İsrail'in Kanal 10 televizyonunun haberinde, Savunma Bakanlığı'ndan ismi açıklanmayan üst düzey bir yetkilinin "Eğer terör saldırıları devam ederse, teröristlerin ailelerini sınır dışı ederek Gazze Şeridi'ne göndermeye başlayacağız" şeklindeki ifadesine yer verildi.
Haberde, İsrailli yetkililerin, "Filistinli ailelerin Kudüs'te ikamet izinlerini iptal ederek Gazze'ye sürülmesininin kaos çıkarmak isteyenleri caydıracağına inandığı" kaydedildi.
İsrail Gazze Şeridini 2007 yılından bu yana abluka altında tutuyor. Gazze'de giriş çıkışların yapıldığı 7 sınır kapısından Refah hariç 6'sı İsrail'in kontrolünde bulunuyor.
Gazze'deki 4 ticari sınır kapısı, haziran 2007'de İsrail tarafından kapatılmıştı. Diğer kapılardan Beyt Hanun'da sadece yabancı pasaport taşıyanlar ile hasta ve bazı iş adamlarının Batı Şeria'ya geçişine izin veriliyor. Kerm Ebu Salim kapısında da çok sınırlı bazı ticari ürünlerin geçişine müsade ediliyor. İsrail yönetimi, uluslararası toplumun tepkilerine rağmen iki milyondan fazla insanın yaşadığı Gazze'ye yönelik kara ve deniz ablukasını sıkı bir şekilde uygulamayı sürdürüyor.
"Kontrol noktası" çilesi sürüyor
Öte yandan Doğu Kudüs'te Filistinlilerin yaşadığı birçok mahallede yolları beton bloklarla kapatan İsrail polisi, araçları tek tek durdurup arama ve kimlik kontrolü yapıyor.
Filistinlilerin yaşadığı Cebel-i Mukabber, Ras el-Amud ve Sur Bahir gibi mahallelerde çarşamba gününden itibaren yolları beton bloklarla kapatmaya başlayan polis, araçları tek tek durdurup arama ve kimlik kontrolü yapıyor. Yeni oluşturulan kontrol noktalarının bazılarında trafiğin sadece tek yönde akmasına izin veriliyor.
Şehrin hemen hemen her sokağında gruplar halinde bekleyen polis, yayalara da kimlik kontrolü yapıyor.
Kudüs'ün eski şehir olarak bilinen sur içi bölgesinde de devriye gezen çok sayıda İsrail polisi şehrin giriş kapılarını tutmuş vaziyette.
300 asker takviyesi
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise daha önce kararlaştırıldığı üzere 300 İsrail askerinin pazar gününden itibaren Kudüs sokaklarında polisle birlikte görev yapmaya başlayacağı kaydedildi.
İsrail güvenlik kabinesi, "polise yol kapatma ve kuşatma yetkisi verilmesi, öldürülen Filistinlilerin cenazelerini ailelerine geri verilmemesi" gibi olağanüstü bir dizi karar aldığını açıklamıştı. Şehirlerde polisle birlikte askerin görev alması da bu kararlar arasında.
Bu yeni kararlara göre, İsrail polisinin, güvenlik gerekçesiyle istediği zaman Kudüs'te yolları kapatabileceği ve istediği alanları kuşatma altına alabileceği bildirilmişti. İsrailli sivil veya güvenlik görevlilerine karşı saldırı düzenleyenlerin "evlerinin yıkılması, yıkılan bu evlerin yerine hiçbir şekilde inşaat yapılmasına izin verilmemesi ve saldırı düzenlediği iddia edilen kişilerin tüm mal varlıklarına el konulması" da alınan kararlar arasında.
Ayrıca bu kişilerin Kudüs'te ikamet etmelerine imkan tanıyan "Kudüs kimliklerinin" iptal edilerek kentte yaşama haklarının ellerinden alınacağı belirtilmişti.
Devabişe bebeğin yakılması ile başlamıştı
Yahudi yerleşimciler, geçen ağustos ayı başlarında Nablus'ta Devabişe ailesinin evini kundaklamış, olay sebebiyle anne, baba ve 18 aylık bebekleri yanarak hayatını kaybederken yalnızca 4 yaşındaki diğer çocukları sağ kurtulmuştu. Ay başından bu yana İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 41'e yükselirken, olaylarda 7 de İsrailli öldü.
Söz konusu olayla başlayan gerginlik, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarla tırmanmış, Batı Şeria ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen gösterilerle ciddi boyutlara ulaşmıştı.
Filistin Esirler Heyeti Başkanı İsa Karaki de yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin ay başından buyana, 80'i Gazze'den olmak üzere 800 kişiyi gözaltına aldığını, bunlardan 15'inin de yaralı olduğunu söylemişti.