Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Ankara’da kurulan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, bilim ve teknolojiye katkıda bulunacak, donanımlı bireyler yetiştirmek amacıyla ülkemizin 97. ve başkentimiz Ankara’ nın 5. devlet üniversitesi olarak 2010 yılında kurulmuştur. Kısa zamanda Üniversite Yerleştirme Sınavları sonunda programlarımızın tamamı ilk 10’da; hatta pek çok programımız ilk beşte yer almaktadır. Üniversite ismini, Osmanlı Sultanlarının dördüncüsü iyi bir eğitim alan Bayezid Han’dan (1360-1403) almaktadır. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, dinamik, çalışkan, sempatik, proaktif  bir profil çiziyor. Öğrenci merkezli bir eğitim anlayışı ile yükseköğretime yepyeni bir soluk getirmek üzere yola çıktıklarını belirten rektör Doğan, “Yıldırım Beyazıt Üniversitesi olarak, ülkemize ve dünyamıza eğitim ve bilim alanında en üst düzeyde hizmet verebilmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Üniversitemiz, vizyonunu ve misyonunu sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin ve Dünya’nın  sayılı üniversitelerinden birisi olmak şeklinde belirlemiştir” dedi. Rektör Profesör Metin Doğan ile yaptığım mülakatla baş başa bırakırken katkılarından dolayı üniversite genel sekreter yardımcısı ve basın koordinatörü Kadir Ali Seçer’e de çok teşekkür ediyorum. 
Üniversite kampüsünüz nasıl teşekkül etti, bunun bir hikâyesi var mı?
Yıldırım Beyazıt (Sultan Beyazıd) tarihimizde önemli bir şahsiyet olduğu gibi Ankara açısından da sembolik öneme haiz bir kişidir. Üniversitemizin kuruluşunda Sayın Cumhurbaşkanımızın da işaretiyle (o zaman Başbakanlık makamındaydı) Ankara Merkezle birlikte Esenboğa alanını  kuzey Ankara’yı içine alan Ankara’nın Kuzey bölgesinde bir külliye alanının tespit edilmesi kararı alınmıştır. Merkez külliyenin, üniversitemizin adına uygun şekilde, Ankara savaşının geçtiği alanda inşa edilmesi kararlaştırılmış ve bu doğrultuda Osmanlı-Selçuklu mimarisi temel alınarak son model teknoloji ile altyapısı ve üstyapısı hazırlanma safhasına geçmiştir.
Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
Üniversitemiz kuruluş itibariyle genç bir üniversite olmasına rağmen, ama işlev ve her alanda geldiği nokta itibariyle yeni üniversitelerden ayrışmaktadır. Henüz 5. yılına girmişken öğrenci sayısı 12 bine yaklaşmıştır. Hazır bir yerleşke ortamına sahip olmadan kısa vadeli çözüm olarak  sürede eğitim ve öğretime başlayabilmek amacıyla, kamu kuruluşlarındandan temin ettiğimiz alan binalarda eğitimimize başladık ve bu güne kadar devam ettik. 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında açılacak olan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Merkez Külliyesi birinci etap inşaatı tamamlanacaktır. 
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Üniversitelerin genel manada sorunları var elbette. Ama buna ek olarak yeni kurulan üniversitelerin de ayrıca sorunları mevcuttur. Yönetimsel sorunlar, hantal bürokrasi, araştırmacılara yönelik geçici ve sözleşmeli bir kadrosunun olmaması, bilim adamı yetiştirecek Post Doktora programlarının olmaması ve görev tanımlarının yeterince açık olmaması,  rektörlük seçimlerinin varlığı, kadro ve kadrolaşma, bunun neticesinde bilim yuvalarına hiç uymayan kutuplaşmalar, kadroların memur mantığı ile kullanılması ki, bunlar sözleşmeli akademik personel statüsünde olmalı. Buna ilaveten yeni üniversitelerin tabiki nitelikli eleman, fiziksel ortam bütçe, kurumsallaşma gibi sorunları mevcut.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Ankara’nın merkezinde yaklaşık 50 yıl aradan sonra kurulan ilk devlet üniversitesi olma özelliğine sahiptir. Üniversitemiz Araştırma Üniversitesi olarak tasarlanmıştır ve bu nedenle lisansüstü programlara önem vermektedir. Şu an itibariyle 124 lisansüstü program açmış bulunuyoruz. Öğrencilerimiz kaliteli bir eğitim almış olmanın ötesinde lisansüstü eğitimlerine kendi üniversitelerinde ve anlaşmalı olduğumuz yabancı üniversitelerde devam etme şansına sahip olacaklar. Hedefimiz yüzde 50 lisansüstü öğrenciye sahip olmak ve bu sayede taşradaki üniversitelerimize akademisyen yetiştirmektir.
Hedefiniz tamamen uluslararası bir üniversite mi olmak?
Evet. Hedefimiz Uluslararası standartlarda bir üniversite olmak. Üniversitemizin kuruluşundan itibaren ortaya koyduğumuz vizyon ve hedefler çerçevesinde akademik, idari ve fiziksel yapılanmaları gerçekleştirilen tüm fakültelerimiz kendi alanlarında iddialıdır. Lisans eğitimimiz büyük oranda İngilizcedir.
Ancak sağlık, mühendislik ve sosyal bilimler güvenlik alanında sahip olduğumuz olağanüstü deneyimli kadrolar dikkate alındığında Tıp, Hukuk ve Mühendislik fakültelerinin öne çıktığını söyleyebiliriz. Bununla beraber diğer fakültelerimizin akademik kadrolarının da bu alanların tamamında da ön saflarda olan söz sahibi akademisyenlerden müteşekkil bir üniversite  olduğumuz görülecektir. Nitekim kontenjanlarımızın yüzde 100 dolu olması ve tercih edenlerin de üst puan dilimlerinden olması daha 5. yılında üniversitemizin fark edildiğinin en önemli ispatıdır.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır? 
Geçmişte yaşanan bazı tecrübelerden gerekli derslerin alındığını ve öğrenciler arasında kutuplaşma ve çatışma ortamının minimize edildiğini söyleyebilirim. Gerek yurt içi gerekse Uluslararası alanda sağlanan yeni imkânlar öğrencilerin önünü açmaktadır. Biz bu imkânların maksimum düzeyde öğrencilerimiz tarafından değerlendirilmesi noktasında elimizden gelen her şeyi seferber ediyoruz.
Öğrencilere burs veriyor musunuz?
Öğrencilerimize sosyal aktivite imkânlarının yanında ortalama yüzde 25 civarında burs imkânı hedeflemekteyiz.
Yeni Türkiye’nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?
Son dönemde yaşanan küresel bazı gelişmelerin yanında ülkemizde de bir öze dönüşün, tarihî misyonu üstlenme şuur ve inisiyatifinin ortaya çıkmasıyla Türkiye gerek bölgede, gerekse küresel bazda önemli bir aktör haline gelmiştir. Bu tabii olarak kamu-özel tüm kurum ve kuruluşları da yeni bir yapılanmaya, yeni anlayışa yönelmelerini elzem kılmaktadır. Bu en çok da üniversiteleri dolayısıyla üst yönetici olarak rektörleri ilgilendiren bir durum. 
Yeni YÖK kanunu size göre nasıl olmalıdır genel ve temel olarak?
Üniversitelerde öğretim üyeleri başta olmak üzere, idari personeli hatta öğrencileri bile kutuplaştıran seçimlerin, öncelikle üniversite ortamından uzaklaştırılması çok önemli. Maalesef diğer alanlarda olduğu gibi üniversitelerde de seçimler sonucu belirlemekten uzak, bilimsel ve objektif kriterlerin bir kenara itildiği, yükseköğretim kurumlarında olmaması gereken bir tonda gerçekleştirilmektedir. Öğretim elemanlarının proje bazlı finansal kaynaklara ulaşabilmelerinin yolu açılmalı ek ders yükünden kurtulmalıdırlar. Performansa dayalı, objektif kriterlerle öğretim üyelerinin teşviki ve ödüllendirilmesi sağlanmalı. Üniversitelerde araştırmacı kadroları ve doktora sonrası araştırma programları açılmalıdır.
Üniversite öğretim üyelerinin bildiri yayınlayarak devleti suçlamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu akademik özgürlükle ilgili bir konu değildir. Bu vatanda yaşayan her vatandaşın olduğu gibi akademisyenlerin de topluma-millete ve devlete karşı sorumlulukları vardır. Herkes gibi hatta herkesten daha fazla akademisyenlerin bunun bilincinde olmaları gerekir. Eleştiri hakkını kullanma bahanesiyle on yıllardır değişik maskelerle, açıktan ve dolaylı en vahşi yöntemlerle, insanımızın canına ve devletimizin ve milletimizin bekasına kastetmiş terör örgütlerini özgürlük savaşçısı, kendilerini yetiştiren ve hala her türlü imtiyazı tanıyan devleti, halkına terör uyguluyor yalanıyla, itham eden zihniyetin yerli ve milli olan her değere nasıl saldırdıklarına, yerli ve milliliği savunanları ortadan kaldırmak için eli silahlı çetelere nasıl fetvalar hazırladıklarına yakın tarihimiz şahittir, milletimiz şahittir. İçinde insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlük, evrensel değerler, demokrasi gibi içini boşalttıkları kavramlarla sadece iç ve dış hamilerine mesaj gönderiyorlar. Bu millet artık bu tür oyunlara gelmiyor. Yerli ve millî olan, evrensel ölçülerde donanıma sahip ama milli kültürüne bağlı, milletine ve devletine hizmeti önemseyen akademisyenlerin varlığı umut verici bir gelişmedir.

Kimdir?

Prof. Dr. Metin Doğan 1967 yılında Bolu Gerede’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1990’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden, doktora eğitiminde ise 1995’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalından mezun oldu. 2005-2007 yıllarında Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kurucu Başhekimliği yaptı. 2007-2010 yılları arasında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği yaptı. 2010’da Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Profesörü oldu. 2010-2011’de Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kurucu Rektörü olan Doğan, hâlen görevini sürdürmektedir. 2006 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından “Ankara ili Yılın Doktoru”, 2013 yılında Çağdaş Demokratlar Birliği tarafından da “Yılın Rektörü” ödüllerine layık görülen Profesör Doğan’ın 47’si ulusal 71’i uluslararası, toplam 118 bilimsel eseri bulunmaktadır.

Y. Beyazıt Üniversİtesi Künyesi 

Eğitimde yeni bir soluk

Kuruluş Tarihi: 2010 - Ankara
Akademik Birimleri: 12 Fakülte, 5 enstitü: 1 Yüksekokul (Yabancı Diller). 1 Devlet Konservatuvarı, 1 Meslek Yüksekokulu. 
Uygulama araştırma Merkezi: 13, 
Öğrenci kulübü sayısı: 63
Öğrenci Sayısı: Lisans: 8241, Lisansüstü: 3090, Toplam. 11 bin 331.  
Program Sayısı: Lisans: 37, Lisansüstü: 124
Yabancı öğrenci sayısı: 85 ülkede 1059, Yabancı uyruklu öğretim elemanı: 27
Akademik personel: 953, İdari personel: 249
Misyon: Bilimsel bilginin üretilmesini, yayılımını, sosyal ve ekonomik faydaya dönüşümünü sağlamada yetkin bir üniversite olmaktır. 
Vizyon: Ulusal ve küresel kültürün insanlık değerleri üzerinde yükselmesine yardımcı olan akademik, idari ve mali özerkliğe sahip bir dünya üniversitesi olmak.