El-Cezire'nin haberine göre, Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde bulunan Lowenstein Clinic araştırmacılarının, 8 ay süresince topladığı ve değerlendirdiği kanıtlar, Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanlara soykırım uyguladığını gösteriyor.
El-Cezire Araştırma Birimi ve insan hakları örgütü Fortify Rights tarafından sağlanan belgeler ve kanıtları inceleyen Lowenstein Clinic'ten yapılan açıklamada "Siyasetçilerin Rohingya hakkındaki konuşma şekillerine ve mezalimin büyüklüğüne bakınca, böyle (soykırıma yönelik) bir niyet olduğu sonucuna varmamak mümkün değil" ifadesi kullanıldı.
Deliller, hükümetin siyasi çıkar için Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti kışkırtarak, nefret söylemini benimseyerek ve yönetime destek veren radikal Budist örgütleri finanse ederek toplumsal şiddeti tetiklediğini gösteriyor.
Gazetecilerin, bu konuyla ilgili iktidardaki ordu destekli Birlik, Dayanışma ve Kalkınma Partisi'ne (USDP), devlet başkanlığına ve hükümet sözcüsüne ulaşma çabaları sonuçsuz kaldı.
El-Cezire'nin hazırladığı "Soykırım Günlüğü" adlı belgeselde, hukuk ve diplomasi uzmanlarına Müslümanları ötekileştirerek Rohingyaları hedef aldığı görülen hükümetin politikalarının sistematik imha anlamına gelip gelmediği soruldu.
University of London'da öğretim üyesi ve Uluslararası Devlet Tarafından İşlenilen Suçlar Girişimi Direktörü Prof. Penny Green, Devlet Başkanı Tein Sein'in hükümetin çıkarları için nefret söylemi kullanarak Myanmar'daki Müslüman nüfusu ötekileştirmeye, ayrıştırmaya ve azaltmaya hazır olduğunu söyledi.
"Bu bir soykırım sürecinin parçasıdır" diyen Green, 2012'de ülkede meydana gelen şiddet olaylarının planlı geliştiğine dikkat çekti.
"Eyaletin dışında yaşayan Budistleri oraya getirmek için otobüsler tutuldu. Budistlere yiyecek ve içecek verildi. Bunları birileri finanse etti" ifadelerini kullanan Profesör Green, bunun tüm olayların özenle planlanmış olduğunu gösterdiğini belirtti.
BM İnsan Hakları Myanmar eski Özel Raportörü Tomas Ojea Quintana, Tein Sein ile birlikte içişleri ve göç bakanları hakkında soykırım soruşturması açılması gerektiğini dile getirdi.
- Myanmar hükümeti nefreti körükledi
Soykırım Günlüğü'nde Myanmar hükümeti ajanlarının, Müslümanlara karşı şiddetin körüklenmesinde önemli rol oynadığını gösteren belgeler de sunuldu.
Orduya ait resmi bir belgede, Myanmarlıların Müslümanların tehdidi altında olduğu iddia edilerek nefret söylemi kullanılırken, ele geçirilen diğer gizli bir belgede yerel yönetimlere, Müslümanlara yönelik korku oluşturmak için yurt genelindeki toplumsal isyanlara dair uyarı yapılıyor.
Myanmar Askeri İstihbarat Örgütü'nün eski bir üyesi, ordudan provokatör ajanların Budistleri Müslümanlara karşı kışkırttığını belirterek, "Ordu bu olayları perde arkasından yönetti ama doğrudan müdahil olmadı. Dışardan insanlara para ödediler" dedi.
Hükümetin şiddeti körüklemek için çeteler kiraladığını ortaya koyan belgesel, 2007'de ülkedeki cunta rejimine karşı Safran Devrimi'ni başlatan Budist rahiplere, hükümet yanlısı ve Müslüman karşıtı gruplara katılmaları için para ödendiğini de gösterdi.
Myanmar'daki askeri yönetimin 50 yıl süren diktatörlük yıllarında toplumsal isyanları kışkırttığına yönelik delil bulunsa da, 2011'de başlayan demokrasiye geçiş sürecinde bunun devam ettiğine dair bir kanıt yoktu.
Fortify Rights'ın kurucusu Matt Smith, tüm bunların, Myanmar hükümetinin bu politikaya devam ettiğini gösterdiğini belirterek "Rohingyalar söz konusu olduğunda bu soykırım suçu anlamına gelir. Ülkedeki en güçlü kişilerden birçoğunun Arakan eyaletinde yapılanlar nedeniyle uluslararası bir soruşturmaya tabii tutulması gerekir" dedi.
Myanmar'da 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, "devletsiz" sayılıyor. Birleşmiş Milletler tarafından "eziyet gören dini azınlık" olarak kabul edilen Arakanlı Müslümanlar, hem şiddet olaylarına hem de yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalıyor. 1990 ve 2010 seçimlerinde oy kullanmalarına izin verilen yüz binlerce Rohingyalı, 8 Kasım'da yapılacak seçimlerde bu haktan mahrum olacak.
Ülkenin batısındaki Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında şiddet olayları çıkmıştı. Budistler tarafından düzenlenen saldırılarda çok sayıda kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmiş, 140 bin Arakan Müslümanı evlerini terk ederek derme çatma kamplarda yaşamak zorunda bırakılmıştı.