Bu yıl bir milyon sığınmacı bekleyen Almanya'da yabancı düşmanı ve İslam karşıtı siyasi hareketlerin güç kazanması ve şiddet olaylarının artması endişelere yol açıyor.
Almanya'da mültecilere destek veren en büyük sivil toplum örgütü olan Pro Asyl'ün Avrupa Sorumlusu Karl Kopp, son dönemde mülteciler ve onlara yardım edenleri hedef alan saldırıların yoğunlaşmasından kaygı duyduklarını belirterek, "Almanya'da aşırı sağ terör tehdidi var" dedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kopp, bir yıl önce kurulan İslam ve yabancı düşmanı PEGIDA hareketinin sığınmacılara karşı eylem ve propagandalarıyla ırkçılığı körüklediğini, bu ortamda şiddet olaylarının arttığını söyledi.
Kopp, "PEGIDA hareketini tanımlamak için 'endişeli yurttaşlar' kavramı kullanılıyor oysa bunun doğrusu ırkçı yurttaşlardır. Bu tehlikeli bir harekettir. PEGIDA ortaya çıktığından bu yana şiddet eylemleri artıyor. Arada açık seçik bir bağ var" ifadelerini kullandı.
Almanya'da güvenlik birimlerinin geçmişte aşırı sağcı terörle mücadelede başarısız olduklarını, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün ancak 2011'de gün ışığına çıkartılabildiğini söyleyen Kopp, ancak son haftalardaki gelişmelerin kendilerini kaygılandırdığını kaydetti.
İstihbarat birimlerinin muhbirleri maddi olarak desteklediklerini dile getiren Kopp: "İç istihbarat örgütü olan Anayasa Koruma Teşkilatı'nın gözetiminde, hatta muhbirlere yapılan ödemeler nedeniyle de bir nevi finansal desteğiyle, onca yıl boyunca NSU terör örgütünün 8'i Türk 10 kişiyi öldürebilmesinin mümkün olduğunu hep birlikte gördük. Bunları dikkate aldığımız da şunu ifade edebiliriz: Günümüzde Nazi çevrelerindeki kişilerin çok ciddi boyutlarda terör faaliyetleri için örgütlü yapılar oluşturmaları çok daha fazla mümkün. Evet şunu söyleyebiliriz: Almanya'da aşırı sağ terör tehdidi var."
- "Demokrasimiz için büyük tehdit"
Almanya için yalnızca şiddete başvuran Neonazilerin değil, ırkçı PEGIDA gibi hareketlerin toplumun farklı kesimlerinde destek bulmasının da önemli bir tehlike olduğunu kaydeden Kopp, şunları kaydetti: "PEGIDA 15 hatta 20 bin kişi ile sokaklara çıktı. Nefret ve düşmanlığı körükleyecek, Nasyonal Sosyalist nitelikte konuşmalar yapıldı ve her cümle başsavcılığın devreye girmesini gerektirecek nitelikte. Bu halk desteği herşeyi çok daha çetrefil bir boyuta taşıyor. Çünkü izole bir terörden söz etmiyoruz, toplumun bir kısmıyla kenetleniyorlar ve bazı siyasiler son haftalarda ve aylarda bu hareketi ve popülizmi güçlendirdiler. Gündemdeki tartışma derin ve karanlık odakları güçlendiriyor. Ve bu odakların içinde mültecilerin, göçmenlerin ve gazetecilerin hayatlarını tehdit edecek kişiler yer alıyor. Bu demokrasimiz için büyük bir tehdit."
Almanya'nın her yerinde kundaklama gibi ırkçı saldırıların gerçekleşme ihtimalinin olduğunu ancak PEGIDA hareketinin kurulduğu Saksonya gibi bazı eyaletlerde bu ihtimalin çok daha güçlü olduğunu ifade eden Karl Kopp, "Önemli olan mülteci yurtları gibi hedef mekanların güvenlik altına alınmasıdır. Gazetecilerin PEGIDA eylemi gibi gösterilerde yaralanmaksızın, hedef alınmaksızın haber yapabilmeleri sağlanmalıdır. Demokratik bir devlette polisin görevini yapmasını beklemek en doğal hak. Acizlikle karşı karşıyayız. Özellikle Saksonya'da insan hakları ve yurttaşlık haklarının korunması için yeterli düzeyde çaba gösterilmediği açık" dedi.
Sorumluluk sahibi siyasetçilere ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Kopp, "Artık siyasetçilerin kendilerine gelmelerinin vakti geldi. Kendi söylemlerini sorgulamak zorundalar çünkü son haftalardaki söylemleri bu ırkçı havayı pekiştirdi" dedi.
Kopp, Almanya'daki demokratik güçlerin, sivil toplum örgütlerinin güçlü bir şekilde öne çıkmaları ve "Hayır! Biz bunu durduracağız" demeleri gerektiğini söylerken, topluma ve ayrıca siyasetçilere, polis ve yargı mensuplarına da büyük görevler düştüğünü vurguladı.
- Yasal görünümlü Neonazi oluşumlar
Almanya'da aşırı sağ üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan ve NSU terör örgütü üzerine kitabı bulunan Prof. Dr. Hajo Funke, ülkede son dönemde aşırı sağcıların güç kazanmasının siyasetçilerin mülteci kriziyle ilgili politikalarına ve söylemlerine bağlı olduğunu, aşırı sağa karşı kamuoyu önünde net tavır alınması gerektiğini söyledi.
Funke, yaptığı değerlendirmede, Almanya'da yasal olarak faaliyet gösteren aşırı sağcı NPD, Dritte Weg, Die Rechte gibi partilerin aslında Neonazi oluşumları olduğunu, şiddete başvurduklarını ya da şiddetten yana söylem benimsediklerini vurguladı.
PEGIDA hareketinin özellikle Dresden kentinde güçlü olduğunu söyleyen Funke, hareketin lideri Lutz Bachmann'ın söylemleriyle halkı kışkırttığını, nefreti yaydığını, körüklediğini belirterek, "PEGIDA hareketinin gölgesinde Almanya'da şiddet eylemleri artmıştır" dedi.
Almanya'nın Köln kentinde, göçmenlere destek veren belediye başkanı adayının bir aşırı sağcı tarafından bıçaklanmasının kaygı verici bir gelişme olduğunu kaydeden Funke, bu zanlının geçmişte aşırı sağcı siyasi gruplarla bağlantılı olduğunu kaydetti. Funke, "Bu odaklar terörden yana tavır almışlardır ayrıca daha sonra NSU çevresiyle de bağlantıları var bu odakların. NSU kapsamında yargılananlarla doğrudan bağlantıları var mıydı bunu bilmiyorum ama bu potansiyel var. Saldırı ciddi bir eylem" diye konuştu.
Almanya'da son bir yılda mültecileri hedef alan saldırıların ve kundaklama olaylarının çok ciddi artış gösterdiğine dikkati çeken Funke şunları kaydetti: "Aşırı sağcı NPD partisi ve diğer örgütler tarafından koordine edilen ya da yönetilen kundaklama eylemleri var. Öte yandan 'biz yabancılara ve mültecilere karşıyız' diyen bu işe girişenler var. Bunu önlemek için bölge halkının hassasiyetli olmasına ihtiyaç var. Ayrıca kamuoyunda bu tür eylemlerin açıkça kınanması gerekir. Son olarak da tabii ki polise görev düşüyor. Derhal zanlıları tutuklayıp yargı önüne çıkarmaları gerekiyor. Zanlıların hukuk devletinin imkan verdiği ölçüde en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekiyor. Kontrol sağlanabilmiş değil daha fazla kundaklama eylemi ile karşılaşacağız ne yazık ki."
Almanya'da bu yıl sığınmacıları hedef alan saldırıların çok ciddi olarak artış göstermesi kamuoyunu kaygılandırıyor.
Geçen yıl sığınmacıların kaldığı yurt ve evlere 162 saldırı düzenlenirken, bu yıl saldırıların sayısı 490'u aştı. İçişleri Bakanlığı'na göre tespit edilebilen zanlıların üçte ikisi, daha önce poliste suç kaydı bulunmayan kişiler.
Pro Asyl derneğine göre bu yılın ilk 10 ayında, sığınmacıların kaldığı en az 74 ev ve yurt kundaklandı. Saldırılarda en az 179 kişi yaralandı.
Almanya'da 2000-2007 yılları arasında aşırı sağcı NSU terör örgütü 8'i Türk toplam 10 kişiyi öldürmüştü. NSU üyeleri Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, bir banka soygunu sonrasında polis takibine takılmalarının ardından, soygunu gerçekleştirmek için kiraladıkları karavanda ölü bulunmuş, zanlıların intihar ettikleri açıklanmıştı. Aynı gün Zwickau kentinde, NSU'nun üçüncü üyesi Beate Zschaepe tarafından havaya uçurulan hücre evinde bulunan belgeler ve silahlar, terör hücresinin ve eylemlerinin gün yüzüne çıkarılmasını sağlamıştı.
Münih'te halen devam eden NSU davasında 240. duruşma geride kalmasına rağmen başsanık Zschaepe'nin mahkemede tek kelime dahi etmemesi dikkati çekiyor.
2011 yılında ortaya çıkarılan örgütün faaliyetlerine istihbarat ve polis teşkilatı içinde göz yumanların olduğu iddia ediliyor.