Türkiye ilk kez ilk 10'da! Katılım bankacılığında önemli başarı
Katılım bankalarının genel müdürleri, Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi'nde gelecek stratejilerini ve Türkiye'nin katılım ekonomisindeki yerini değerlendirdi. Sektörün KOBİ odaklı büyümesi, dijitalleşme yatırımları ve sukuk pazarının gelişimi vurgulanırken, Türkiye'nin küresel katılım finans merkezleri arasında ilk 10'a girmesi önemli bir başarı olarak kaydedildi. İşte genel müdürlerin açıklamaları...
Anadolu Ajansı (AA) Katılım Finans Zirvesi kapsamında "Katılım Bankalarının Gelecek Stratejileri ve Türkiye'nin Katılım Ekonomisi" paneli düzenlendi. Panel, AA İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru moderatörlüğünde, Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kuveyt Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Ufuk Uyan, Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir, Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdürü Müge Öner ve Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş'ın konuşmalarıyla gerçekleştirildi.
Büyük fırsat kapımızda! Orta Doğu'daki kaynak Türkiye'ye akabilir
"SEKTÖRÜN FARKLI ENSTRÜMANLARLA DA DESTEKLENMESİ GEREK"
Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü Akben de katılım bankalarının erginliğe ulaşmış olduğunu ifade ederek, katılım finansın, bir değer zincirinin parçası olduğunu kaydetti. Katılım finans ekosisteminin oluşturulmasının önemine işaret eden Akben, burada kamu otoritelerinin gerekli düzenlemeleri yapması, şirketlerin de uygun ürünler sunarak rol alması gerektiğini söyledi.
Akben, katılım finans ekosisteminin birtakım teşviklerle desteklenmesi gerektiğini belirterek, "Daha farklı enstrümanlarla da desteklenmesi gerek. Sektörün sadece bankacılık tarafındaki pazar payı yüzde 10 ama bunun yanında borsadaki payını da düşünürsek daha fazla oran söz konusu." ifadesini kullandı.
Katılım bankalarının dijital olarak da iyi konumda olduğunu ve işlemlerin yüzde 95'inin dijital ortamda yapıldığını aktaran Akben, "Dijital bankalarımız var. Katılım bankası olarak üç dijital banka var. Onların bu alandaki çalışmaları önemli. Zaten mevcut bankalarımızın hepsinin dijital bankacılık yapma yetkisi var. Ondan dolayı da bu alanda gelişme var." değerlendirmesinde bulundu.
Akben, katılım finans alanının yapısal altyapısı ile yasal zorluklarının çözümlenmesinin önemli olduğunu bildirerek, "Konvansiyonel rekabet ortamının eşitlenmesi önemli." dedi.
Diğer İslam ülkelerinden buraya kaynak akışını sağlayacak kolaylıkların sağlanması gerektiğini aktaran Akben, "Düzenleyici, denetleyici birtakım standartları geliştiren kuruluşların, İFM'de yapılanmasını sağlamak lazım." diye konuştu.
"KATILIM FİNANS KOBİ AĞIRLIKLI İŞLEV GÖRÜYOR"
Kuveyt Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Uyan da sektörün 40 yıl önce üç temel ürünle yola çıktığını, bugün ise konvansiyonel alandaki tüm ürünlerin alternatiflerini üretir hale geldiklerini söyledi.
Katılım finansın KOBİ ağırlıklı işlev gördüğüne dikkati çeken Uyan, "2025 sonu itibarıyla bankacılık sektörü kredileri 25,2 trilyon lira seviyesinde. Katılım finansın buradaki payı yüzde 9,2 seviyesindeyken KOBİ segmentinden aldığımız pay yüzde 12'lere ulaştı. Kuveyt Türk olarak bizim payımız yüzde 4'ler civarında fakat kendi kullandığımız fonlarda yüzde 45'e ulaşmış durumda." ifadesini kullandı.
Uyan, katılım finans sektörünün artık bir ekosistem haline geldiğini belirterek, Kuveyt Türk bünyesindeki 12 iştirak ile tekafül sigortacılığından portföy yönetimine, gayrimenkul yatırım ortaklığından yurt dışı bankacılık faaliyetlerine kadar geniş bir alanda faizsiz esaslara dayalı gelişime katkı sağladıklarını anlattı.
Katılım finansın özellikle KOBİ segmentine yönelik gelecek stratejilerinde üç temel unsurun öne çıkacağını dile getiren Uyan, şunları kaydetti:
"Bunlar, ekosistem bankacılığı, veri analitiği ve yapay zeka ile ortaklık finansmanı olarak öne çıkıyor. Ekosistem bankacılığı, sadece müşteriye değil, tedarikçisinden altyapı sağlayıcısına kadar tüm paydaşlara hizmet verecek stratejik bir oluşumun tamamlanması. Veri analitiği ve yapay zeka da müşteri ihtiyaçlarının proaktif olarak tespit edilmesi ve 'terzi usulü' kişiselleştirilmiş ürünlerin geliştirilmesi ile maliyetlerin optimize edilmesi. Ortaklık finansmanı da KOBİ'lerin operasyonel ve işçilik giderlerini karşılayacak 'faaliyet finansmanı' gibi ürünlerle proje bazlı kar-zarar ortaklığı modellerinin yaygınlaştırılması."
"SEKTÖRÜN BELİRLEYİCİ UNSURLARINDAN BİRİ OLMA YOLUNDA İLERLİYORUZ"
Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir, kamunun bu alana yatırım kararı almasıyla 2015'te ilk kamu katılım bankası olarak kurulduklarını belirterek, söz konusu dönemde sektörün 4'üncü katılım bankası olduklarını anımsattı.
Katılım bankacılığının Türkiye'de geldiği noktaya işaret eden Özdemir, "Bankacılık sektörü içinde bir alternatif kanal olmaktan çıkıp artık sektörün belirleyici unsurlarından birisi olma yolunda hızlı şekilde ilerliyoruz, ilerleyeceğiz inşallah." dedi.
Özdemir, dünyada ve bölgede gelişen hadiselerin, Türkiye'nin finansal alanda önemli bir merkez olacağını gösterdiğini belirterek, "İçinde bulunduğumuz İFM de bunun önemli bir nişanesi. 'Çok önceden görülmüş bir vizyonun eseri' diyebiliriz. Bugün belki bölgemizdeki gelişen olaylardan sonra ya 'keşke böyle yapsaydık' diyebileceğimiz işleri seneler önce yapmaya başlamış olmanın, bu fırsatlara hazırlıklı olmanın keyfini, konforunu yaşıyoruz." diye konuştu.
Özdemir, kamu bankalarının da sektöre rekabet imkanı doğurduğuna dikkati çekerek, "Her şeyden önce kamunun vermiş olduğu o güveni sektöre aşılamış olduk. Bu anlamda da vatandaşlarımızın, insanlarımızın katılım bankacılığı sektörüne güvenlerini sağlamış olduk." ifadesini kullandı.
TARIMSAL SÜBVANSİYONLU KREDİLER
Katılım bankacılığının yaklaşık yüzde 45 aktif büyüklüğünü kamu katılım bankalarının desteklediğini bildiren Özdemir, "Kamu katılım bankaları olarak özellikle fon toplama ve fon kullandırma noktasında yüzde 48-50'lere yaklaşan paya sahibiz. Hepimiz arzu ediyoruz ki bu sektör hızlı şekilde büyüsün, kapsayıcılığı artsın. Fakat yatırım yapan yatırımcılarımız kar odaklı yapmak durumunda. Özellikle özel sektörümüz kazanma odaklı yapmak durumunda bu yatırımları." dedi.
Özdemir, tarım sektörünün katılım finans hassasiyetlerinin yüksek olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla biz de 2023 yılından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı'mızın kararnamesiyle birlikte tarımsal sübvansiyonlu kredileri de yapmaya başladık. Önümüze gelen dosyalardan görüyoruz ki şu ana kadar çiftçilik hayatı boyunca hiç kredi, destek, teşvik imkanlarından istifade etmemiş müşterilerimiz var faiz hassasiyetinden dolayı. İlk defa katılım bankası sayesinde bu destek ve teşviklerden faydalanmak için bize müracaat eden müşterilerimizin olduğunu gözlemlemekteyiz."
"SUKUK PAZARI GÜÇLÜ BİR ARAÇ HALİNE GELDİ"
Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Vekili Öner de Türkiye'nin kurumsal altyapısı, kamu ve özel sektör kuruluşlarının teşkilatlanması ile gelişmiş insan kaynağına dikkati çekerek, "İFM'nin de desteğiyle küresel bir katılım finans merkezi olma hedefi, ulaşılabilir ve gerçekçi bir hedef." dedi.
Öner, katılım finansın sadece alternatif değil, küresel finans sisteminin dengelendiği bir yapı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Küresel finansal sisteme baktığımızda yaklaşık 500 trilyon dolarlık büyüklük var ve bunun da 6 trilyon dolarlık kısmı katılım finans sistemi. Ancak 10 yıl öncesine baktığımızda küresel ölçekte ciddi ivme görüyoruz. 2 trilyon dolarlık hacimden her yıl yüzde 10-12 büyüyerek, aslında küresel finans sisteminden de hızlı büyüyerek, tüm sistem içerisindeki payını artırıyor. Sadece sukuk pazarında küresel olarak 1 trilyon doları aşan bir hacimden bahsediyoruz. Dolayısıyla artık sukuk pazarı da sadece bir likidite yönetim aracı değil, sürdürülebilir finansman açısından da güçlü bir araç haline geldi."
"TÜRKİYE İLK DEFA İLK 10 ÜLKE ARASINA GİRDİ"
Türkiye'nin sistemdeki konumuna da dikkati çeken Öner, "En büyük katılım finans sistemine sahip ülkeleri sayacak olursak, başta Suudi Arabistan olmak üzere Malezya ve Endonezya gibi büyük aktörlerin yanı sıra Türkiye ilk defa yüzde 3 civarında pay alarak ilk 10 ülke arasına girmeyi başardı." bilgisini paylaştı.
Öner, Türkiye'yi küresel katılım finans piyasalarında daha iyi konuma taşımak için yapılması gerekenlere de işaret ederek, "Güven veren, yenilik üreten ve bu arada da uluslararası standartla uyumlu bir ekosistem inşa edilmesinin kritik olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber güçlü kurumsal altyapı, şeffaflık, standartlaşma ve öngörülebilirlik yine burada çok önemli rol oynayacaktır. Bunu yaparken de bütüncül bir mevzuat çalışması yapılması çok önemli. Şu anda bunun çalışmaları yapılıyor. Katılım finans sistemi içerisinde bütüncül bir fıkhi yönetişim yapısının oluşturulması da küresel anlamda daha hızlı adımlar atmanıza fayda sağlayacaktır." dedi.
"ALTINA İLİŞKİN ÜRÜN GELİŞTİRMEMİZ LAZIM"
Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü Göktaş da altının, Türkiye gibi ülkelerde hem ziynet eşyası hem yatırım aracı olduğuna dikkati çekerek, son dönemlerde bu aracın yanına gümüşün de eklendiğini söyledi.
Dünya Altın Konseyi raporuna göre altının, 2000 yılından bu yana önemli para cinsleri karşısında değerini koruyabilen tek varlık olduğunu bildiren Göktaş, katılım bankacılığı açısından bakıldığında ciddi manada altın tasarrufu olduğunu kaydetti.
Göktaş, sektörde toplanan altının, katılım bankaları tarafından yatırıma, yani krediye dönüştürülmesi gerektiğine işaret ederek, "Yastıkaltı eskiden annelerimizin, hanımların kollarındaki ziynet eşyalarıydı. Şimdi kasalarda. Hiç öyle yastıkaltı falan değil. 'Kasa içi' diyebiliriz. Çok ciddi manada altın bekliyor. Ekonomiye kazandırılmadığı sürece aslında bizim için, ülkemiz için bir kayıp. Çünkü çok önemli bir rakamdan bahsediyoruz." dedi.
Katılım bankalarının bu alanda atabileceği adımlara ilişkin bilgi veren Göktaş, "Aslında diğer alanlarda olduğu gibi ürün geliştirmemiz lazım. Altına dayalı ürünleri geliştirip, vatandaş için cazip ürünleri piyasaya çıkartıp, onların bir şekilde bankalara gelmesini teşvik etmemiz lazım." ifadesini kullandı.
Göktaş, bu kapsamda FERAH Hesap adı altında bir uygulamayı devreye aldıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
"Bu, Fiziki Erişimi Rahat Altın Hesabı. Burada fiziki altın alıp hesabınıza koyabiliyorsunuz. İster cari hesap, isterseniz bunu katılma hesabına çevirebiliyorsunuz. Çok yakın zamanda devreye alacağız özellikle katılma hesabı tarafının testlerine devam ediyoruz. Kıymetli maden finansmanı yapıyoruz. Kuyumculara ve imalatçı kuyumculara ciddi manada altın cinsinden kredi kullandırıyoruz ki bunun karşılığında verdiğimiz getiriyi yükselterek katılım hesaplarına getiriyoruz."