BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çevreye saçtığımız her çöp kuraklık olarak geri döner

Çevreye saçtığımız her çöp kuraklık olarak geri döner

Günümüzde aşırı tüketimle birlikte dev bir atık sorunu da ortaya çıktı. Küresel ısınmayı tetikleyen karbon emisyonlarını azaltan Yeşil Vergi gibi uygulamalar, tabiatı kurtaracaktır.



YEŞİL VERGİ GELİYOR Günümüzde aşırı tüketimle birlikte doğal kaynaklar azaldığı gibi dev bir atık sorunu da ortaya çıkmaktadır. Küresel ısınmayı tetikleyen karbon emisyonlarını azaltan Yeşil Vergi gibi uygulamalar, tabiatı kurtaracaktır “ATIK DEDİĞİN NEDİR Kİ” DEMEYİN! Toplumların çeşitli sosyo-ekonomik etkinlikleri, biyolojik ihtiyaçları sonucunda işe yaramaz hale gelen sıvı veya katı her türlü malzemeye ATIK adı verilir. Sevgili okurlar, geçmişteki yazılarımda da Kaynak-Atık ilişkisinden söz etmiştim. İnsanların hammadde kullanımı, 19. yüzyılda modern sanayi ekonomilerinin ortaya çıkmasına kadar önemsiz düzeyde kalmıştır. Bu dönemeçten sonra ise başta çeşitli maden, kereste ihtiyacı için ağaç kesimi ve değişik mineraller olmak üzere hammadde kullanımı büyük bir hızda artış göstermiştir. Günümüzde sanayiye dayalı ekonomiler, büyük miktarlarda malzeme, araç-gereç ve enerji kullanımı temeline dayandırılmış olup, ülkelerin ekonomik refahı da çoğu kez tüketilen ham madde miktarı ile ölçülmektedir. AĞAÇLARI KESMEDEN ÖNCE BİR KEZ DAHA DÜŞÜNELİM Hammaddelerin çıkarılıp işlenmeleri, insan faaliyetleri arasında en tahripkar olanlardan biridir. Örneğin; ağaç kesimi genellikle orman ekosistemlerini yıkıma uğratırken, ağaç ham maddelerinin kağıda ve diğer ağaç ürünlerine dönüştürülmesi, son derece kirletici nitelikte bazı süreçleri içerir. Diğer toprakaltı cevherlerin çıkarılma işlemleri, tespit edilen yatakların üzerinde hangi ekosistem, ya da ne tür bir insan yerleşimi yer alırsa alsın, bunları düzenli bir biçimde yok etmektedir. Doğadan çıkarılan cevherin, tüketiciler tarafından kullanılabilir hale dönüştürülmesi büyük miktarda enerji tükettiği gibi, çok büyük miktarlarda kirliliğe ve atık madde birikimine de yol açar. Hammadde üretimi sırasında doğaya verilen zarar genellikle uzak yörelerde gerçekleştiğinden, ne yazık ki pek çok kişi bu konuda oldukça az bilgiye sahiptir. Sanayi temeline dayalı ekonomiler, tükettikleri hammaddelerin büyük bölümünü, sonunda atık olarak dışarı çıkarırlar. Bu atıkların nasıl yok edilecekleri, dev bir sorun oluşturur. Sanayi ve Tarımsal etkinliklerden ortaya çıkan atıklar, kentlerdeki çeşitli birimlerden (ev, hastane, okul gibi) toplanan çöpler ile Su ve Atıksu arıtım tesislerinde ortaya çıkan çamurlar Atık tanımı içinde yer almaktadır. Günümüzde çöp miktarı, atık maddelerin çevreye verdiği zarara rağmen, artmaya devam etmektedir. Katı ve sıvı atıkların artışı çoğu kez nüfus artışını bile geride bırakmaktadır. Kentlerdeki çöplerin hâlâ düzensiz bir şekilde toplanıyor olması, katı atık sorununun artmasına yol açmaktadır. Diğer yandan gözden uzak yerlere rastgele boşaltma, yakma, arazi doldurma ve deponi alanları için yanlış yer seçimi sorunun boyutlarını daha da artırmaktadır. Uygun şartlarda ve yöntemlerle biriktirilmeyen, hangi kriterlere göre seçildiği belli olmayan alanlara dökülen çöpler, tehlikeli mikroplar ve hastalık taşıyıcı sinek v.b. canlılar için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Ayrıca bu deponi alanlarında yangın ve patlama tehlikesi olasılığı yüksek bulunmaktadır. Diğer yandan düzensiz depolama sahalarındaki çöplerden yayılan tozlar, sızıntı suları ve metan gibi gazlar çevreyi önemli ölçüde olumsuz etkileyebilmektedir. Çöplerin oksijen alamayan yığınlar halinde çürümesi, METAN (CH4) gazı üretir. Bu gaz ise, hem global ısınmanın nedenlerinden biridir hem de yangın ve patlama tehlikesi oluşturan bir kaynaktır. ÇÖPLERİN YAKILMASI TEHLİKELİ Çöplerin yakılması, temiz bir iş değildir. Bu işlem, hava ve su kirliliğine yol açtığı gibi, tonlarca zehirli kül üretir. Yüksek ısı, pek çok atıkta bulunan zehirli maddeleri eritip, yeni kimyasal bileşikleri meydana getirerek, bunların yer altı sularına sızmasına yol açar. Yakılan atıklar havaya nitrojen ve sülfür oksitleri (bunların her ikisi de asit yağmurlarını getiren etmenler arasındadır), karbon monoksit, dioksin ve furan (kansere ve genetik bozukluklara yol açan son derece zehirli kimyasal bileşimler) ile kurşun, kadmiyum ve cıva gibi ağır metaller saçar. Kullanılan filtre aygıtları bu maddelerden bir kısmının atmosfere karışmasını engelleyebilir, ancak bunun da bir bedeli vardır. Kirliliğin bir başka kaynağı ise, kızgın külleri söndürmek için su kullanılmasıdır. Küllerin üzerine dökülen su kaçınılmaz bir biçimde kimyasal maddelerle kirlenir ve arıtılmadığı takdirde ortaya bir de bu suların imhası sorunu çıkar. “YENİDEN KULLANAN” KAZANIR Atıkların yeniden işlenmesi, günümüzde birçok ülkede randıman sağlayan ve kaynak tüketimini azaltan bir uygulama olarak işlerlik kazanmıştır. Pek çok topluluk yeniden işleme programlarını geliştirirken, pazarlamacılar da “Yeniden işlenebilir“ ürünlerin tanıtımını şevkle yapmaktadır. Gözetilen en temel amaç, ekonomiye giren ve çıkan malzemelerin miktarını azaltmak, böylelikle hammadde çıkarımı ve işlenmesiyle atık madde imhasının yol açtığı çevresel maliyetten kaçınmaktır. Cam, çelik ve alüminyumun yeniden işlenmesi (bunların hepsinin ortak özelliği yeni hammaddelerin kullanılmasını önlemeleridir), hiç kuşkusuz kaynak tasarrufu sağlamaktadır. Günümüzde hızla büyüyen endüstriyel faaliyetler, diğerlerinin yanında, bilgisayar, kimyasal maddeler ve yüksek teknolojiye dayalı ürünler üreten dallar, ekonomik gelişmenin giderek büyüyen bir bölümünü oluşturmaktadır. Tüketim maddelerinin daha ekonomik biçimde kullanılması, uzun dönemde çöp yakma ihtiyacını ortadan kaldırabilir ve atıkların dolgu malzemesi olarak kullanılması alışkanlığını büyük ölçüde azaltabilir. Aynı uygulama, enerji kullanımını da önemli oranda düşürerek, mevcut çevresel tehlikeler arasında en büyüğü olan Global Isınma hızının yavaşlatılmasına katkıda bulunabilir. Hepsi birlikte ele alındığında, kaynak kullanımının kısılması, atık maddelerim yeniden kullanımı ve işlenmesi yalnız atıkları azaltmakla kalmayıp, daha esnek, kendini toparlayabilen, sağlam temelli ve sürdürülebilir ekonomilerin oluşturulmasına da yardımcı olacaktır. BAYRAMINIZI CANDAN KUTLUYORUM Günümüzde Birleşmiş Milletlerin çeşitli organlarında “Biyofiziksel Bütçeler” gibi yeni kavramlar geliştirilmektedir. Tüm Biyolojik Yaşamı içine alan Ekolojik Ekonomiler, Kaynak-Atık ilişkilerindeki dengeler, Küresel Isınmayı tetikleyen Karbon emisyonlarını azaltan Yeşil Vergiler bu yüzyılın içinde insanoğlunun tabiattan yana koyduğu olumlu adımları oluşturacaktır. Hepinizin Bayramını candan kutluyor, bu anlamlı günlerin yeni dostluklara vesile olması temennisiyle sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. BAYRAM TATİLİNDE SONBAHARIN ROMANTİZMİNİ YAŞAYIN! Sevgili doğaseverler, içinde bulunduğumuz 9 günlük Bayram Tatili ve sıcak geçen havaları fırsat bilerek sevdiklerinizle çevrenizde bulunan güzellikleri keşfetmeye çıkın. Gerek tatil için gittiğiniz yerlerde gerekse de bulunduğunuz büyük şehirlerde evde oturmak yerine tabiatın bize sunduğu nimetleri doya doya yaşayın... Atık yağı getirene çikolata veriyor... Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ile Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği tarafından yaptırılan Bitkisel Atık Yağ Toplama Makinesi, yağ miktarına göre promosyon olarak sıvı yağ, çikolata, sakız ve oyuncak gibi hediyeler veriyor. Bir seferde toplam 2 litre bitkisel atık yağ konulabilen makine, yağ dışındaki maddeleri ayırt edebiliyor ve içerisindeki “diğer maddeler” haznesine alıyor. Pilot uygulaması Çorum’da yapılacak makine, 6 ay içinde tüm Türkiye’de kullanıma sunulacak. Bu mevsimde çıkan eriğin kilosu da 300 TL olur! Mersin’in Silifke ilçesinde bazı erik ağaçlarının çiçek açıp meyve vermesi görenleri şaşırtıyor. Geçen yıl kilosu 300 TL’den alıcı bulan erik, ilçede hava sıcaklığının mevsim normalleri üzerinde seyretmesinden dolayı çiçek açıp meyve verdi. Silifke Erik Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Göktaş, erik ağaçlarının normalde şubat ayı sonu veya mart ayı başında çiçek açtığını kaydetti. KÜRESEL ISINMA Yılda 140 bin kişi hayatını kaybediyor Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ofisi Bölge Danışmanı Dr. Bettina Menne, 1970’den bu yana dünya genelinde iklim değişikliği yüzünden her yıl 140 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Ankara’daki İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkileri Çalıştayı’na katılan Bettina Menne, dünya genelinde sıcaklıkların arttığını, deniz seviyelerinin yükseldiğini ve buzulların erimeye başladığını belirtti.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT