BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Daha baba ocağında oturup soluklanmadan dedesinin hastalığına dayanamamıştı. Mehmet içeri girip yaşlı adamı kaldırmak için yardım ederken dedesi gözlerini açtı. Tam o sırada babası Fırıncı Ömer içeri girmişti. Emine babasına karşı her zamanki gibi soğuktu. İsteksizce elini öperken babası bir sürü iltifatlar yağdırıyordu.



“Dedemi doktora götürmemiz gerek” Daha baba ocağında oturup soluklanmadan dedesinin hastalığına dayanamamıştı. Mehmet içeri girip yaşlı adamı kaldırmak için yardım ederken dedesi gözlerini açtı. Tam o sırada babası Fırıncı Ömer içeri girmişti. Emine babasına karşı her zamanki gibi soğuktu. İsteksizce elini öperken babası bir sürü iltifatlar yağdırıyordu. -Benim gözel gızım, menşur gızım, hoş geldin seni çok göresledim, şu melmeket hep seni gonuşuyo... -Baba sonra konuşuruz bunları. Şimdi dedemi doktora götürmemiz gerek... -Ne tokturu, dedene ne olmuş? -Baba görmüyor musun adamcağız baygın yatıyor! Günledir gözlerini açmadan yatmış... -Yoh canım. Bişey olmaz ona merak etme! Acı batlıcanı gırağı çalmaz! Baba ne yatıyon galhsana! Bah artis torunun geldi... Şoför Mehmet kaldırmak isteyince yaşlı adam gözlerini açtı, Mehmet’e bön bön baktı. Onun gözlerini açtığını görünce Emine, -Dede, dedeciğim bak ben geldim... diye seslendi. Yaşlı adam sesin geldiği tarafa garip garip baktı. -Emine sen misim gızım?... -Evet dede bak ben geldim... -Hoş geldin yavrum, daha getme, evlen İsmayilinen, bırak şu artislik martislik işlerini... -Dede kendini yorma seni doktora götürüyoruz... -İstemem gızım... Son anlarımı yaşıyorum galiba... Sen gel şu yanıma otur, diyeceklerim var sağa... -Peki dedeciğim... -Gızım milleti eğlendirmekle, eline bişey geçmez. -Dede bunları sonra konuşsak, şimdi doktora gidelim olmaz mı? -Yoh gızım beni ırahat bırahın! Rüşdü hocayı çağırın bana okusun... Emine yaşlı adama söz geçiremeyeceğini anlamıştı. Bu arada komşular, akrabalar, tanıdıklar içeriye doluşmaya başlamıştı. Pencereden dışarıya bir göz attı, sanki tüm kasaba halkı kapının önüne toplanmıştı. Fırıncı Ömer koltukları kabarmış, gurur içindeydi. Yenipınar Yenipınar olalı böyle bir kalabalığı bir arada görmemişti. Kalabalık uğultu halinde Mine Yıldız’ı görmek için sabırsızlandığını dile getiriyordu. Kalabalığa hitap etme işi şoför Mehmet’e düşmüştü. -Arkadaşlar, Mine Yıldız şu anda istirahat etmekteler. Biliyorsunuz uzun yoldan geldi. Ben şimdi size ünlü yıldızımızın imzalı resimlerini dağıtacağım. Kalabalık bir anda dalgalandı, imzalı resimlerden alabilmek için birbirlerini itip kakmaya başladılar. Fırıncı Ömer gurur içinde bu kalabalığa bir iki kelam etme gereği duymuştu. -Gıymetlü hemşerilerim! Biricik gızım, sizleri ve gasabamızı ziyarete geldi. Gasabamızdan böyle böyük bir zeneatkarın çıkması hepimize gurur verdi, şincik gızımı buruya çağıracaam... Fırıncı Ömer’in bu sözleri çılgınca alkış aldı. Kalabalık hep bir ağızdan. -İsteriz, isteriz Mine Yıldız’ı isteriz... diye tezahürata başladılar. Fırıncı Ömer içeri girerek kızına, -Gızım bütün gasaba evin önüne yığılmış, seni görmek isdiyolar. Çıh da bi görsünler... Dedesinin rahatsızlığına canı sıkılan Emine kasaba halkını selamlamanın iyi olacağını düşünerek dışarı çıktı. Bir anda kızılca kıyamet koptu. Halk Emine’ye dokunmak için birbirini itmeye başladı. Şoför Mehmet ünlü yıldızın ezilme tehlikesine karşı kalabalığın önüne durarak, -Sayın kasabalılar sakin olun lütfen, birbirinizi itmeyin!.. diye bağırdı. Emine bu kadar büyük bir ilgi beklemiyordu. Demek ki kasaba halkı filmini çok beğenmişti. Sabri Kayral “sen artık halka mal olmuş bir sanatçısın, bu işi bırakamazsın...” demişti. Oysa buraya İsmail ile evlenmek ve sinemayı bırakmak düşüncesiyle gelmişti. Sahi İsmail neredeydi? Tüm tanıdıkları “hoş geldin” demeye gelmişti, o niye gelmedi, diye düşünürken kalabalığın arkasında tek başına bir ağaca yaslanmış halde onu gördü. İsmail sevdiği kadının sevgisini başkalarıyla paylaşmak istemeyen bir mizaca sahipti. Emine’nin kendini gördüğünü fark edince yavaşça oradan uzaklaşmaya başladı. Onun gittiğini gören Emine kalabalığı yararak peşinden koştu. -İsmail! diye bağırdı. İsmail, Emine’yi duyunca olduğu yerde durup, boynunu çevirerek ona baktı, durgun ve umutsuz gözlerle sevdiği kadını süzüyordu. -İsmail niçin gelmiyorsun, beni özlemedin mi? İsmail yutkundu, boynunu büktü, sevdiği kızın gözlerinin derinliklerine dalarak, -Seni çok özledim Emine... -Ben de senin için geldim buraya... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT