûlullah, güzel nefesinizi tüketmeyiniz. O kimse kıyamete kadar kötülük etse, ben kıyamete kadar o kimseye iyilik ederim.
Bunun üzerine orada bulunan sahabe efendilerimiz hakkı teslim ettiler:
“Ya Resûlullah, Hazreti Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık.”
Derler ki: “Dostlar kötü günde, yiğitler harpte, kadınlar yokluk günlerinde, akraba başın dertte iken kendi rengini belli eder.”
“Gönlü ile gözü, özü ile sözü bir olana can feda olsun.”
“Dünyada bana 'ne istiyorsun?' diye sorsalar hiç düşünmeden vereceğim cevap 'anlaşılmak istiyorum' olurdu. Bilelim ki aldığımız nefesi bile geri vermek zorunda kalıyorsak, hiçbir şey bizim değil...”
Acaba bir insan saçma şeylere bile gülüyorsa, o kişi derin bir yalnızlık duygusu içinde olmasın?
Acaba bir insan çok uyuyorsa o kişi çok üzgün olmasın? Eğer bir insan ağlamıyorsa sakın güçsüz olmasın? Bu şekilde çevrendekilerin beden dilini anlayabiliyor musun?..
             Müberra Çağlayan-Bursa
 
 
 
ŞİİR
 
           Cepte kitap olmalı!
 
“El”de “kitap”, “cep”te “kitap” olmalı;
Bir “oku”sun, on biri de “dinle”sin!
Herkes “ev”de, raf-raf “kitap” bulmalı…
 “Gözler” görsün, “akıl” bunu “mimle”sin;
 “Nefs” ezilsin, kalbler “namâz” kılmalı…
 
 “El”de “kitap”, “cep”te “kitap” olunca;
“Akıl” “ilmi”, arayıp da bulunca;
İnsan “kul”dur, kul “Resûl”e uyunca…
 “Nefs” ezilsin, kalbler “namâz” kılmalı;
 “Cami” güler, “yaşlı-genci” dolunca…
 
“El”de “kitap”, “cep”te “kitap” her zaman;
“Mesaj-mesaj”, zaman yiyor “elaman!..”;
“Şeytan” tayfa, topluyor hem “eleman”…
 “Nefs” ezilsin, kalbler “namâz” kılmalı;
 “Rab” hoşnuttur, duâ-niyâz “dilemen”…
 
“El”de “kitap”, “cep”te “kitap”  “alâmet”;
“Câhil” çoksa, kopar o gün “Kıyâmet”;
“İlim-teknik”, atalarda “kerâmet”…
 “Nefs” ezilsin, kalbler “namâz” kılmalı;
KAYIKÇ’Ali, “sabrın sonu selâmet”…
 
                   Ali Kayıkçı-Samsun
 
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
ADAPTASYON: Fransızca’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Canlıların bulundukları muhite intibak etmeleri, uyum sağlamaları hâlidir. Çeşitli asırlarda yaşamış biyologlar, bilgi, tecrübe ve inançlarına göre adaptasyonu değişik şekilde yorumladılar.
Askerlerin, bulunduğu araziye göre kendilerini uydurmaları, kamuflaj yapmaları, birçok hayvanın bulunduğu çevreye ve mevsime göre rengini uydurması birer adaptasyondur. Bukalemunun bulunduğu yere rengini uydurması, çöllerde yaşayan hayvanların tüylerinin renginin çölde görünmeyecek şekilde olması hep adaptasyona misaldir. Kara kurbağa, üzerinde yaşadığı topraktan çok zor ayırt edilir. Göl kurbağası, üzerinde gezindiği yeşil yerler kadar yeşildir. Kutup ayısı ve kutup baykuşu, kar gibi beyazdır. Tropik balıklar, içinde saklandıkları parlak mercan kayalıkları gibi pırıl pırıldır. Kakum, kar tavuğu, kar tavşanının tüyleri kışın beyaz, yazın kahverengindedir... Bunlar gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Sanat terminolojisi olarak da başka bir dilden aktarılan eserin kişi ve yer adlarını, yaşayış kurallarını aktarıldığı dilin konuşulduğu ülkeye göre değiştirerek uygulamak. Bir de bir eseri, türünden başka bir türe çevirmek, romandan oyun, oyundan opera çıkarmak gibi. Orijinal olmayan anlamında da kullanılmaktadır...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611097 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/611097.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT