Irak İslami Partisi lideri İyad es-Samarrai, "Sünni toplum geçmiş yıllardaki operasyonlarla bilinçli olarak zayıflatıldı. Bu toplumun bulunduğu bölgelerde DAEŞ'in ortaya çıkması Sünnileri daha da zayıflattı" dedi.

Samarrai, Bağdat'ın Yermuk bölgesindeki parti genel merkezinde Iraklı Sünnilerin güvenlik ve siyasi sorularını, Irak-Suudi Arabistan, Irak-Türkiye ilişkileri, İran'ın Irak'taki nüfuzu ve terör örgütü DAEŞ sonrası Irak ile ilgili konular hakkında AA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Irak'ta Sünnilerin bulunduğu bölgelerde güvenlik şartlarının kötü olduğuna dikkati çeken Samarrai, söz konusu bölgelerdeki güvensiz ortamı DAEŞ'in varlığı, örgüte karşı devletin yürüttüğü askeri operasyonlar ile devlet yetkilileri dışında silah taşıyan milislerin varlığı olarak değerlendirdi. 

Diyala'da neler oldu?

Diyala'da Sünniler'e karşı neler yaşandığı sorusunu cevaplayan Samarrai, "Kentte saldırı olayları sığınmacıların dönmesiyle patlak verdi. Bu durumu Haşdi Şabi'ye bağlı bazı yetkililer kabullenmedi ve karşı çıktı. Diyala'da belirli partilere mensup ve Haşdi Şabi'ye bağlı olduğunu iddia eden bazı illegal gruplar bulunuyor. Sünnilere karşı kaçırma, saldırı ve öldürme olayları arttı. Bu da hükümetin Haşdi Şabi'nin şemsiyesi altında faaliyet gösteren milis gruplarını kontrol edemediğini gösteriyor. Saldırıları ve işledikleri suçlarla haddini aşan bu grupları kentten çıkarmak için gerçek irade ve caydırıcı güç yok" dedi.

"Suç ortaklığı var"

Mikdadiyye'de yaşanan saldırı eylemlerinin Sünni sığınmacıların evlerine geri dönmesini engellemek için yapıldığını söyleyen Samarrai, "Gerekçesi ne olursa olsa tüm olanlardan birinci derecede hükümet ve Haşdi Şabi yetkilileri sorumludur. Eğer kanun dışı grup varsa onlarla mücadele edeceksin" diye konuştu.

Sünni federasyonu

Irak'ın DAEŞ'ten sonra Şii, Sünni ve Kürt federasyonuna bölüneceği senaryolarına da değinen Samarrai, şunları kaydetti:

"Her proje için düzgün planlar yapılmalı. Eğer plan ve detaylar sağlam ise proje sorunsuz şekilde gerçekleşebilir ama aksi olursa sorunlar doğar. Projenin adı ne olursa olsun (Sünni federasyonu) önemli değil, önemli olan detayları ile planları ve bölge ülkeleriyle ilintisine bakmak gerekir. Irak komşusu İslam ve Arap ülkelerinin yanı sıra dünyadan da ayrı kalamaz. Eğer bu taraflardan biri kabul etmezse projeyi dağıtmaya çalışacak."

"Sünnilerin silahları tek tek ellerinden alındı"

"Geçmiş yıllarda (Maliki dönemi) Sünnilerin evlerine sürekli yapılan baskınlardan dolayı ellerinde bir tek silah bile kalmadı" diyen Samarrai, "Diyala'da el-Kaide örgütünü asıl Sünniler bitirdi. Ama örgüt bittikten sonra Sünnilerin silahları tek tek ellerinden alındı. Bu durumda Sünniler nasıl toprağını koruyabilir. Hükümet yöresel güçlerden korkmamalı, bunlar hükümetin denetiminde güvenliğini sağlayan güçlerdir. Bu güçler, bölgesini tanıdığı için teröristleri de çabuk ayırt edebilir. Sünniler, maruz kaldığı DAEŞ saldırıları sonucu tüm toprağını kaybetti ve sığınacak yer bulamadı" değerlendirmesi yaptı.

DAEŞ sonrası Sünniler

Siyasi grupların aşiret gruplarıyla Sünni toplumunun sorunlarını uluslararası topluma anlatması ve kamuoyu oluşturması için yeni bir proje üzerinde anlaşmasının önemine vurgu yapan Samarrai, "Zor ama gerçekleşmesi imkansız bir görev değil. Ayrıca uluslararası taraflara söz konusu proje dışında başka projeleri kabul etmemesi için baskı da yapılmalı" şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan'ın öncülüğünde kurulan teröre karşı İslam ülkeleri koalisyonunda Irak'ın yer almamasını eleştiren Sünni lider Samarrai, "Irak mı katılmak istemedi Suudi Arabistan mı rağbet göstermedi orasını bilmiyoruz. Fakat Irak, bunun dışında kalmamalı, kalırsa yalnızlaşır ve büyük zararı görür. Eğer herhangi bir ülkeyle sorunu varsa onu bu koalisyon yoluyla çözmeli."

"Irak'ın Suudi Arabistan ile hiç sorunu olmamalı"

Irak-Suudi Arabistan ilişkileri hakkında Samarrai, şunları söyledi:

"Irak'ın Suudi Arabistan ile sorunu olmamalı. Çatışmayı gerektirecek hiçbir mesele yok ve en ufak bir çekişmemiz bulunmuyor. Suudi Arabistan'ın belli bir ülkeyle sorunu olabilir ama bu bizi neden ilgilendirsin ki? Ulusal bir Irak için Suudi Arabistan ile tüm ilişkileri değerlendirmek lazım."

Türkiye, uluslararası koalisyonun bir parçası"

Irak'ın hiçbir ülkeyle ilişkilerini geriletecek ve olayları tırmandıracak girişimlerde bulunmaması gerektiğini ifade eden Samarrai, şöyle devam etti:

- "Türkiye uluslararası koalisyonun bir parçasıdır. Bu koalisyona üye ülkelerin her biri terörle mücadeleye belli yöntemlerle destek sunuyor. Türkiye'ye polis ve Haşdi Vatani'den oluşan Iraklı güçleri eğitme rolü verildi. Sorunlar da (Musul ve Başika) buradan başladı. Türk eğitim güçlerinin Başika'da bulunması Irak'ın ulusal egemenliğine aykırı olarak nitelendirildi ancak bu ulusal egemenlik iki hükümetle (merkezi hükümet ve Kürt yönetimi) temsil ediliyor. Bu nasıl bir ulusal egemenlik? Merkezi hükümetin Kürdistan bölgesinde hiçbir etkisi yok. Bir diğer konu da ABD'li ve Fransız eğitmenleri koruyan güçler gibi bölgede bir yılı aşkın süredir Iraklı güçleri eğitmek için bulunan Türk eğitmenleri de koruyan bir gücün mutlaka olması gerekir. Terör örgütü PKK, eskiden sadece Kandil'de bulunurken son dönemde IKBY'deki faaliyetini artırdı ve Sincar'da kendine alan açarak, Yezidi ve bazı Arapları silahlandırarak safına kattı. Türkiye, PKK'yi milli güvenliğini tehdit eden unsurlardan biri olarak görüyor ve koalisyonun parçası olarak Musul'un kurtarılmasında Irak hükümetine destek olmak istiyor. Bu güçler tamamen eğitim amaçlı ve Irak hükümetinin bilgisi dahilinde orada bulunuyor. Irak, Türkiye'nin milli güvenliğine karşı tedbir alma sorumluluğunu idrak etmeli."

"DAEŞ, bu yıl bitebilir ama sonrası riskli"

Irak İslami Partisi lideri Samarrai, Irak'ta 2016 yılının DAEŞ'ten kurtulma yılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek, terör örgütü DAEŞ sonrası oluşacak dönemde, ülke içinde meydana gelmesi muhtemel iç çekişmelerden dolayı ülkenin büyük risk taşıdığı uyarısında bulundu. Samarrai, ABD ve koalisyonun Irak'ta sadece bölgeleri kurtarmak değil, ülkede oluşabilecek boşluğa dikkat edilmesi gerektiğini anlatarak, "Bu boşluk bize DAEŞ gibi çeşitli gruplar doğurabilir" dedi.