Nuri Elibol ANKARA
Başbakan Ahmet Davutoğlu, gazetelerin Ankara temsilcilerini dün kahvaltıda bir araya geldi. Gazetecilerin erken seçimden, terörle mücadeleye gündemdeki konularla ilgili sorularını cevaplayan Başbakan Davutoğlu şunları söyledi:
(Koalisyon görüşmeleri) Ben her şeyi yaptım. Onu dememiş olsaydım görevi iade etmezdim. Şimdi önüme kongre ve diğer konuları aldım ona bakıyorum. Arkada bütün ihtimalleri tüketmeden görevi iade etmezdim. 
Sayın Kılıçdaroğlu'yla bir yöntem mutabakatına vardık yani bir koalisyon mutabakatına varmadık ilk görüşmede. Bunu zaman kazanmak için yapmadık. Eğer biz 'uzun dönemli koalisyon' diye yola çıkıp birkaç ay sonra görüş ayrılıkları dolayısıyla bir bunalımla karşılaşılsaydı ülke çok daha farklı, telafi edilemez zararlarla karşı karşıya kalabilirdi.
Sayın Bahçeli de tavrını net bir şekilde ifade etti ben daha teklifte bulunmadan. Bu anlamda bir teklif var da reddedilmiş falan da değil. 
(Seçim hükümetinde görev paylaşımı nasıl olacak?) Böyle bir görevlendirme olması durumunda göz önüne alacağım şey ehliyet, liyakat ve uyumdur, ama bunun için erken. Açık söyleyeyim ben 23 Ağustos'tan önce bu sorunun parti genel başkanları tarafından Meclis'te çözülmesini daha doğru buluyorum. Meclis Cumhurbaşkanını böyle bir karar almaya zorlanmamalıydı. Erken seçime Meclis kararıyla gidilemiyorsa, bir, iki, hatta üç partiyle bu koalisyon hükümeti kurup da seçime gidebilirdik. Ama bu sefer başarısızlık neticesi gitmiş olmazdı kendi irademizle gitmiş olurduk, hala ben bu kapıyı açık bırakmaya taraftarım. Eğer tekrar görüşlerini gözden geçirirlerse CHP, MHP, AK Parti birlikte genel başkanlar oturup konuşabiliriz.
(HDP'nin bu kabinede yer alacak olması) HDP'nin söylemlerine politikalarına karşı olabiliriz. Ama HDP'ye oy vermiş seçmene saygımız vardır. HDP'yi meclise biz getirmedik. Mecliste ortaya bir hükümet çıkmamasının sorumlusu biz değiliz.
(Döviz kurundaki hızlı yükseliş) Belirsizliklere rağmen, dünyadaki genel dalgalanmadan büyük bir ayrışma trendi göstermiyor bize; bu olumlu bir şey. Bu tür olabilecek şoklara karşı ekonomimize ve piyasamıza güvendiğimiz için her an her görüşmeyi yapıyoruz. Kaygılandırıcı bir durum yok.
(Kongre tarihinin 12 Eylül olması) 12 Eylül önüme güzel bir pas olarak gelmişse o tarihi atlamak doğru olmazdı. Hem 12 Eylül müdahalesine karşı demokrasinin kalesi olarak AK Parti'nin sesini yükseltmek, hem de 12 Eylül 2010'da yaptığımız referandumda 12 Eylül Anayasası'nın en kapsamlı değişikliğini yapmış bir parti olarak kongre yapmak. Bu kararla iki mesajı vermiş olduk. 
Kongre kaygım yok. Ola ki başka bir arkadaş da aday olmak isterse bu da onun en doğal hakkıdır. Partiden büyük kongre sonrası yetki almış olarak seçime gitmeyi ben daha doğru ve demokratik tutum olarak görürüm. Geçen sene kongre olağanüstü kongreydi. Olağan bir kongreden yetkimi alırım, o yetkiyle partimi ve ülkeyi seçime götürürüm. 
(Cumhurbaşkanı'nın koalisyonu engellediği iddiaları) 7 Haziran öncesinde bazı partiler kampanyalarını sadece AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı odaklı yürüttüler. Bunu yine seçimin odağı yapmayı düşünmek doğru yöntem değil. Cumhurbaşkanlığı makamıyla ilgili tartışmaların özellikle, yani sürekli muhalefetin bunu gündemde tutması ve geçen seçimi de sadece buna neredeyse odaklayan bir propaganda takip etmeleri artık toplumumuzu yordu bunu açık ifade edeyim.