Yetenek ve potansiyelleri yüksek kadınların aynı zamanda daha uzun zaman geçirmelerine rağmen istihdamda yer almamaları, izlenen devlet politikasında değişim gerekliliğine işaret ediyor. 


Piyasanın üretkenliğinin ifadesi olan ekonomik büyümeye karşın ekonomik bir diğer gösterge olan toplumsal kalkınma, toplumdaki iyiliğin ifade ediyor. Türkiye'de ekonominin büyüme oranlarının artışı ve daha çok inşaat sektörü üzerinden izlendiğini söyleyen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, toplumsal kalkınma ve büyüme farkını aktardı: 
“Büyüme ve kalkınma arasında çok ciddi fark var. Büyüme kolay, örneğin bir çocuğa pasta yedirdiğiniz zaman büyür ancak bu doğru bir beslenme değildir. Kalkınmayı düşünelim, bir tek pastayla olmaz, doğru besinler gerekir. Bir ekonomi için en doğru besin, erkeği ve kadını eşit olan, onları faydalı bir şekilde ekonominin içine katmaktır”. 


“YÜKSEK TAHSİLLİ EV İŞÇİSİ OLARAK KADINLAR” 
Türkiye'de hayat süresi ortalamaları, nüfus istatistiklerine dayanarak niteliksel bir gösterge olan toplumsal kalkınmayı yorumlayan Prof. Dr. Emre Alkin, kadınların istihdamından söz edilmesi gerektiğini vurguladı: 
“Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşıyorlar. Nüfus açısından da kadın nüfusu erkek nüfusundan azıcık daha az, hal böyleyken kadın nüfusunun istihdamından bahsedilmesi gerekiyor, fakat kadınların iş gücüne katılımı her yıl düşüyor. Daha da ilginci, kadınların dil bilme kabiliyeti ve bir okula gidip okulda devam etme süreci erkeklere göre daha uzun ve daha iyi durumda. Buna rağmen biz evlerinde oturan yüksek tahsilli kadınlardan bahsediyoruz”. 


EKONOMİK ÖZGÜRLÜK YOKSA…. 
Kırsal kesimde tarımda çalışanların çoğu kadının kayıt dışı istihdamda yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Alkin, eve para getirenin kadın olmasından vazife çıkaran devletin yapılacak yardımları kadına verdiğini söyledi. Alkin, 
“Bizim istediğimiz kadınların bakıma muhtaç olmaları değil. Kadınlar, tam tersi hem tahsil, hem yaş ortalaması hem de teknik seviye açısından erkeklerle yarışabiliyorlar. Bu nedenle istihdam edilmeleri ve kendi gelirlerini kazanır hale gelmelerini istiyoruz. Devlet, erkek ve kadın cinsiyet ayırmadan her vatandaşına iktisadi özgürlüğünü vermiyorsa bu durumda siyasal özgürlüğünü de vermeye niyeti yoktur” dedi. 


“YA ALTIN YA TENEKE KAFES” 
Türkiye'de öğretim imkânları olan kadınların da istihdamda yer almadığına dikkat çeken Prof. Dr. Alkin, kadınların bir şekilde kafeste olduğunu söyledi: ;
“Dünyanın en önde gelen aileleri Türkiye'de, onların kız çocukları iyi bir öğretim hayatına sahipler ancak pek az ihtimalle kendi şirketlerinde yer bulabiliyorlar. Kadın, hayırlı bir kısmet buluyor, falanca üniversiteden mezun 'saygıdeğer kız' unvanı alıp bir süre sonra anneliğe terfi ediyor. Onların bakıma muhtaç bir durumları yok ama sonuçta onlar da altın bir kafeste oturuyorlar. Türkiye'de kadınlar ya teneke ya altın bir kafeste oturuyorlar”. 


'MERKEZİNDE EĞİTİM VAR' 
Alkin, kalkınmadan söz edildiğinde bunun bir parçası olarak, toplumda kadın ve erkeğin birbirini anlamasında meselenin temelinde eğitim olduğunu söyledi: 
“Türkiye Cumhuriyeti kadınlara sırtını dönmüştür. Kadınlara alın size geçinebileceğiniz kadar para verelim, siz evinizde oturun demektedir. Ne köprüyle ne havaalanıyla ne de inşaatla Türkiye bir yere gelmez. Birbirini anlamayan kadın ve erkeğin arasında en uzun köprü bile çare olamaz. Bu yüzden iki tarafın yan yana gelip çalışmayı öğrenmesi gerekiyor, bunun da en merkezine oturacak şeyi eğitim”.