Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) olası faiz artırımının Türk bankacılık sektörüne etkisiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, böyle bir tablonun oluşması halinde, özellikle Merkez Bankası'nın yürüttüğü fonlama politikaları ve likiditedeki sıkılaştırmaya bağlı olarak, mevduat ve uluslararası borçlanma maliyetleri ile fonlama açısından çok ciddi bir yükseliş beklemediğini söyledi. Bankanın 91. kuruluş yıl dönümü kapsamında AA'ya açıklamalar yapan Bali, şu ana kadar belli yükselişlerin oluştuğunun altını çizerek, sektörün yüzde 3.5'lerin altına inen net faiz merjı ile çalıştığını söyledi. 10-15 yıldır süren gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu konjonktürün sonuna gelindiğini kaydeden Bali, Merkez Bankası açısından doğrudan müdahale gerektiren olaylar yaşandığını belirtti. Bali, "Şu anda yaşadığımız hadiseler, daha ileri bir parasal sıkılaştırmaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor" dedi. Gelecek yıl kredi mevduat faizlerinde çok majör bir yükseliş beklemediklerini söyleyen Bali, yükselen her faizin finans kesime zarar verdiğini kaydetti. Döviz kurunun Mayıs 2013'ten bu yana sepet bazında yüzde 46, dolar bazında yüzde 60 arttığına işaret eden Adnan Bali, yüzde 30'a kadarlık bir kur artışının kredi riski açısından tolere edilebileceğini söyledi. Döviz kurlarında bütün meselenin spekülatif talebi uyarmamak olduğunun altını çizen Bali, şöyle devam etti: "Spekülatif talebi uyardığınızda bana göre aşılmayacak seviye yoktur. Bu, hiç doğru bir şey değildir. Rezerv politikaları da spekülatif talebe yetmez. Ben bunu şöyle ifade ederim sıklıkla; keskin ihtiyaç olduğunda hiçbir rezerv yeterli değildir. Fed'den boru döşetseniz bile… O, kazanma saikine inanarak fiktif bir talebi ortaya koyuyor. Karşılamanız mümkün değil."

'Radarımızda gelecek vadeden ülkeler var'
? Bankanın yurt dışı faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Adnan Bali, "Radarımızda potansiyel ifade eden, gelecek vadeden ülkeler var. Azerbaycan çok uzun süredir radarımızda, oradaki çalışmalarımız sürüyor. Çok esnek politikalarımız var ve bu esnek politikalar, o piyasanın da mevzuat dâhil ticari gereklilikleri dikkate alınarak şube açılmasını gerektiriyorsa şube, bir satın alma fırsatı varsa banka satın alma şeklinde, hatta lisans başvurusunda bulunarak bu şekilde bir banka oluşturma, kurma şeklinde de olabiliyor. Ama şunu da ifade etmeliyim ki; içinde bulunduğumuz konjonktür, bu konuda maalesef arzuladığımız kadar atak bir politika yürütmeyi gerçekçi olmaktan çıkardı" dedi.